instruction
stringclasses 1
value | input
stringlengths 14
68.2k
| output
stringlengths 8
150
| inst_no
int64 0
0
| system
stringclasses 1
value |
---|---|---|---|---|
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: “Glee” isimli gençlik dizisiyle geniş bir hayran kitlesi edinen ’in Los Angeles’ta intihar ettiği belirtildi. TMZ isimli internet sitesi, Salling’in kendisini astığını iddia ederek cesedinin evinin yakınındaki küçük bir beyzbol sahasında bulunduğunu açıkladı. 35 yaşındaki oyuncu hakkında daha önce 50 bini aşkın çocuk pornosu materyali bulundurduğu iddiasıyla dava açılmış ve ünlü aktör, mahkemeyle anlaşmaya giderek, hakkındaki suçlamaları kabul etmişti. Depresyona girdiği için akıl sağlığının yerinde olmadığı söyleyen Salling'in Mart ayında görüiecek karar duruşmasında 4 ila 7 yıl arası hapis cezası alacağı öngörülüyordu. | Ünlü oyuncu Mark Salling intihar etti | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Elazığsporlu Deniz Yılmaz ve Serdar Gürler ile bugün anlaşmaya varan Trabzonspor'un, geçen sezon pilot takımı 1461 Trabzon'dan kiralık olarak kadrosunda bulundurduğu Yusuf Erdoğan ile de 4 yıllık ön sözleşme imzaladığı öğrenildi. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre bordo-mavili kulübün başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'nun, futbolcun menajeri ile İstanbul'da anlaşmasının ardından Yusuf Erdoğan ile Trabzon'da 4 yıllık sözleşme yapıldı. Yusuf Erdoğan ile transfer döneminin resmi olarak başlayacağı 10 Haziran'dan sonra basın huzurunda sözleşme imzalanacağı belirtildi. 22 yaşındaki oyuncu, geçen sezon Trabzonspor'da ligde 4 gol, 6 asist, UEFA Avrupa Ligi'nde de 2 gol, 1 asist ile oynamıştı. | Trabzonspor genç futbolcu ile sözleşme imzaladı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, CHP Ankara Milletvekilleri Necati Yılmaz, Şenal Sarıhan ve CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir’den oluşan CHP heyeti, 28 Nisan günü Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazetemiz yazar, yönetici ve çizerlerini ziyaret etti. Heyet, ziyaretin ardından tutuklu bulunan yazar, çizer ve yöneticilerimizin mesajlarıyla birlikte heyetin değerlendirmesinin de bulunduğu bir rapor hazırladı. Görüşmelerin ardından CHP heyetinin yaptığı ortak değerlendirme ise raporda şöyle yer aldı: “15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile birlikte iktidar, kendi gibi düşünmeyen muhalifleri aynı torbanın içine koyarak, bir cadı avı başlattı. Cumhuriyet gazetesi yazarları ancak darbe girişiminden 1 yıl, tutuklanmalarının üzerinden 9 ay geçtikten sonra 24 Temmuz günü hâkim karşısına çıkabilecekler. Cumhuriyet gazetesi gibi kurulduğu günden itibaren terör örgütlerinin karşısında bir yayın politikası izleyen, AKP iktidarının Gülen hareketiyle kol kola olduğu dönemlerde dahi FETÖ aleyhinde yayın yapan bir gazeteyi, FETÖ ve PKK ile aynı çizgide göstermek, bu süreçte yaşadığımız çok sayıdaki ironiden yalnızca biri. Görüştüğümüz isimler FETÖ üyesi olmakla suçlandıkları için kendilerine daha ağır koşulların dayatıldığını, bu noktada bir çifte standart olduğuna dikkati çekiyor.” Tutuklu yazar, çizer ve yöneticilerimizin CHP heyeti aracılığıyla verdiği mesajlar ise şöyle: Akın Atalay: Kendi suçlarını itiraf etmişler. İddianameleri kurgu, biz olgularla çürüteceğiz. 4 gün önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın kardeşi Fatsa’da FETÖ imamı diye manşet yapıldı, 4 gün sonra operasyon oldu. 17 tanık var, FETÖ dönekleri. Hüseyin Gülerce, Cem Küçük, Latif Erdoğan tanık. 24 Temmuz’da çarşı karışacak. Bizi destekleyen insanların başını yere düşürmeyiz. Gazetemizi, gazeteciliğimizi, cumhuriyetimizi, mesleğimizi ve bunların onurunu yere düşürmeyiz. Siyasi karar vericiler bizim burada olmamızı öngörüyor. O yüzden buradayız. Bizi buraya hâkim ve savcılar koymadı. Yurtdışındaydım, geldim, teslim oldum. Referandum sonuçlarından umutluyuz. Oy atma anı itibarıyla demokratikti. Seçim süreci bütünüyle demokratik bir süreç değildi. Teslim olmamızı istiyorlar, bizim üzerimizden basını suçlamak istiyorlar. Murat Sabuncu: AB, ABD istiyor diye değil Türkiye için demokrasi istiyoruz. İnsan hakları, özgürlük istiyoruz. 16 Nisan çok önemli bir ders verdi. “12 dakika Kemal Kılıçdaroğlu darbecilerle konuşmuş’’ haberi yaptılar. Konuştularsa nerede? Sırf referandum için iftira attılar, şimdi unutuldu, gitti. Hızlı ve adaletli yargılama istiyoruz. AYM üç emsal dosya inceleyecek. Gazeteci Nedim Şener’in görüşmecisiydim. AKP, FETÖ ile işbirliği yaparken biz bu insanların suçsuzluğunu anlattık. O dönem FETÖ’nün hedefi olduk, şimdi FETÖ’ye yardımdan buradayız. Kim olduğunu bilmediğim telefonlar nedeniyle yargılanıyorum. Ama er geç gazetecilik kazanacak. Avukat görüşü haftada bir gün bir saat. Daha önce her an avukatla görüşebiliyorduk. Mektup niye yasak? Etkinlik hiç yok. Hafta bir gün bir saat spor yapabiliyoruz. Tam tecrit halindeyiz. Bir haftada 168 saat var, sadece iki saat dışarı çıkabiliyoruz. Bir saat avukatımızla, bir saat aileyle kapalı görüş yapabiliyoruz. Musa Kart : 24 Temmuz 2017’de, 9 ay tutuklu kaldıktan sonra hâkim karşısına çıkabileceğiz. Yani önce ceza, sonra savunma. Eğer bu sıralamayı garip bulmazsanız, bir hukuk devleti olduğumuzu düşünebilirsiniz. 35 yıldır sadece karikatür çiziyorum. Ve hakkımda 29 yıla varan hapis cezası isteniyor. Evet, şaka gibi... Belki de bugüne kadar böyle çarpıcı ve vurucu bir espri yapamadığım için cezalandırılmayı hakettim, kim bilir. Güray Öz: Bulabildiğimiz kitapları okuyabiliyoruz, koşullar kötü. Yıllardır gazeteciyim, 12 Eylül dönemi koşullarında dahi böyle şartlarla karşılaşmadık. Turhan Günay: CHP’ye ve Kemal Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum. OHAL ciddi bir cezalandırma biçimi oldu. Uzun tutukluluk, cezaya dönüştü. Adalet yok edildi. İddianamemiz ancak 18 Nisan’da kabul edildi. Bülent Utku: Burada özellikle OHAL’den kaynaklanan koşullar nedeniyle, görüşme hakkımız başta olmak üzere çok sayıda hakkımız kısıtlanıyor. Adeta tecrit altındayız, duruşmamızın gerçekleşeceği günü bekliyoruz. Kadri Gürsel: 5.5 ay iddianame bekledik. Serbest bırakılırsak tutukluluğumuzun üzerinden 9 ay geçmiş olacak. Asılsız ve delilsiz suçlamalarla tutuklandık. Bu, insan hakkı ihlalidir. İddianame çıkmış olmasına rağmen uzun tutuklulukla cezalandırılmaya devam ediyoruz. CHP’ye teşekkür ediyorum. ByLock ile ilişkili oluşumun tek sebebi olabilir. 2014’te TV’de program yaparken o dönemde emniyette düzenlenen FETÖ operasyonlarına karşı örgütün giriştiği medya kampanyası çerçevesinde defalarca arandım ve mesaj gönderildim. Ben içerideyim, Hüseyin Gülerce dışarıda. İddianamenin ironik tarafı tam da bu. Ben içerideyim, FETÖ’yü cansiperane savunan Gülerce, tanık. Aktif bir gazeteci telefonla insanlarla konuşabilir. Konuştuklarımın ByLock kullanıp kullanmadığını bilemem. Bana çamur atmaya çalışıyorlar, ama tutmaz. 20’den fazla ilde farklı meslek sahipleri ile nasıl ilişkim olabilir? Konuştuğum her şey mesleki çerçevededir. ByLock’tan nasıl haberim olabilir? 30 yılı aşkın meslek hayatımda hesap veremeyeceğim bir tek görüşmem yoktur. Gazeteciliğimi şeffaflık ve hesap verme üzerine kurarım. Kapalı kapılarda da söylediğim şeyleri TV’de, gazetelerde dile getiririm. Gazetecilerin ve milletvekillerinin bırakılması lazım. Mustafa Kemal Güngör : Bu hukuki bir operasyon değil, siyasi bir operasyon. Amaç, zihinsel olarak sağlam çıkmak. 180 gündür buradayım, memleketim için buradayım. Demokrasi mücadelesi olan bir insan olarak tutuklu olmam beni de üzüyor. 2019 için ‘hayır bloku’nun birlikteliği üzerine kuralım, birlikte yaşama projesi geliştirelim. Cezaevinde nereye dönseniz ya bir milletvekiline, ya bir aydına, ya bir gazeteciye çarpıyorsunuz. Buradaki birlikteliğin, dışarıda da devam etmesi gerekiyor. Demokrasi adına katlanacağız. Tecrit altındayız. OHAL nedeniyle ortak alan yok. 3 kişi birbirini görmüyor. Ahmet Şık: Cemaat yargılaması ile bugünkü yargılama arasındaki tek fark, onlar delil üretiyorlardı, şimdi delile de gerek yok. Korkunç bir kötülükle karşı karşıyayız. Bu yargıçlar, çocuklarının yüzüne nasıl bakıyorlar. Bana önce FETÖ’cü dediler, baktılar ki bu tutmayacak, PKK’ye döndüler. | İçeride umut ve direnç var | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: TBMM’nin 25. dönem çalışmaları, yarın yapılacak yemin töreniyle başlayacak. Oturumu en yaşlı üye sıfatıyla CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal yönetecek. Terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ın yeğeni HDP Milletvekili da Başkanlık Divanı’nda görev yapacak. Baykal, görevi eski başkan Cemil Çiçek’ten devraldıktan sonra saat 14.00’te Atatürk Anıtı’na çelenk koyacak ve ardından saat 15.00’te özel oturumu yönetecek. 77 yaşındaki Baykal, TBMM’nin diktirdiği frakla kürsüdeki yerini alacak. Baykal Meclis Başkanı seçilmese de ölçüler üzerine göre alındığı için frak kendisinde kalacak. Meclis, tek kullanım için pahalı olduğu eleştirilerine karşın, Baykal’ın frağını bin 100 TL’ye erkek giyiminin öncü markalarından birine diktirdi. , yemin gününde ilk uzun mesaisini yapacak. 550 milletvekili teker teker kürsüye çıkıp anlaşılır şekilde, Türkçe olarak Anayasa’da yazılı milletvekili yeminini okuyacak. Bu, her vekil için yeminin 1 dakika sürdüğü hesaplandığında, hiç ara verilmese bile yaklaşık 10 saatlik bir mesai anlamına geliyor. Uzun mesai nedeniyle en genç 6 milletvekili geçici katip üye sıfatıyla TBMM Başkanlık Divanı’da Baykal’a yardımcı olacak, dönüşümlü olarak milletvekillerinin isimlerini okuyacak. TBMM Başkanlık Divanı’da görev yapacak genç vekiller şunlar: HDP/Tuğba Hezer-1989, AK Parti/Fatma Gaye Güler-1988, HDP/Dilek Öcalan-1987, AK Parti/Abdurrahim Boynukalın- 1987, HDP/Enise Güneyli-1986, AK Parti/ Sena Nur Çelik-1986. Yemin töreninin ardından Meclis Başkanı adaylarının başvuru süreci için genel kurul çalışmalarına 5 gün ara verecek. Bu sürenin sonunda Meclis Başkanlığı seçiminin ilki turu yapılacak. Bu arada milletvekillerinin yemin günü odalarını kullanabilmeleri için dün TBMM Başkanlık Divanı salonunda parti gruplarının temsilcileri eşliğinde kura işlemi yapıldı. | Dilek Öcalan Başkanlık Divanı’nda görev yapacak | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Bebek sahibi olmak istemeyen kadınların en çok tercih ettiği yöntemlerden biri tüp bağlatma işlemi. Doğum kontrolü amacıyla ameliyatla tüplerini bağlatan kadınlar, mikro cerrahi yöntemiyle tekrar bebek sahibi olabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuri Peker, işlem sonrası en iyi koşullarda yeniden gebe kalabilme olasılığının ortalama yüzde 50 ila yüzde 70 arasında olduğunu söyleyerek önemli bilgiler verdi. Tüplerin bağlanması uygulaması 35 yaş üstü ve ailesini tamamlamış, artık bebek istemeyen kadınlara uygulanan bir gebelikten korunma tekniğidir. Kanalların bağlanmasının en önemli özelliği, bu gebelikten korunma tekniğinin daimi olmasıdır. Op. Dr. Nuri Peker, tüplerini bağlattığı halde daha sonra yeniden bebek sahibi olmak isteyen kadınlara uygulanan mikro cerrahi tekniğinin başarı oranının yüzde 50 ila 70 arasında olduğunu belirterek, konuyla ilgili şunları söyledi: Tüp bağlatma işlemi için belirli bir yaş sınırı olmamakla beraber geri dönüşü olmayan bir işlemdir. Bu nedenle ortalama 35 yaş üstü ve kesinlikle bir daha çocuk sahip olmak istemeyen çiftler için önerilen bir yöntemdir. Bunun yanında çeşitli sağlık sorunları olan ve gebe kalması sakıncalı olan kadınlarda da tüplerin bağlanması önerilmektedir. Kalıcı bir yöntemdir ve geri dönüşü oldukça zordur. * Tüp bağlama işleminde hangi tekniğin kullanılmış olduğu * Tüp bağlama işleminin üzerinden geçen süre * Tüp bağlama işleminden sonra geriye kalan tüpün uzunluğudur. Tüp açma işleminde öncelikle kapalı yöntemle ameliyata başlayıp tüpün uzunluğu değerlendirilir. Eğer yeterli uzunlukta tüp mevcut ise tüp açma işlemine geçilir. Yeterli uzunlukta tüp yok ise işleme son verilir. Tüplerin açılması işlemi mikro cerrahi tekniklerle yapılan bir işlemdir. İşlem sonrası en iyi koşullarda yeniden gebe kalabilme olasılığı ortalama yüzde 50 ila yüzde 70’dir. Bu işlem sonrası dış gebelik meydana gelme olasılığı normal popülasyona göre artış göstermektedir. | Tüplerini bağlatan kadın anne olabilir mi? | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Nerede, ne şekilde olursa olsun mutlaka teröriste ve terör faaliyetlerine karşı en kararlı, ilkeli ve etkin tutumu sergilemeye devam edeceğiz" dedi. Davutoğlu, Katar ziyareti öncesi Esenboğa Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında, Bursa'da gerçekleştirilen terör saldırısına değinerek, "Ülkemize, halkımıza, huzurumuza dönük bir saldırıdır. 8 vatandaşımız yaralandı. Elhamdülillah ağır yaralı vatandaşımız yok. Saldırıyı gerçekleştiren terörist öldü. Bir kez daha halkımıza, bu saldırı dolayısıyla direnç gösterme hususundaki kararlı tutumu dolayısıyla takdirlerimi ifade ediyorum. Geçmiş olsun dileklerimi bütün halkımıza iletiyorum." diye konuştu. Bu terör saldırılarının, Türkiye'nin terörle mücadele konusundaki kararlı tutumundan geri adım atmasına sebebiyet vermeyeceğini vurgulayan Davutoğlu, "Nerede, ne şekilde olursa olsun mutlaka teröriste ve terör faaliyetlerine karşı en kararlı, ilkeli ve etkin tutumu sergilemeye devam edeceğiz." dedi. Teröristin kimliği konusundaki çalışmaların güvenlik güçlerince sürdürüldüğünü ifade eden Davutoğlu, "İçişleri Bakanımızla Bursa Valimizle de yakın bir istişarede bulunduk, inşallah teröristin de kimliği tespit edilecek ve arkasındaki bütün güçler ağ, network ortaya çıkarılana kadar da bu çalışmalar kararlılıkla devam edecek." ifadelerini kullandı. Başbakan Davutoğlu, Katar'ın son yıllarda ilişkilerin en üst düzeye çıktığı bir ülke olduğunu, Dışişleri Bakanı olarak 15 kez Katar'a gittiğini, Başbakan olarak ilk ziyaretini gerçekleştireceğini söyledi. Katar Emiri Şeyh Temim ile İstanbul'daki son görüşmelerindeki davet üzerine bu ziyareti gerçekleştireceğini aktaran Davutoğlu, Katar'ın son dönemde hem sahip olduğu enerji ve ekonomi potansiyeli hem de uluslararası diplomasideki aktifliği sebebiyle sürekli gündemde olduğunu belirtti. Katar'ın bölge politikalarında Türkiye ile yakın bir koordinasyon içinde olduğunu, başta Suriye ve Irak'taki gelişmeler olmak üzere Katar ile yakın ilişkilerin sürdüğüne dikkati çeken Davutoğlu, şunları kaydetti: "Değişik vesilelerle Katar ile yaptığımız görüşmelerde Yüksek Stratejik Komite kurulması kararı alınmıştı. Söz konusu komitenin ilk toplantısı Sayın Cumhurbaşkanımızın aralık ayında Katar'a yaptığı ziyarette gerçekleştirilmiş oldu. Bu ziyaret sonunda eğitimden, ekonomiye, enerjiden kültüre, vize muafiyetinden güvenlik işbirliğine uzanan çeşitli alanlarda 17 anlaşma imzalandı. Dolayısıyla Katar ile ilişkilerin çok sağlam yasal bir altyapısı oluştu. Burada en önemli alanlardan birisi bu ziyaretler neticesinde ortaya çıkan askeri işbirliğidir. Katar'da TSK'nın konuşlanması konusunda bir prensip kararımız vardır. Ön çalışmalar yapıldı. Genelkurmay Başkanımızın Katar'a bir ziyareti oldu. Gerekli yasal süreçler tamamlanarak 15 Haziran 2015'te yürürlüğe giren bu anlaşmanın hayata geçirilmesine teminen aramızdaki uygulama anlaşması imzalanacak. 1,5 yılı aşkın devam eden çalışmalar ciddi bir aşamaya gelmiş olacak. Dünyada birçok barış misyonunda görev yapan silahlı kuvvetlerimiz, dost ve kardeş ülke Katar'da düzenlenen Türkiye-Katar ortak tatbikatını da geçtiğimiz ekim ayında gerçekleştirmişti. Çok başarılı bir tatbikattı. Türkiye'nin Katar'daki bu askeri mevcudiyeti, Körfez'deki istikrara ve iki ülke arasındaki yakın ilişkilerin güvenlik alanına taşınmasına imkan sağlayacaktır. Yine savunma sanayi alanında da çok yoğun bir işbirliği var. Bunu daha ileri aşamalara götürmek konusunda da kararlıyız." Başbakan Davutoğlu, ziyarette ikili ticaret hacmi ve karşılıklı yatırımların daha da artırılması konularının da ele alınacağını, en önemli konulardan birinin de Türk firmalarının Katar'da yüklendikleri projeler olduğunu, bu projelerin değerinin toplamda 15 milyar dolara ulaştığını vurguladı. Katar'ın önümüzdeki dönemde 2022 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacağını, 2030 ulusal vizyonu çerçevesinde büyük projeler gerçekleştireceğini aktaran Davutoğlu, inşaat sektöründe olağanüstü bir hamle dönemi yaşanacağını, Türk firmalarının dünyada etkin bir şekilde bu ihalelere katıldığının herkes tarafından bilindiğini, bu büyük pastadan Türk firmaların en iyi şekilde istifade etmesi için görüşmeler gerçekleştireceğini dile getirdi. Davutoğlu, Türkiye-Katar İş Konseyi Toplantısında bu konuları ele alacaklarını, özellikle enerji alanında iş birliğinin artarak devam etmesini ümit ettiklerini, bu konuda çok büyük bir potansiyel gördüklerini aktardı. Eğitim ve kültür alanında da önemli mesafelerin alındığını, geçen yıl Yunus Emre Kültür Merkezini Doha'da açtıklarını anımsatanDavutoğlu, geçtiğimiz yılı Türkiye-Katar Kültür Yılı ilan ettiklerini, iki ülkede 40 civarında aktivitenin gerçekleştirildiğini söyledi. Başbakan Davutoğlu, ayrıca Emir Şeyh Temim ve Başbakan Şeyh Abdullah ile ikili görüşmeler yapacağını, Katar Üniversitesinde öğrenci ve akademisyenlerle bir araya geleceğini, burada bir konuşma yapacağını da sözlerine ekledi. Davutoğlu, "yeni anayasanın yazımı sırasında 'Allah ve İslam' kavramının yer alacağına dair iddiaların doğru olup olmadığına" ilişkin bir soru üzerine, yeni anayasayla ilgili bu ay içerisinde, yoğun bir çalışma temposuyla birçok toplantı gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Her konuyu ele aldıklarına dikkati çeken Davutoğlu, şöyle konuştu: "Özellikle anayasanın ruhu ile ilgili kısımlarda, yani temel insan hak ve özgürlükleri, temel değerler, giriş bölümleri, bu konularda bir ön çalışma olarak da belli bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Bu çerçevede de yazım heyetimiz bazı çalışmalar yaptı ama açık bir şekilde ifade edeyim, daha bunlarda herhangi bir metin ortaya çıkmamıştır. Bu metin üzerinde yapılan spekülasyonların hiçbirinin de gerçek bir karşılığı yoktur. Bunlar aramızda tartışılacak, konuşulacak ve nihai olarak çağdaş, hukuk devleti kuralları içinde özgürlükçü bir anayasa metnini inşallah Meclisimize ve kamuoyumuza sunmayı hedefliyoruz. Kendi değerlerimize atfı olan, bu çerçevede mutlaka evrensel ve milli değerleri birlikte barındıran bir metin için gayret sarf ediyoruz. Metnin özü, esası özgürlükçülüktür. Vatandaşı esas alan, insanı esas alan, devleti esas alıp milleti tanımlayan değil, milleti esas alıp devleti tanımlayan, vatandaşı merkeze alıp, diğer bütün devlet kurumlarını onun etrafında şekillendiren bir anlayışa sahibiz. Dolayısıyla bunun dışında söylenenler gerçeği yansıtmaz." Başbakan Davutoğlu, "Başkanlık sistemi milletin ya da TBMM'nin onayından geçmezse B planı, partili cumhurbaşkanlığı mıdır?" şeklindeki bir soruya ise Türkiye'de 12 Eylül Anayasası'nın önerdiği sistemin, gerçek bir "parlamenter" sistem olmadığını, "çarpık" bir sistem olduğu için tümüyle değiştirmek istediklerini söyledi. Mevcut sistemin üzerinde küçük manevralarla yapılacak düzenlemelerin, sistemin kökünü değiştirmeye dönük olmayacağı kanaatini sürekli dile getirdiklerini anlatan Davutoğlu, "Dolayısıyla bizim şu anki hedefimiz, odaklandığımız husus, net, pür, iç dengeleri iyi korunmuş ve yönetimde herhangi bir yetki karmaşasına yol açmayacak bir sistemdir ki, bunun adı 'başkanlık sistemi'dir. Bu konuda bizim tutumumuz, planımız açık. Öncelikli olarak başkanlık sistemini en ideal, çağdaş şekliyle ve şimdiye kadar da savunduğumuz, öne çıkardığımız şekliyle ele alacağız. Kamuoyumuza bunu sunacağız." ifadelerini kullandı. Geçmiş anayasaların en büyük zaafının "reaktif" ve "refleksif", yani bir önceki dönemin arızalarını gidermek için tepki niteliği taşımaları olduğunu belirten Davutoğlu, şöyle devam etti: "Bizim tepki anayasası yapmak yerine, gerçekten nesillere sirayet edecek bir sürekliliği barındıracak, kalıcı bir anayasayı öne çıkarmamız lazım. Bunun için de zihinlerimizde tabu barındırmamamız lazım. Her şeye açık, rahat konuşulan, toplumun mutabakatını öne çıkaran bir anlayışı anayasaya yansıtmak lazım. Yönetim sistemi olarak da zaten yanlış işleyen parlamenter sistemin iç yapıları üzerinde düşünmek değil, bizim meselemiz, kendi içinde güçler ayrılığını yansıtan insan hak ve özgürlükleri temeline dayanan özgürlükçü, medeni, çağdaş bir anayasayı başkanlık sistemi etrafında dokumaktır. Şu anki hedefimiz bu. Bu metin ortaya çıkar, daha sonra Meclisimizde, kamuoyumuzda tartışılır, olgunlaşır ondan sonra eminim böyle bir metne itirazlar da daha az olacaktır. Mesele sistem meselesidir. Bu sistemi temelden ve kökten doğru bir eksene oturtmak icap eder." Bu süreç bittikten sonra ne olacağının, ayrı bir husus olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Bu süreci yaparken, işletirken, uzlaşma komisyonunun bize getirdiği en büyük zaaf ister istemez, uzlaşma esası üzerine olacağı için, bir müzakere metni üzerinde tartışılıyordu şimdi ise AK Parti kendi ideal gördüğü anayasayı kaleme almalı, alacak. Bu ideal gördüğümüz anayasa etrafında da kamuoyu desteğini dile getireceğiz. Bu anlamda şu anda odaklanmamız gereken husus tek bir plandır, başkanlık sistemi. A planı da bu anlamda bu şekilde görülmelidir. Sonrasında olacak hususlar o zaman değerlendirilir. Şu anda tek meselemiz var. Özgürlükçü niteliklere sahip bir başkanlık sistemine dayalı, milli iradeyi yansıtan bir anayasayı halkımızın takdirine sunmak." değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu, Bursa'da yaşanan terör saldırısıyla ilgili, "ilk olarak edindiği şüphelerinin ne olduğu" yönündeki bir soruya, güvenlik güçlerince gerekli araştırmalar yapılmadan, somut delillere ulaşmadan bir şey söylemeyi doğru bulmadığını bildirdi. Konuya ilişkin İçişleri Bakanı ve Bursa Valisi ile görüştüğünü aktaran Davutoğlu, "Bazı ön değerlendirmeler olabilir ama kamuoyuyla paylaşacak olgunlukta değil şu anda. Kamuoyumuzla paylaşacak olgunluğa geldiğinde yetkili arkadaşlarımız, gerekirse de bizzat, açıklama yaparız." dedi. Başbakan Davutoğlu, bir gazetecinin, "ABD Büyükelçiliğinin dün kendi vatandaşlarına gönderdiği uyarı yazısına" ilişkin sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Bu tür uyarılar maalesef psikolojik olarak gereksiz bir tedirginliğe de sebebiyet vermektedir. Benzer uyarılar, benzer terör tehdidi ile karşılaşmış ülkelerde yapılmıyor da Türkiye'de yapılıyorsa, dikkatlice düşünmek icap eder. Şu anda dünyada teröre karşı teyakkuz halinde olmayan hiçbir ülke, hiçbir halk yok. Hepimiz, her yerde teröre karşı teyakkuz halindeyiz. Paris'i ziyaret eden, Brüksel'i ziyaret eden birisi, oradaki turistik mekanları, İstanbul'u, bugün Bursa'yı ziyaret edenden daha az risk unsuru taşımıyor. Artık terör evrensel bir tehdittir. Her yerde, hepimiz teyakkuz halinde olmalıyız ama terörün tam da istediği bir panik havasının oluşmasına izin vermemeliyiz. Böyle bir panik havasının oluşmaması da uluslararası toplumun ortak çabasıyla olur. Dolayısıyla bu tür uyarıları, bu çerçevede doğru görmediğimi ifade etmek isterim." Başbakan Davutoğlu, 1 Mayıs kutlamalarıyla ilgili bir soru üzerine, bugünlerde kendisini olumlu yönde sevindiren hususlardan birinin, "1 Mayıs kutlamaları konusunda sergilenen sağduyulu yaklaşım" olduğunu ifade etti. Türkiye'nin zorlu bir terörle mücadele sürecinden geçerken herkesin, sivil toplum kuruluşlarının, öncelikli olarak özgürlüklerin kullanılması esnasında, toplumun genel kamu düzenini öne almasının doğru bir yaklaşım olduğunun altını çizen Davutoğlu, bu sene ümit verici bir gelişmeyle bütün sendikaların 1 Mayıs'ı barışçı bir şekilde kutlamak için mutabık kalınan alanları tespit ettiklerini söyledi. Bu konuda emeği geçen herkese teşekkürlerini ileten Başbakan Davutoğlu, "Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak bütün sivil toplum kuruluşlarının hakkıdır. Buraya herhangi bir kısıtlama, sınırlama getirmeyi kimse düşünmez ama bu hakkın kullanılırken herhangi bir güvenlik sıkıntısı olmaması için de en uygun mekanların tespiti önemli." diye konuştu. Türk-İş'in Çanakkale'de, Hak-İş'in Sakarya'da, Memur-Sen'in Kahramanmaraş'ta, DİSK, KESK, TMMOB, Türk Tabipleri Birliği ve onların paydaşlarının da İstanbul Bakırköy'de kutlama kararı aldıklarını hatırlatan Davutoğlu, bunun doğru bir karar olduğunu söyledi. Taksim meydanının 1 Mayıs 1977'de acı hatıralara şahit olduğunu belirten Davutoğlu, "Bu acı hatıralara her zaman saygı duyarız. Toplumsal olarak hepimizin bu konuda üzüntüsü ortaktır. Bugün de 1 Mayıs'ı bir emek bayramı olarak, emekçilerimizin meydanlarda özgürce kutladığı bir bayram olarak değerlendirmek aslında o acı hatıralara verilecek en doğru cevap olur." ifadelerini kullandı. Sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelerek hem 1 Mayıs kutlamaları hem de beklentileri dinlediğini dile getiren Başbakan Davutoğlu, 1 Mayıs'tan sonra da tekrar bir araya gelebileceklerini söyledi. Başbakan Davutoğlu, ülkede güvenlik olursa herkesin özgürlüklerini çok daha iyi kullanabileceğine işaret ederek, konuşmasını şöyle tamamladı: "Bütün sivil toplum kuruluşlarımızdan, sendikalarımızdan 1 Mayıs'ı barış içinde, huzur içinde kutlamalarını, siyasi görüşleri ne ise bunları ifade etmelerini ama teröre ve şiddete karşı ortak bir ses yükseltmelerini bekliyorum. İnşallah bu güzel örneği, her sene tekrar ederiz. Bir mutabakat içinde bu çalışmaları yürütürüz. Ben her sene, 1 Mayıs öncesinde sendikalarımızla başlattığımız bu istişare geleneğini sürdüreceğim. Öncesinde ve sonrasında da kendileriyle görüşeceğim." | Davutoğlu: Terörizme karşı en kararlı tutumu göstereceğiz | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Hollanda'da yapılan yeni bir araştırmaya göre, sanatçılar yaratıcılıklarının zirvesine ömürlerinin yüzde 62'sine gelmeden hemen önce ulaşıyor ve bu ortalama 42 yaşa denk düşüyor. Hollanda'daki Erasmus Üniversitesi'nden ekonomist P.H. Frances'in araştırmasına bakılırsa çok erken yaşlarda bir başyapıta imza atan kimi yaratıcı dehalar bir yana bırakıldığında, sanatçıların çoğu kendi seslerini bulabilmek için uzun süren bir deneme ve yanılma döneminden geçiyor. Frances'in araştırmasına göre, ressamlar ustalık eserlerinin çoğunu ömürlerinin yaklaşık yüzde 62'sini (0,6198) yaşarken ortaya koyuyor. Daha önceki yaratıcılık araştırmalarından farklı bir seyir izleyen Frances, 19. ve 20. yüzyıllarda yaşamış 221 tanınmış ressama ilişkin verileri inceledi ve ressamların günümüzde en pahalıya satılan eserlerini hangi yaşta tamamladığına baktı. Araştırmasında bu rakamın ortalama 41,92 yaşa denk düştüğünü belirten Frances, ortaya çıkan oranın, "Altın Oran" diye bilinen 0,618'e çok yakın olmasının "hayli vurucu" olduğuna da işaret ediyor. | Yaratıcılığın zirve yaptığı yaş | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Köyde; il genel meclisi üyeliği seçimi, köy muhtarlığı ve köy ihtiyar meclisi üyeliği seçimi yapılacak. Büyükşehir olmayan illerde ise il genel meclisi üyeliği seçimi, belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği seçimi, Mahalle muhtarlığı ve mahalle ihtiyar heyeti üyeliği seçimi gerçekleştirilecek. Büyükşehirlerde de büyükşehir belediye başkanlığı seçimi, Belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği seçimi, Mahalle muhtarlığı ve mahalle ihtiyar heyeti üyeliği seçimi yapılacak. Büyükşehir olan iller şöyle: Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskisehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdag, Trabzon ve Van. Seçmenin kimlik tespitinde; Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan; Nüfus cüzdanı, Resmî daireler veya iktisadi devlet teşekküllerince verilen soğuk damgalı kimlik kartı, Pasaport, Evlenme cüzdanı, Askerlik belgesi, Sürücü belgesi, Avukatlık kimlik belgesi gibi kimliğini tereddütsüz ortaya koyan resimli, resmî nitelikteki belgelerden birinin ibrazı gerekiyor. Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan resimli ve resmî bir kimlik belgesi ibraz eden seçmenin oy kullanabilmesi için bu belgelerin yanında ayrıca seçmen bilgi kâgıdını veya nüfus müdürlüklerince verilmiş nüfus kayıt örneğini ibraz etmesi şart. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde tutuklu ya da taksirli suçlardan hükümlü bulunan seçmenlerden yukarıda sayılan kimlik belgeleri bulunmayanlar için cezaevi idaresince verilmiş belge kimlik belgesi yerine geçecek. Belediyeler ile köy veya mahalle muhtarlarınca düzenlenip onaylanan kimlik belgeleri seçmenin kimliğinin tespitinde geçerli değil. Seçmenler oylarını aşağıdaki sırada kullanacaklar: İl genel meclisi üyeliklerine ilişkin turuncu renkli birleşik oy pusulası turuncu renkli zarfa; Belediye başkanlığına ilişkin mavi renkli birleşik oy pusulası ile belediye meclis üyeliğine ilişkin sarı renkli birleşik oy pusulası ile Büyükşehir belediye başkanlığına ilişkin beyaz renkli birleşik oy pusulası mavi renkli zarfa; Köy seçimlerinde köy muhtarı ile köy ihtiyar meclisi üyelerinin birlikte yazılı oldugu oy pusulası, mahalle seçimlerinde mahalle muhtarı ile mahalle ihtiyar heyeti üyelerinin birlikte yazılı oldugu oy pusulası mor renkli zarfa 7.00 - 16.00 saatleri arasında; Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüshane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır ve Kilis illeri oy kullanacak. 8.00 - 17.00 saatleri arasında ise yukarıda adları yazılı illerin dışında kalan diğer iller kullanacak. | 30 Mart'ta hangi zarf hangi sandığa atılacak? | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Pazar Gecesi Sineması, 2012’ye 2012 filmi ile başlıyor. Pazar akşamı 20.00’de TV’de ilk kez yayınlanacak film, önceki yıl sinemalarda gösterildiğinde büyük ilgi görmüştü. Tüm dünyada aynı anda vizyona giren film ülkemizde de 3 haftada 1 milyondan fazla izleyiciye ulaşmıştı. Independence Day ve The Day After Tomorrow gibi filmleriyle tanınan yönetmen Roland Emmerich'in hem yönettiği hem de senaryosuna katkıda bulunduğu 2012, asırlar önce yaşamış Maya Uygarlığının takvimi doğrultusunda, 2012 yılında yaşanacak kıyameti konu alıyor. Görsel efektleriyle dikkat çeken filmin başrollerinde John Cusack, Chiwetel Ejiofor, Amanda Peet, Oliver Platt, Thandie Newton'un yanı sıra Danny Glover ve Woody Harrelson da yer alıyor. 2012, dünyanın sonunu getiren global bir felaketin ardından, kurtulanların kahramanca mücadelelerini anlatan destansı bir macera. Star TV’de sinema kuşağı her pazar saat 20:00’da yayınlanacak. | Yeni yıl 2012 filmi ile başlıyor | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Balıkesir'in Edremit ilçesinde bulunan Antandors Antik Kenti'nde devam eden kazı çalışmalarında 2 bin 500 yıllık olduğu tahmin edilen lahit açıldı. Kazı Başkanı Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürcan Polat ve ekibi tarafından açılan lahitte bir kadın ve bir erkeğe ait kemikler ile çeşitli eşyalar bulundu. Prof. Dr. Polat, yaptığı açıklamada, 10 Temmuz'da başlayan kazı çalışmalarında MÖ 5'inci yüzyıla ait bir lahit mezarın gün ışığına çıkarıldığını söyledi. Lahitteki kemiklerin aynı aile mensuplarına ait olabileceğini değerlendiren Polat, "Olasılıkla aynı aileye mensup birisi yetişkin kadın, diğeri yetişkin erkek olmak üzere iki kişinin gömüldüğü mezara birisi Yunanistan'ın Atina kentinden antik dönemde ithal edilmiş kase ile iki pişmiş toprak masa amphorası, birisi bronz, diğeri demir iki strigilis (temizlik için kullanılan ucu kıvrık metal çubuk) hediye olarak bırakılmıştır" ifadelerini kullandı. | Balıkesir'de 2 bin 500 yıllık lahit açıldı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Bir televizyon kanalında yayınlanan ses yarışmasıyla tanınan 19 yaşındaki Mutlu Kaya'nın Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki evinde silahlı saldırıya uğramasıyla ilgili adliyeye sevk edilen 3 kişiden biri tutuklandı. Alınan bilgiye göre, Mutlu Kaya'nın, Fatih Mahallesi'ndeki evinde silahla başından vurularak ağır yaralanmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan Veysel E., Ramazan L. ve Cemil Ç.'nin adliyedeki sorgusu tamamlandı. Mutlu Kaya'ya silahlı saldırı olayıyla ilgili olarak gözaltına alınan erkek arkadaşı Veysel E., savcılıktan sevk edildiği nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı. Olayı soruşturan polis,, Mutlu Kaya'nın 4 ay önce kendisini tehdit ettiği gerekçesiyle erkek arkadaşından şikayetçi olduğunu belirledi. Veysel E., sorgusunda suçlamaları kabul etmedi. İfadesinde "Ailesi sürekli onun bu yarışmalara katılmasını istiyordu, ben istemiyordum. bu nedenle çok tartıştığımız doğru ama onu ben vurmadım" dedi. Veysel E., ailenin kendisine tepki göstermemesi için hastaneye gitmediğini,, telefonunu da kapattığını söyledi. Diyarbakır Valiliği, Ergani İlçesi'nde Mutlu Kaya'nın silahlı saldırıda yaralanmasıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, kamuoyunda ulusal bir kanalda yayımlanan ses yarışmasıyla günüdeme gelen Mutlu Kaya'nın dün saat 03.20 sıralarında evinde başından ateşli silahla yaralanması olayıyla ilgili olarak fail ve faillerin yakalanmasına yönelik çalışmalar yapıldığı belirtildi. Açıklamada, şöyle denildi: "M.K.'nın 18.05.2015 günü gece saatlerinde V.E. (26) isimli erkek arkadaşıyla Ergani Devlet Hastahanesi civarında buluştukları, şahsın M.K.'yı ikametine bıraktıktan sonra saat 02.30 sıralarında M.K.'yı dışarıya çağırdığı ancak M.K'nın dışarıya çıkmadığı, saat 03.20 sıralarında ise, M.K'nın kapısının önünde evinin iç tarafında başından yaralandığı anlaşılmıştır. Diyarbakır il merkezinde yapılan çalışmalar sonucunda, V.E. isimli şüpheli Şahıs 18.05.2015 günü saat 22:30 sıralarında cinayet büro görevlilerince yakalanmıştır. Olay esnasında V.E.'nin yanında oldukları tespit edilen R.L. ve C.Ç. isimi şahıslar da yakalanarak gözaltına alınmıştır. Yakalanan 3 şahıs Ergani ilçemizde adli makamlara sevk edilmiş olup, R.L. ve C.Ç. hakkında adli kontrol kararı verilmiş, V.E. ise tutuklanıp cezaevine teslim edilmiştir." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mutlu Kaya'nın babası Mehmet Kaya'yı arayarak geçmiş olsun dileğinde bulundu. Erdoğan, Kaya'nın 19 yaşındaki kızının başına gelen hadiseden derin üzüntü duyduğunu ifade etti. Bu arada, İstanbul'da katılacağı televizyon programı öncesi evde prova yaparken başından vurularak ağır yaralanan Kaya'nın, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tedavisi devam ediyor. Kaya'nın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu bildirildi. Mutlu Kaya'nın ailesinin hastane önündeki bekleyişi de sürüyor. 19 yaşındaki Mutlu Kaya, ses yarışmasında ünlü şarkıcı Sibel Can'ın yarışmacısıydı. | Mutlu Kaya'ya saldırı düzenlediği iddia edilen zanlı tutuklandı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: İzmit'te, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Kocaeli Kadın Platformu'nun çağrısıyla kadınlar, Yürüyüş Yolu'nda bir araya geldi. Kadınlar, 'Hayır' ve 'Kadına şiddete hayır' yazılı pankart ve dövizler taşıdı. Geniş güvenlik önlemi alan polis, izin alınmadığı gerekçesiyle Yürüyüş Yolu'nda yürüyüşe izin verilmeyeceğini bildirdi. Polisin müdahalesi sonucu 35 kadın ve onlara destek olan 4 kişi gözaltına alındı ve Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. | İzmit'te kadın yürüyüşüne polis müdahalesi: 39 gözaltı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Dışarıda soğuk hava içeride ise kalorifer, soba, klima gibi ortamın nemini azaltan çevresel faktörlerin etkisiyle ve banyoda sıcak suyun kullanılmasıyla nem dengesi, bozulan ve kuruyan cildi kaşıntıya eğilimli hale getiriyor. Yaşlanma belirtilerini de artıran bu koşullar, derinin tahriş olmasına yol açabiliyor. Kış mevsiminin getirdiği olumsuz koşullara rağmen ideal cilde sahip olmanın mümkün olduğunu söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Lütfiye Çoban, kışın artan cilt kuruluğunun sedef hastalığı ve egzamayı tetikleyebildiğini söyledi. Dr. Çoban, “Bu şartlarda egzama görülme sıklığı artar. Sedef hastalığı (psoriasis), seboreik egzama gibi bazı cilt hastalıkların nüksleri daha çok yaşanır. Bu mevsimde bebek, çocuk ve yaşlılarda cilt kuruluğu daha kolay gelişir” dedi. Peeling ve lazer uygulamaları ile yaşlanmayı önlemenin mümkün olabildiğini söyleyen Çoban, “Kış koşulları cildi yorsa da güneşe hassasiyet yaratan bazı estetik ve kozmetik işlemler için en uygun mevsimdir. Kış mevsimi leke tedavisi, peeling ve bazı lazer uygulamaları için değerlendirilmelidir” ifadesini kullandı. Bazı önlemlerle kış mevsiminin cilt üzerindeki diğer olumsuz etkilerinden korunmanın hiç de zor olmadığına dikkat çeken Dr. Çoban, o önlemleri şöyle aktardı: • Banyoda ve günlük el ve yüz temizliğinde deriyi kurutmayan temizleyicileri, eğer kuru bir cilt tipine sahipseniz nemlendiricili temizleyicileri tercih edin. • Banyoda çok sıcak su kullanmayın ve banyo süresinin 10 dakikayı aşmamasına dikkat edin. • Banyodan sonra cilt tipinize uygun yüzünüz ve vücudunuz için nemlendirici krem ve losyonları kullanmayı ihmal etmeyin. • Gün içerisinde defalarca yıkamak zorunda kaldığınız ellerinizi, her yıkamadan sonra nemlendirin. • Çocuklarda sık karşılaşılan yanlış el yıkama alışkanlıklarını düzeltin. El yıkama, 15-20 saniyeyi aşmamalı, eller iyi durulanmalı ve mutlaka kurulanmalıdır. • Çocuğunuza el kremi uygulamakta zorlanıyorsanız veya gün boyu okuldaki çocuğunuza nemlendirici uygulama şansınız yoksa yatarken yoğun yağlı el kremlerini sürebilirsiniz. • Cildin uygun şekilde nemlendirilmesinin egzama oluşumunu ve sedef tekrarlamalarını azaltacağını unutmayın. | Soğuk hava sedefi tetikliyor | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Space.com internet sitesinde yer alan habere göre Aevum adlı şirket, kendi geliştirdiği Ravn adlı insansız uçak ve ona bağlı roketlerle dünyada ilk kez havadan uzaya fırlatma yapmayı planlıyor. Ravn sayesinde dünyadan her 3 saatte bir uzaya fırlatma yapmayı hedeflediklerini belirten şirketin üst yöneticisi ve fırlatma sisteminin mimarı Jay Skylus, her aşamada insansız uzaktan kumanda edilmesi planlanan uçağın yeniden kullanılabilir olacağı ancak üzerindeki fırlatıcı roketlerin ise tek atımlık olacağını ifade etti. Mevcut karadan fırlatma platformlarının yılda yalnızca birkaç kez kulanılabildiği ve fırlatmadan önce 18 aylık bir hazırlık gerektirdiğine dikkat çeken Skylus, Ravn sayesinde bu rotasyonu 3 saate kadar indirmeyi amaçladıklarını vurguladı. Skylus, Ravn ile uzaya kısa sürede çok sayıda küçük işlevsel uydu fırlatılabileceğini, örneğin özel kapsama noktalarını hedefleyecek iletişim uyduları sayesinde dünyanın en ücra köşesine dahi kablosuz internet hizmeti götürmenin mümkün olabileceğini belirtti. Aveum, başarılı bir test yapması halinde havadan uzaya fırlatmayı gerçeğe dönüştürmeyi başaran ilk şirket olacak. ABD'li uzay ve savunma teknolojileri şirketi Northrop Grumman daha önce Pegaus uçaklarıyla bu konuda denemeler yapmıştı. Stratolaunch Systems ve Virgin Orbit firmaları da kendi uçak-roket sistemleri üzerinde çalıştıklarını duyurmuştu. | ABD'li şirket insansız uçaklarla uzaya uydu fırlatacak | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: ve adlı kitaplarda, Milli Mücadele’yi, Kuvayi Milliye ruhunu, Kurtuluş Savaşı’nın Türk tarihi açısından önemini ve Anadolu halkını anlattı yazar . Çünkü o, diye adlandırılan dönemi, bir kez de kitapların diliyle gençlere anlatmanın çok önemli olduğuna inanıyor. Atatürk’ün devrimlerinin ve felsefesinin her zaman canlı tutulması gerektiğine olan inancını dile getiriyor. Özakman, sorularımıza şu yanıtları verdi: - 1917 yılında, Atatürk Suriye’de ordu komutanıyken, Başkumandan Vekili Enver Paşa’ya ve Sadrazam Talat Paşa’ya bir mektup yazıyor. Mektubunda, diyor. Çünkü biz başından beri Mısır’ı almayı, Hazar Denizi’ni aşıp Turan’a gitmeyi, Turan-İslam imparatorluğunu kurmayı düşünerek bir savaş politikası ile girmiştik Birinci Dünya Savaşı’na. Üstelik Balkan Savaşı’nın yaraları henüz kapanmamıştı. Hatta o zamanki Türk genelkurmaylarının anılarında deniyor ki: Ancak Enver Paşa, Almanların baskısına dayanamayınca savaşa girmiş olduk. - Birliklerimiz, Irak’ta ve Suriye’de çok zor durumda. Buna karşın birliklerimizi, İngilizlerin karşısına, Doğu’ya gitsin diye gönderiyoruz. Biz, savaşı yönetmeyi de bilemedik. Savaşı yönetmek çok zordu. Peki, kim yönetti bizim adımıza bu savaşı? O dönem Genelkurmayımız Almanların elindeydi. Türklerin değil, Almanların çıkarları dikkate alınıyordu. Biz, Çanakkale Savaşı sırasında da yurtdışına, Galiçya, Makedonya ve Bulgaristan’a birlik yolladık. Oralarda da çok kan dökülmüştü. Yani bir vardı o sıralar. Atatürk, 1917 Eylülü’nde uyarıyor ancak kimse dikkate almıyor. Bu Atatürk’ün İstiklal Harbi’ni başlatması ile bitmiştir. Her şey o zaman realiteye dönüşmüştür. İstiklal Harbi, apaçık, sade bir anlayışla yönetilmiştir. O yüzden de sonu zafer olmuştur. - Vatan savaşının ne olduğunu bilen bizleriz, Türkler. Bunu, Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna doğru daha iyi anlamaya başlamıştık. Bir acıyı, bir lekeyi yaşamıştık. Ordu yenilenmeye çalışmıştı. Eski tarz yöntemlerle savaşmanın yerini özü yurtseverlik olan coşku içinde savaşmak almıştı. Bu durum Çanakkale ile başladı. Bu nedenle de Fazıl Hüsnü Dağlarca, Çanakkale için der. Gerçekten de öyledir. Milli Mücadele’nin ve Cumhuriyetin önsözüdür Çanakkale. Yenilenmeye çalışan asker başkadır artık. Bu yeni asker Suriye’de, Irak’ta, Galiçya’da her yerde de yeni bir asker olduğunu göstermiştir. Balkan Savaşı’nı düşünün. Ordu içinde çeşitli partiler, ayrı ayrı dernekler var. Hepsi birbirine farklı bakıyor. Böyle bir ordu galip gelir mi? Bulgar ordusunu Çatalca’da zorlukla durdurabildik. Bu bir ayrılmaya yol açtı. Sonra ordu kendini buldu, diriliş oldu. - Büyük devrimleri yapabilmek, Cumhuriyeti kurabilmek konusunda tarih Atatürk’ü hazırlıyordu. Türkiye onu Çanakkale Savaşı ile tanımıştı. Atatürk tarihe, “İngilizleri yenen komutan” olarak geçmişti. Ancak ne yazık ki sonuçta Mondros Mütarekesi imzalandı. Bu mütarekenin içi birçok tuzak maddelerle doluydu. Mondros, Sevr Antlaşması’nın önsözüydü. Mütareke metnini eline alan herkes bu tuzak maddeleri görüp üzüldü. Bir kısmı elindeki silahları yurtiçine taşımaya çalıştı. Bu konuda en aktiflerinden biri Doğu’daki 9. Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa’dır, diğeri ise Güney’deki Mustafa Kemal Paşa. - Liman von Sanders, Mondros Mütarekesi’nden sonra İstanbul’a çağrılmıştı. Yerine Atatürk tayin oldu, Adana’ya geldi. Gelirken de elindeki silahlardan bir bölümünü Antep’e verdi. Halka, dedi. Aynı şeyi, Mersin ve civar illerde de yaptı. Bu nedenle Çukurova ve Antep savunmalarının ilk çekirdeği böyle oluştu. Çünkü Atatürk daha o dönemde bir teşhis koymuştu. Türkleri kötü günler bekliyordu. Bir kurtuluş savaşı vermek gerekiyordu. Bu ise ancak halkla olurdu. Bütün çabalar da halkı harekete geçirmekti. İstanbul yönetimi o günlerde Atatürk’ü İstanbul’a çağırdı. Atatürk 10 Kasım günü bulunduğu yerden ayrılacaktı. Bundan iki gün önce de kendisine bağlı İkinci Kolordu Komutanı geliyor. Atatürk, Cebesoy’a gelecek hakkındaki düşüncelerini açıklıyor. diyor. Daha o günlerde Kurtuluş Savaşı’nın genel planı, amacı, yöntemi saptanmış oluyor. - Atatürk 10 Kasım’da Adana’dan trenle ayrılıp 13 Kasım günü İstanbul’a, Haydarpaşa’ya vardığı zaman, talihsiz bir durumla karşılaşıyor. O gün, 15 Mayıs, 55 parça yabancı donanma Boğaz’a giriyor. Yabancılar, azınlıklar sevinç içinde, Türklerse kan ağlıyor. Atatürk, yaveri Cevat Abbas Bey’in yüzündeki acıyı görünce, diyor. Bu söz Atatürk’ün hem kendine, hem de halka nasıl güvendiğinin en somut göstergesidir. Şişli’de bir ev tutuyor Atatürk. O sırada da doğru zamanı bekliyor. Düşünüyor. Çete reisi gibi mi olmalı? Başka bir yol mu denenmeli... Nitekim 6 ay da bekliyor. Bu arada, Anadolu’da birtakım şûraların kurulduğu yönünde haberler geliyor İstanbul’a, İngilizlere. İngilizler, bu şûraların Bolşevik şûraları gibi olmasından korkuyor. Muktedir bir komutan tayin edilip bu şûraların kapatılmasını ve çete savaşlarının durdurulmasını talep ediyor. Hükümet, İttihatçı olmadığını bildiği Mustafa Kemal Paşa’yı uygun görüyor. 16 Mayıs günü, küçükçe bir karargâhla Ordu Komutanı olarak Anadolu’ya geçiyor. Burada İngilizler ne derse, tam tersini yapıyor. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastığında tek kelime ile diye anılan projeyi düşünüyordu. O nedenledir ki 19 Mayıs’ta Samsun’a Atatürk’le birlikte aydınlanma, laiklik, demokrasi, tam bağımsızlık ve Cumhuriyet de ayak bastı. - Osmanlı döneminde çağdaşlaşmak için Tanzimat gibi adımlar atılmıştı. Ancak çok ürkek adımlardı bunlar. Çünkü laikliğe inanmayan bir ülkenin çağdaşlaşması da mümkün değildir. Atatürk’ün kafasında, Cumhuriyet olgusu vardı. Eğer Batı ile mücadele edilmek isteniyorsa, güçlü olunmalı ve Cumhuriyete inanılmalıydı. Hatta bu düşünce çok öncelerden bu yana vardı. Arkadaşlarının anılarından da biliyoruz ki, Atatürk, 1906, 1907 yıllarında, Ali Fuat Cebesoy’a Misakı Milli sınırları için düşüncelerini söylüyor. 1919’da da Misakı Milli kabul edilmiştir. 1913 yılında, Sofya’ya ataşe olarak giderken Kâzım Özalp’e diyor ki: Yani özünde çağdaşlaşma projesi diye özetleyebileceğimiz proje, sonradan güncel heveslerle belirlenmiş bir düşünceler bütünü değildir. Birçoğu Atatürk’ün kafasında çok önceden olgunlaşmıştır. Zamanı gelince de devrimler, birbirini tamamlar nitelikte, gerçekleştirilmiştir. Ortaçağdan yeniçağa geçilecektir artık, dönüş de yoktur. - O dönemde Anadolu’nun durumuna bakarsak, Osmanlı 20 milyon nüfuslu tarım devletiydi. Avrupa’dan çok çok geriydi. Bütünüyle ortaçağı yaşıyorduk. Öğretmen, ebe, hemşire, doktor, mühendis sayımız çok çok azdı. Tabii ki ülkedeki aydınlar bu durumdan rahatsızdı. Onlar da yenilenmek istedi. Ancak buna güçleri yetmedi. Yenilenmeyi, çağdaşlığı başaran Atatürk’tür. Samsun’dan sonra Amasya’da genelge yayımlandı. Halkın öncülüğünde bir kurtuluş çaresi açıklandı. Bu genelge çok ciddidir. İleride oluşturulacak anayasanın ilk adımıdır. Erzurum’da biraz daha kapalı ancak Sivas’ta tamamen açık bir şekilde resmen dünyaya harp ilan edildi. Anadolu 400 bin silahlı düşman askeri karşısındaydı. En iyimser tahminle 40 bin askerimiz vardı. Bire on dövüşecektik, biliyorduk. Üstelik bizim hiçbir şeyimiz olmamasına karşın onların arkalarında donanma, tank, top, para ve dünya kamuoyu vardı. Biz tüm bunlara harp ilan ettik. Bir halk düşünün ki, 10 yıl boyunca savaşmış, bu savaşlardan bitkin çıkmış, kimilerinin çocukları esir düşmüş, şehit olmuş, kimilerininki ise gazi olmuş... Ordumuzun gösterdiği fedakârlık, Başkomutan’ın realistliği, İsmet ve Fevzi paşaların disiplini, bizim zafere ulaşmamızı kolaylaştırmıştı. Bütün bu kavgalar sırasında bile Cumhuriyet konuşuluyordu. Elbette kadınlara eşit haklar verilecek, Latin alfabesine geçilecek, şapka devrimi gerçekleştirilecekti. Türkiye kendi Rönesansı’nı yaşayacaktı. Olmazsa olmazdı. İslam ülkelerine bakın, Türkiye’nin Aydınlanmasından geçmediği için onlarla hiç mukayese kabul edilemeyecek bir devletiz. Pek çok üniversitemiz var. Nicelik olarak da nitelik olarak da bu üniversiteler, ne Pakistan’dakilerle, ne Cezayir’dekilerle, Tunus ve Fas’takilerle kıyaslanabilir. Atatürk’ün cumhurbaşkanı olduğu dönemde 19 Mayıs ruhunu, Kuvayi Milliye ruhunu aynı hızla götürmemiz gerekirken, bunu yapamadık. Bir talihsizlik yaşadık. İkinci Dünya Savaşı oldu. Planlar askıya alındı. Türkiye çok partili döneme geçti. İlk kez Türkiye’de 20 küsur yıl tek başına bir toplumu yönetmiş parti, seçimde yenilince, kavgasız, gürültüsüz iktidarı bırakmıştır. Bu da büyük bir devrimdir. - Bir yurttaşa düşen en önemli görev iyi bir insan ve iyi bir yurttaş olmaktır. İyi bir insan olmanın ahlaki vasıfları vardır, ayrı. Ancak iyi bir yurttaş olabilmek için önce tarihimizi bilmemiz gerekir. Tarihimizi de doğru bilmek... Sahte tarihçilere kanmamak... Sahiden çalışkan olmak gerekir. Bizim kuşağın, bir bayrak ya da bir sancak gördüğü zaman gözleri dolar. Şimdi bütün bunlar sanki gereksizmiş gibi davranılıyor. kabul ediliyor. Oysa unutulmamalıdır ki Sevr Antlaşması ile Türkiye parçalara bölünmüştü. Yalnızdık. Buna karşın bir zafer kazandık. Gençlerin bu günleri hiç unutmaması gerekiyor. Sevr’de çizilen harita hep gözlerinin önünde olsun. Tarihimizi bilmezsek, geleceğimizi inşa edemeyiz. Özakman, Atatürk’ün gençlere armağanı nda, gençlere sesleniyor. diyor. | '19 Mayıs kurtuluş, aydınlık demektir' | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere Manisa Adliyesine suç duyurusunda bulundu. Özel, Manisa Adliyesi önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, Man adası iddialarına ilişkin belgeleri savcılığa verdikten sonra söz konusu belgeler hakkında konuşmama kararı alındığını, buna AK Parti milletvekilleri, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve diğer ilgililerin uyduğunu ancak İçişleri Bakanı Soylu'nun her gün Türkiye'nin dört bir yanından daha sonra sosyal medyadan Genel Başkanlarına hakaretlerde bulunduğunu öne sürdü. Bunun üzerine Soylu hakkında TBMM'de gensoru önergesi verdiklerini dile getiren Özel, "Ortaya koyduğumuz belgeler, bilgiler ve iddialar bakanın bu görevi yapmasıyla ilgili. Bu sefer bir cezai sorumluluk da ortadadır. Cezai soruşturmanın ve kovuşturmanın yapılacağı yerde adliyelerdir" dedi. Süleyman Soylu ile ilgili Meclis'te ortaya koydukları bütün iddiaları delilleriyle 60 sayfalık bir suç duyurusu metnine dönüştürdüklerini belirten Özel, şunları kaydetti: "Suç duyurusu metnimizin içinde 23 tane delil klasörü var. Talebimiz şudur, kendisi İçişleri Bakanıdır. Pasaport şube, ülkeye giriş çıkış işlemleri kendisine bağlıdır. Kendisi her türlü delili karartabilecek ve yeni deliller yaratabilecek geçmişe dönük deliller üzerinde tahrifat, oynama, ekleme yapabilecek son derece yetkili ve etkili bir makamdadır. Bu yetkilerin bir zanlı ile buluşması son derece tehlikelidir." Özel, açıklamalarının ardından Soylu hakkındaki suç duyurusunu Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etti. | CHP'li Özel'den İçişleri Bakanı Soylu hakkında suç duyurusu | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Başbakan Yıldırım, FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin Wall Street Journal’a röportaj verdi. Röportaja yer verilen habere göre Yıldırım, ABD’de 2001 yılındaki 11 Eylül saldırıları Amerikan halkını nasıl etkilediyse, 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişiminin de Türk halkını o kadar sarstığını vurguladı. ABD’den, darbenin ardındaki, Türkiye’nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturan FETÖ elebaşı Gülen’i iade etmelerini talep ettiklerini anımsatan Yıldırım, “Deliller apaçık. Bu terör grubunun bize ve Türk halkına yönelik hain saldırıların sorumlusu olduğunu biliyoruz.” dedi. Yıldırım, ABD yönetiminin, sorumluların adalete teslim edilmesine yönelik tavrını eleştirerek, Türkiye ile ABD arasındaki stratejik müttefikliğin prosedürle ilgili konulardan daha ağır basması gerektiğine işaret etti. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD sürekli bizden belge istiyor. 265 kişi öldürüldüğünde, uçaklar tarafından bombalandığında ve tanklarla üzerlerinden geçildiğinde ne tür belgeye ihtiyacınız olacak? Deliller açık. Darbenin şüphelilerinin emri bu kişiden (Fetullah Gülen) aldığına yönelik ifadelerine sahibiz.” Başbakan Yıldırım, ayrıca, “ABD’nin bu konuyu ele alış biçiminden üzüntülüyüz. ABD’nin bu kişiyi neden bu haliyle teslim edemeyeceğini açıkçası anlayamıyoruz.” ifadelerini kullandı. Yıldırım, FETÖ elebaşı Gülen’in tutuklanması talebiyle ilgili dosyaların ABD’ye gönderildiğini kaydetti. | Binali Yıldırım: ABD sürekli bizden belge istiyor, deliller açık | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Gaziantep'te terör örgütü DAEŞ'e yönelik operasyonda, 15 Temmuz'da terör eylemi hazırlığında olduğu belirlenen 18 kişi gözaltına alındı. Terörle mücadele ekipleri, DAEŞ'in 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümünde silahlı ve bombalı eylemler yapacağı istihbaratı üzerine operasyon başlattı. İnsansız hava aracı destekli operasyonda, 8'i Suriyeli ve 1'i Iraklı 18 kişi gözaltına alındı. Zanlıların sahte kimlik kullandığı belirlendi. Şüphelilerin ev ve araçlarında yapılan aramalarda kurusıkı tabanca, dürbün ve sahte plaka bulundu. | Gaziantep'te DAEŞ operasyonu: 18 gözaltı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Silivri Ceza İnfaz Kurumlarının karşısındaki mahkeme salonunda yapılan üçüncü duruşmaya, haklarında "Anayasayı ihlal", "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs" ve "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçlarından 3'er kez müebbet hapis cezası istenen 14 tutuklu ve 37 tutuksuz sanık katıldı. Davanın tek müştekisi olan AKP İstanbul Milletvekili Metin Külünk duruşmaya gelmedi. Külünk'ü duruşmada avukatları temsil etti. Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumları karşısındaki salonda yapılan duruşmada ifade veren tutuklu Uzman Çavuş Cem Karaaslan AKP İstanbul il binasına terör saldırısı yapılacağı iddiasıyla kışladan çıkarıldıklarını belirterek "Talimatı Binbaşı Faruk Şimşek'ten aldık. Vatandaşların bina önünde toplanmaya başladığında iki el silah sesini duydum. Havaya ateş eden Yüzbaşı Gökhan Güney ile Binbaşı Faruk Cebeci'ydi" dedi. Silah sesini duyan halkın tepkisinin daha da arttığını belirten Karaaslan, "Bazı vatandaşların 'O sıkanlar buraya gelsin' dediğini duydum. Bölük komutanımız Muzaffer Dikencik, askeri geri çekmeye çalışıyordu. Darbe girişimini yaşandığını bu sırada cep telefonundaki haberlerden öğrendim. Binbaşı Faruk şimşek, oradaki polislere hitaben 'Buranın kontrolü bizde. Silahlarınızı teslim edin' dedi. Ben bunu duyunca şaşırdım. Çünkü bize, bir terör saldırısının beklendiğini, polislerle birlikte hareket edeceğimiz söylenmişti. Bu sırada Muzaffer Üsteğmen'in, 'Emir komuta bende' dediğini askere silahlarını kullanmaması yönünde emir verdiğini duydum. Biz de askerlere bu yönde emirler verdik. Çünkü halkın bizi yanlış anlama durumu vardı. Faruk Binbaşı, komutandan telefonu gelmediğini söyleyerek "Devam devam" dedi. Ben şaşırdım. Bunu duydum bizzat. Halkın tepkisi artmaya başlamıştı. Halk, 'O sıkanlar, o subaylar buraya gelsin' diyordu. Bölük komutanımız askerleri geri çekmeye çalışıyordu. Halk toplanmıştı. Darbenin yapıldığını da bu saatlerde telefonumuza bakarak öğrendim. Saat gece 12 gibi de zaten ayrılmak için uğraşıyorduk. Muzaffer Üsteğmen, emir komutayı aldıktan ve askeri geri çekmeye başladıktan sonra hiçbir subayı orada görmedim. Biz yere oturduk. Çünkü halkın bizi yanlış anlama durumu vardı. O yüzden hem niyetimizi anlatmak için hemde kandırıldığımızı söyleyebilmek için kesinlikle halka tepki göstermiyorduk. Sayın Hayati Yazıcı'nın korumasıymış ben sonradan öğrendim. Bizi oradan çıkarmak için otobüs getireceklerini söyledi. Daha sonra bazı vatandaşlar bize su getirdi. Daha sonra oradan ayrıldık ve kışlaya döndük" şeklinde konuştu. Kışlaya döndükten sonra Muzaffer Üsteğmen'in askeri sıraya dizdiğini belirten sanık uzman çavuş "Silahları teslim ettik. Askerleri kontrol ettik. Bizi bu hale getirenlerin Allah belasını versin. Bu askerleri o gece betonda yatıranlara hakkımızı helal etmiyorum. Faruk Şimşek ve Muzaffer Dikencik'le aynı araçtaydım. Ben onların telefondan konuşma yaptıklarını görmedim" dedi.Tutuklu sanıklardan Binbaşı Faruk Şimşek, Yüzbaşı Gökhan Güney'in avukatlarının mazeret bildirerek duruşmaya katılmamaları nedeniyle savunmaları alınmadı. Duruşma, tutuksuz yargılanan erlerin savunma yapmasıyla devam ediyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 236 sayfalık İddianamede, 1 Binbaşı, 2 yüzbaşının da aralarında bulunduğu 14 tutuklu rütbeli asker ve tutuksuz yargılanan 60 er hakkında, "Anayasayı ihlal", "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs" ve "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçlarından 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. İddianamede, bir kısım şüpheliler hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan, diğer bazı şüpheliler hakkında ise "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak" suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. | AKP İl Başkanlığı'nı işgal davası... Talimatı aldıkları ismi söyledi | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Türkiye'nin önde gelen turizm merkezlerinden Manavgat'ta 485 sandıkta 159 bin 121 seçmen, Cumhurbaşkanlığı ve 27'nci Dönem Milletvekilliği seçimi için sandık başına gitti. Olaysız tamamlanan oy kullanma işlemlerinin ardından sayıma geçildi. Manavgat Anadolu Lisesi'nde bulunan 1045 numaralı sandıkta cumhurbaşkanlığı için oy kullanan seçmenlerden birinin, oy pusulasına Federasyonu Başkanı 'in adını yazıp üzerine 'Evet' mührünü bastığı görüldü. Oy pusulası, sandık kurulu tarafından geçersiz sayıldı. 1045 numaralı sandıkta 329 geçerli oy kullanılırken, Muharrem İnce 150, Recep Tayyip Erdoğan 111, Meral Akşener 51, Selahattin Demirtaş 11, Temel Karamollaoğlu 3 oy aldı. 3 oy da geçersiz sayıldı. | Manavgat'ta Putin'e oy çıktı! | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin bir dönem danışmanlığını yapan kardeşi Hüseyin Feridun hakkında “yolsuzluk” suçlamasıyla geçen mayıs ayında verilen 7 yıl hapis cezası 5 yıla düşürülerek onandı. Geçen mayıs ayında Feridun, hakkında verilen yedi yıllık cezayı temziye götürmüştü. İran’ın Kuala Lumpur Büyükelçisi olarak 1989-1997 yıllarında görev yapan eski diplomat Hüseyin Feridun, Cumhurbaşkanı Ruhani’ye muhalif kesimlerce “rüşvet ve haksız şekilde bir bankaya genel müdür atanmasına müdahil olmak” ile suçlanıyordu. Ruhani’ye yakın kesimler ise suçlamaların “siyasi” olduğunu savunuyor. Öte yandan İran’da bir kişi ABD’ye casusluk yaptığı için idam cezası aldı, kararın temyize götürüldüğü belirtildi. Yargı sözcüsü, davada yargılanan diğer iki kişinin de aynı suç için 10 yıl hapis cezası aldığını duyurdu. Ayrıca İngiltere’ye casusluk yapmakla suçlanan bir kişiye de yine 10 yıl ceza verildiği belirtildi. | İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin kardeşine hapis | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, okulların açılış tarihinin erteleneceğine ilişkin iddialara ilişkin, "Okulların açılış tarihi 19 Eylül 2016'dır." dedi. Yılmaz, Uğur Okulları 15 Temmuz Şehitleri Kampüsü'nün açılış töreni öncesinde, basın mensuplarının okulların açılış tarihinin ertelenip ertelenmeyeceğine yönelik sorusunu yanıtladı. Okulların açılışının ertelenmesinin söz konusu olmadığını belirten Bakan Yılmaz, "Okulların açılış tarihi 19 Eylül 2016'dır." ifadelerini kullandı. | Okullar ne zaman açılacak? Milli Eğitim Bakanı açıkladı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Burdur'un Gölhisar ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, anne ve baba ile ikiz bebekleri öldü. Burdur'un Çavdır ilçesinden Gölhisar ilçesine giden, veteriner hekim Süleyman Özgür Mut (38) idaresindeki otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu Yamadı Köprüsü'nden sulama kanalına düştü. Kazada, sürücü Süleyman Özgür Mut, öğretmen eşi Nurbanu Çobaner Mut (37), bir yaşındaki ikiz çocukları Uras ve Elis Mut hayatını kaybetti. Kazayla ilgili soruşturma sürdürülüyor. | Otomobil sulama kanalına düştü, bir aile yok oldu | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: İkinci çocuğunu dünyaya getirdikten sonra forma girmek için çok çaba harcayan Kim Kardashian, 69. Cannes Film Festivali biter bitmez soluğu Londra'da aldı. 35 yaşındaki magazin yıldızı ve eşi Kanye West, İngiliz Vogue'un 100. yılını kutlamak için düzenlenen gala yemeğine katıldı. Robeto Cavalli'nin yeni kreatif beyni Peter Dundas'ın tasarladığı dantel işlemeli transparan bir elbiseyle boy gösteren Kim, bütün ilgiyi topladı. Kanye West ise biyah blazer ceketin, gömleğin ve pantolonunun altına Hedi Slimane imzalı Yves Saint Laurent çizmeleri tercih ederek, eşi Kim Kardashian'ın şıklığına uyum sağladı. | Kim Kardashian ve Kanye West gecenin çifti oldu | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Anayasa Mahkemesi, BirGün gazetesinin internet sitesinde yer alan görüntülerin gerekçe belirtilmeden engellenmesinin ifade ve basın özgürlüğünü ihlal ettiği yönündeki başvurusunu kabul etti. Yüksek mahkeme “İnternet sitelerine erişim engeli biçiminde getirilen her türlü kısıtlama, bilgi alma ve verme özgürlüğüne müdahale niteliğindedir” görüşünü açıkladı. BirGün gazetesi, Şırnak’ta 2015’teki operasyonlarda yaşamını yitiren Hacı Lokman Birlik’in polis aracının arkasına iple bağlı olduğunu gösteren görüntüleri internet sitesinden yayımlamasına getirilen erişim engeli için başvuruda bulunmuştu. AYM konuya ilişkin gerekçeli kararını açıkladı. AYM, BirGün gazetesinin başvurusunda internet sitesine yönelik gerekçesi belirtilmeden gerçekleştirilen erişim engeli kararının, ifade ve basın özgürlüğünün ihlal ettiğine karar verdi. Konuya ilişkin AYM raportörünün değerlendirmesinde “İnternet sitelerine erişim engeli biçiminde getirilen her türlü kısıtlama, bilgi alma ve verme özgürlüğüne müdahale niteliğindedir. Bu adreste yer alan yayının içeriği ile sınırlama sebebi arasındaki ilişki ortaya konulamamıştır. Süresiz kısıtlamaların ifade ve basın özgürlüğü önünde orantısız müdahale teşkil edeceği açıktır. Yargısal makamlarca başvuruya konu habere erişimin engellenmesi şeklindeki kısıtlamanın zorunlu bir sosyal ihtiyacı karşıladığı ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğu yeterli gerekçe ile gösterilememiştir” ifadeleri yer aldı. Bu raporun ardından toplanan AYM Genel Kurulu, oy birliği ile aldığı kararla, BirGün gazetesi’ne yönelik erişim engeli kararının, anayasa ile güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetti. AYM, karar kapsamında sunulan kriterler ve gösterilen yöntemle yeniden yargılama yapılarak, yargılamanın sonucuna göre içeriğe erişim engellemesine ve engellememesine karar vermesi gerektiğini vurguladı. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Gölbaşı Sulh Ceza Hakimliği’ne de kararın bir örneğinin gönderilmesine karar verdi. | Erişim engeli ihlal | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Umut Vakfı Kurucu Başkanı Nazire Dedeman Çağatay, 14 Aralık'ta ABD'nin Connecticut eyaletinde yaşanan katliam için ABD Başkanı Obama'ya yazdığı mektupta, bireysel silahlanmanın zorlaştırılması için kendisinden cesur bir adım beklediğini belirtti. Benzer içerikte bir mektubu da Başbakan Erdoğan için kaleme alan Çağatay, liderlerden ''bireysel silahlanmayı zorlaştırmaları'' talebinde bulundu. | Erdoğan ve Obama'ya mektup | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Wikipedia’nın engellenmesi kararına Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak itiraz etti. Akdeniz ve Altıparmak’ın başvurusu sonucunda Wikipedia’nın iki konu başlığı nedeniyle engellendiği ortaya çıktı. “Suriye İç Savaşı’na yabancı müdahalesi” (Foreign involvement in the Syrian Civil War) ve “Devlet destekli terörizm” (State-sponsored terrorism) içerikleri nedeniyle, Wikipedia’ya erişim engellendi. Mahkemenin kararına göre, söz konusu içeriklere erişimin engellenmesi halinde, tümden erişim engeli kararı kaldırılacak. | Wikipedia'nın engellenme nedeni belli oldu | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Araştırma şirketi ComScore, ikinci çeyrek rakamlarına dayanarak ABD akıllı telefon piyasasındaki en son tabloyu çıkardı. Rakamlara göre, Haziran’da sona eren üç ayda, Apple, ABD’deki akıllı telefon piyasasındaki payını yüzde 14’ten yüzde 15.4’e çıkardı ancak üçüncülükten kurtulamadı. Aynı dönemde, Samsung yüzde 26’dan yüzde 25.6’ya geriledi ancak birinciliğini korudu. LG, yüzde 19.3 olan payının yüzde 18.8’e düşmesine rağmen ikincilikte yer aldı. ABD’de en çok tüketiciye ulaşan dördüncü ve beşinci akıllı telefon markaları sırasıyla Motorola ve HTC oldu. Motorola yüzde 11.7’lik paya sahip olurken, HTC yüzde 6.4’te kaldı. ComScore verileri, ABD’de yaşayan 13 yaş ve üzeri 234 milyon tüketiciye dayanarak hazırlandı. Cnet sitesi, Samsung’un Galaxy serisi telefonlarının ABD’de büyük ilgi gördüğünü ancak Nexus üzerindeki mevcut yasak ve devam eden patent davalarının Apple’a karşı güç kaybetmesine neden olduğunu belirtti. Apple’ın, Eylül veya Ekim’de çıkması beklenen iPhone 5 ile yakaladığı çıkışı çok daha artırması bekleniyor. Ekran panelleri ve çip tedarikinde sıkıntılar yaşadığı bilinen Apple'ın, bu yıl 28 milyar dolarlık çip ya da başka bir deyişle elektronik yonga satın alacağı bildirildi. AA’nın, iSupply araştırma şirketinin raporundan derlediği bilgilere göre, iPhone ve iPad gibi ürünlerle büyük satış rakamları yakalayan Apple, aynı zamanda bu ve benzeri cihazlar için de büyük miktarlarda yonga alımını sürdürdü. Geçtiğimiz yıl 24 milyar dolarlık alım gerçekleştiren şirketin bu yıl yüzde 15 artışla elektronik yongaya 28 milyar dolar yatıracağı öngörülüyor. Apple'ı, 2011’de olduğu gibi bu yıl da Samsung ve HP takip ediyor. | Apple kendi krallığında piyasa 'üçüncüsü' | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: 'nün ( ) darbe girişimi sırasında gasbettikleri uçaklarla Polis Özel Harekat Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Havacılık Dairesi Başkanlığını bombalayarak 45'i polis 51 kişiyi şehit eden pilotlar ve "Vur" emrini veren komutanlar hakkında elli dörder kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Savaş uçaklarının bombaladığı Polis Özel Harekat Daire Başkanlığı ve EGM Havacılık Dairesi Başkanlığında 15 Temmuz gecesi yaşananlara ilişkin ayrıntıların yer aldığı savcılık fezlekesi tamamlandı. Gölbaşı Cumhuriyet Savcısı Erdoğan Güleç'in hazırladığı, 11 şüpheli ile 100'e yakın müştekinin yer aldığı fezleke, Gölbaşı'nda ağır ceza mahkemesi bulunmaması sebebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosuna gönderildi. Fezlekede 45 özel hareket polisini, 3 sivil memuru, 2 vatandaşı ve bir imamı şehit eden cuntacılar hakkında "anayasal düzene karşı işlenen suçlar" ile "kasten öldürmek" suçlarından elli dörder kez kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Ayrıca, şüphelilerin "silahlı terör örgütüne üye olmak", "kamu malına zarar vermek", "kasten yaralamak" ve "nitelikli yağma" suçlarından da cezalandırılmaları istendi. Fezlekeye göre, meslekten ihraç edilen darbeci pilotların Uğur Uzunoğlu, Hüseyin Türk, Mustafa Azimetli, Ekrem Aydoğdu, Mehmet Çetin Kaplan ve Ertan Koral'ın olduğu belirlendi. Pilotlar Uzunoğlu ve Türk, Polis Özel Harekat Daire Başkanlığını bombalayarak 44 kişiyi şehit etti. Diğer pilotlar Azimetli, Aydoğdu, Kaplan ve Koral'ın, EGM Havacılık Dairesi Başkanlığına attıkları bombalarla 7 polis şehit düştü. Eski Akıncı 4. Anajet Üs Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim ile eski 141. Filo Komutanı Yarbay Hakan Karakuş, vurulacak hedefleri belirlerken, meslekten ihraç edilen Binbaşı Mehmet Fatih Çavur da pilotları seçti. Havalanan pilotlara "Vur" emrini, meslekten ihraç edilen Kurmay Albay Ahmet Özçetin ve Kurmay Yüzbaşı Ahmet Tosun verdi. Fezlekede şüpheliler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 82/c bendinde yer alan, "yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle kasten öldürme" suçu uyarınca her bir şehit için birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Yine şüpheliler hakkında, TCK'nın "Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar" başlıklı bölümündeki, cebir ve şiddet kullanarak "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya TBMM'nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etmek" ve "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" maddeleri uyarınca da üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis talep edildi. "Darbe girişimi" ve "kasten öldürme" suçlarından haklarında elli dörder kez ağırlaştırılmış hapis cezası talep edilen şüphelilerin ayrıca, "silahlı terör örgütüne üye olmak", "kamu malına zarar vermek", "kasten yaralamak" ve "nitelikli yağma" suçlarından da cezalandırılmaları istendi. Ülke genelinde devam eden FETÖ soruşturmaları kapsamında şüpheliler hakkında ilk kez bu düzeyde yüksek ceza talebinde bulunuldu. Öte yandan, Filo Komutanı Hakan Karakuş ile pilotlar Hüseyin Türk ve Ahmet Özçetin hakkında darbe girişiminin yaşandığı gece televizyon yayınlarını kesmek için TÜRKSAT'ı bombaladıkları iddiasıyla başka bir soruşturma kapsamında beşer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmişti. | Polisleri şehit eden FETÖ'cülere rekor ceza talebi | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: 'in Karşıyaka ilçesinde çıkan orman yangını söndürüldü. Örnekköy'deki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangını görenler, itfaiye ve Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerine bilgi verdi. Daha sonra Bayraklı ilçesi seyir tepe mevkisine sıçrayan alevler nedeniyle bölgede bulunan bir kafe, ekipler tarafından önlem olarak boşaltıldı. Ekipler hem yangının çıktığı İzmir-Aydın Otoyolu'nun Örnekköy bölgesinden hem de kafenin bulunduğu üst kısımdan alevlere müdahale etti. İzmir Büyükşehir ve Karşıyaka belediyelerine ait çok sayıda tanker, Orman Bölge Müdürlüğüne ait arazözlere su desteği vermek üzere yangın bölgesine sevk edildi. Rüzgarın da etkisini yitirmesiyle birlikte ekipler yangını kontrol altına aldı. Bölgede soğutma çalışmaları devam ederken, Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileri, yangında yaklaşık 15 dekarlık bir alanının zarar gördüğünü bildirdi. Öte yandan bazı vatandaşların, cep telefonlarıyla sosyal medyadan yangına ilişkin canlı yayın yaptığı görüldü. | İzmir'de korkutan yangın | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, yurt ziyaretleri kapsamında gittiği Şiraz'da halka hitaben yaptığı konuşmada, günümüzdeki ve yakın geçmişteki İran-Batı ilişkileri hakkında açıklamalarda bulundu. İran'ın Birinci Dünya Savaşında İngilizlerce işgal edildiğini hatırlatan Ahmedinejad, ''işgal yıllarında ve sonrasında ülkenin sermayesinin yağmalandığını ve sömürüldüğünü'' savundu. İngiltere'ye hitaben, ''İran halkı, uğradığı zararların tazminatını sizlerden alacak'' diyen Ahmedinejad, ''Birinci Dünya Savaşında İran halkına verilen zararları resmi belgelerle BM'ye vereceğiz ve bütün tarihi haklarımızı zorba güçlerden alacağız'' ifadesini kullandı. Ahmedinejad, ''İngiliz işgalinin sürdüğü 1917-1920 döneminde İran'da öyle katliamlar yapıldı ki, tarihte eşi yok. Üç yıl içinde İran'da 8 ila 10 milyon insan açlık, yokluk ve hastalıktan öldü'' diye konuştu. İşgalci ve sömürgeci güçleri, ''yüzsüz, ahlaksız ve zalim'' diye niteleyen Ahmedinejad, ''Zorba güçler, İran halkından özür dileyeceklerine, zararları telafi edeceklerine küstahlık yapıyorlar ve İran halkının devrimci direnişi ve gelişmesini engelleyebileceklerini hayal ediyorlar'' dedi. İran Cumhurbaşkanı, ''İkinci Dünya Savaşında da zorba güçlerin İran'ı zafere giden yolda bir köprü gibi kullandıklarını, ancak sonraki süreçte veto hakkını ve tazminatı yine onların aldığını'' söyledi. | Ahmedinejad İngiltere'den tazminat istiyor | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak Twitter'den yayımladığı mesajında, AK Parti'nin İstabul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı ve TBMM Başkanı Binali Yıldırım hakkında "İstanbul'a yakışan aday" açıklmasını yaptı. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, yayınladığı Twitter mesajında şu ifadeleri kullandı: "İstanbul'a yakışan aday, Türkiye'nin tarihinde büyük devlet ve siyaset adamlığı ortaya koymuş Sayın Binali Yıldırım başta olmak üzere tüm ilçe başkan adaylarımıza 31 Mart seçimlerinde muvaffakiyetler diliyorum." İstanbul’a yakışan aday, Türkiye’nin yakın tarihinde büyük devlet ve siyaset adamlığı ortaya koymuş Sayın Binali Yıldırım başta olmak üzere tüm ilçe başkan adaylarımıza 31 Mart seçimlerinde muvaffakiyetler diliyorum. | Bakan Albayrak'tan Yıldırım'a: İstanbul'a yakışan aday | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: AB Konseyi Başkanı Birinci hedefimiz Aylan bebeklerin cansız bedenlerinin sahile vurmamasıydı" dedi. Ardından açıklama yapan Tusk, " Basın özgürlüğü bizim için kaçınılmazdır; yüzde yüz hemfikir olmamız mümkün değil" dedi. Davutoğlu, 'Kimse fikir özgürlüğü probleminin olduğunu iddia edemez' dedi. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF), 2016 yılına dair Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi‘ne göre Türkiye, basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 149’uncu sıradayken üç sıra daha gerileyerek 152’nci sıraya düşmüştü. Geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye raportörü Kati Piri tarafından hazırlanan ve oylama sonucu kabul edilen ‘en sert’ilerleme raporunda da basın özgürlüğü konusunda eleştirilere yer verilmişti. AB Konseyi Başkanı ise şunları söyledi: Timmermans'ın açıklamaları ise şöyle: Açıklamaların ardın | Davutoğlu: Kimse fikir özgürlüğü probleminin olduğunu iddia edemez | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: ABD ile vize krizine, ABD Başkonsolosluğu çalışanı Metin Topuz'un FETÖ üyeleri ile irtibatı ve yurtdışına çıkışları konusunda yardımcı olduğu iddiasıyla tutuklanması neden oldu. ABD Başkonsolosluğu çalışanı Metin Topuz Metin Topuz'un DEA'nın İstanbul Emniyeti narkotik irtibat görevlisi olduğu ortaya çıkmıştı. Polis muhabiri Önder Şuşoğlu ABD ile Türkiye arasında vize krizine neden olan Metin Topuz'un 1996yılında İstanbul'da katıldığı ve 750 kg uyuşturucunun ele geçirildiği Hurşit Han operasyonunda çekilen fotoğrafını paylaştı. ABD Konsolosluğu'nda çalışan ve FETÖ iddiasıyla tutuklanan Metin Topuz'un İstanbul EMniyet Müdürülüğü Narkotik Şube'de odası olduğu ortaya çıkmıştı. Yıllarca AMrekikan Uyuşturucu ile Mücadele Birimi DEA'nın irtibat elemanı olarak da görev yapan Metin Topuz'un 1996 yılında Narkotik polisi ile Pakistan'dan Türkiye'ye getirilen 750 kg uyuşturucu'nun yakalandığı Hurşit Han Operasyonunda da görev yaptığı ortaya çıktı. Pakistan'dan Türkiye'ye 750 kilogram bazmorfin getirdikleri iddiasıyla uyuşturucu kaçakçısı Hurşit Han'ın da aralarında bulunduğu 15 kişi uyuşturucu ile birlikte yakalandı.Sanıkların 9'u 6 yıl 8 ay ile 30 yıl 8 ay arasında çeşitli ağır hapis cezalarına çarptırıldı. Sanıklardan Hurşit Han ve Şükrü Han'ın, 1995 yılının Temmuz ayında Pakistan uyruklu Hacı İbrahim ile Türkiye'ye İran üzerinden bazmorfin getirmek için anlaşmışı, taşıma işini de TIR şirketi bulunan Şevket, Şükrü ve İdris Çağırtekin'in kilogramı 700 mark karşılığında üstlenmişti. Sakarya'daki çiftlik evine getirilmesi planlanan TIR, Horasan'da yakalanmıştı. | ABD ile vize krizine neden olan Metin Topuz narkotik operasyonunda | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan, doğalgazın 60 mil mesafedeki Ceyhan boru hattına bağlanmasına sıcak bakmıyor. Rum kesimi ve Yunanistan gazın sıvılaştırılarak gemilerle taşınması başta olmak üzere Türkiye’yi devre dışı bırakacak her türlü olasılık üzerinde duruyor. Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanı Yiannis Maniatis, Doğu Akdeniz Boru Hattı için bir fizibilite çalışması başlatıldığını duyurdu. Maniatis Atina'da yaptığı açıklamada, ilk çalışmalardan alınan verilere göre, Kıbrıs’a en yakın Yunan adalarından biri olan Girit’le Rum kesimi arasında bir boru hattı kurulmasının teknik olarak mümkün olduğunu açıkladı. Hedeflenen boru hattının Kıbrıs'ın hidrokarbon kaynaklarından başlayıp Yunanistan'dan geçtikten sonra Avrupa Birliği pazarlarına ulaşacağını kaydeden Yunan bakan, yalnız Kıbrıs’ın değil İsrail’in de Doğu Akdeniz bölgesinden çıkaracağı doğalgazın, Avrupa'nın arz güvenliği için de sağlam bir kaynak oluşturacağını vurguladı. Uzmanlar Kıbrıs ve İsrail’deki doğalgazın Avrupa pazarlarına ulaştırılmasının en ekonomik ve güvenli yolunun, Türkiye’deki boru hatlarından geçtiği görüşünde birleşiyor. Kıbrıs sorununa yön veren Amerika Birleşik Devletleri’nin de desteklediği bu formüle, Rum kesimi ve Yunanistan Kıbrıs sorununu gerekçe göstererek karşı çıkıyor. Uluslararası topluluk, Kıbrıs sorununa bulunacak çözümden sonra siyasi endişelerin ortadan kalkacağı güvencesi verse de, Türklerle işbirliğine sıcak bakmayan Rumlar, gazın nakledilmesi konusunda sürekli alternatif çözümler üzerinde duruyor. | Atina'dan 'Ceyhan'ı by-pass planı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Test edilen ürünlerin bir kısmında, sınırın üzerinde kimyasal maddeler tespit edildiği açıklandı. Çevre örgütü Greenpeace, Almanya’da hazırlanan 26 sayfalık el kitapçığı ile tüketiciyi, kimyasal maddelerden zarar görmüş sebze ve meyveler konusunda bilinçlendirmeyi hedefliyor. Greenpeace uzmanları, üretim sırasında sebze meyvelere sıkılan kimyasal maddeleri araştırarak, 76 çeşit sebze ve meyveye dair sonuçları bir el kitapçığında bir araya getirdi. Araştırma sonucuna göre, geleneksel olarak üretilen meyvelerin yaklaşık yüzde 80'inde ve test sebzelerinin yüzde 50'inde zararlı organizmaları engellemek amacıyla tarımda kullanılan “pestisit” türündeki kimyasal maddelere rastlandı. Greenpeace uzmanı kimyager Manfred Santen, “Yemeğinde kimyasal madde olmasını istemeyenler, organik ürün almalı ya da ürünlerin hangi ülkeden olduğuna bakmalı” dedi. "Kimyasal maddesiz yemek" adlı el kitapçığında, Avrupa Birliği ülkelerindeki sebze ve meyvelerin, Türkiye ve denizaşırı ülkelere göre daha az kimyasal madde içerdiği belirtiliyor.
Laboratuvarda toplam 22 bin 481 test ürünü üzerinde, 351 etkin maddeye rastlandı. Birçok sebze ve meyvede farklı kimyasal maddelerin karışımlarından hazırlanmış kokteyl karışımlar tespit edildi. En fazla kimyasal maddenin kullanıldığı ürünler listesinin başında ise Türkiye'den, 24 kimyasal maddenin tespit edildiği sofralık üzüm yer alıyor. Türkiye’de yetiştirilen biber, armut, kabak ve greyfurt da incelemeye tabi tutulan meyve ve sebzeler arasında. İnceleme sonucuna göre, bu ürünlerdeki pestisit miktarı sıklıkla Avrupa Birliği tarafından belirlenen kimyasal madde sınırının üzerinde. Buna ek olarak, Hindistan ve Tayland'da üretilen egzotik ürünlerden biber ve bamyanın da sorun teşkil eden oranlarda kimyasal içerdiği belirtiliyor. Kimyager Manfred Santen, sebze ve meyve yetiştiriciliğinde yasal olarak çeşitli sayıda kimyasal maddenin püskürtülmesine olanak sağlandığına dikkat çekerek, kokteyl kimyasallar konusunda uyarıyor. Greenpeace, sağlık önlemleri kapsamında, yasal kimyasal madde sınırının yeterli olmadığını belirterek, özellikle de çocuk, hamile ve hastaların zirai maddelerden korunması gerektiğine dikkat çekti. Greenpeace el kitapçığında uzmanlar tarafından test edilen sebze ve meyveler, farklı ülkelerdeki farklı bölgelerdeki süpermarket, iskontocu, perakende ve toptan satış yerlerinden alındı. | Türk üzümü sınıfta kaldı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Başbakan , muhalefetin dokunulmazlık dosyalarının tamamının Meclis'e getirilmesi çağrısına yanıt verdi. TESK'i ziyaretinde konuşan Başbakan, "Madem ki meydan okudunuz ben de hodri meydan diyorum. Gelin dokunulmazlıkları hep beraber kaldıralım. Yani bugünkü çağrımız hiçbir parti ayrımı gözetmeden, şu anda Meclis'te dosya olarak bekleyen 506 dokunulmazlık fezlekesi var, hepsini birden kaldıralım. AK Parti'nin çekinecek hiçbir dosyası yoktur. Hiç çekinmiyoruz" dedi. "Anayasaya bir geçici madde ekleyerek, şu anda Meclis'e intikal eden bütün fezlekelerle alakalı dokunulmazlıkları tek hamlede kaldıralım" diyen Başbakan, şöyle devam etti: "Böyle bir ortamda hala bazı teröristlerin taziyelerine gidenler varsa hesaplarını verecekler. Dünyanın hiç bir yerinde bir teröristin taziyesine giden bir milletvekili olamaz, bunu savunan bir siyasi parti olamaz" Bu akşam Brüksel'e hareket edeceğini hatırlatan Davutoğlu, çağrısına akşama kadar yanıt beklediğini söyledi. Teröre karşı mesajlar da veren Davutoğlu, şunları söyledi: "Vatandaşlarımızdan beklentimiz, tam da terörün oluşturmak istediği psikolojiye karşı direnmektir. Terör bizi yıldırmak istiyor, biz onlara 'yılmayacağız' diyeceğiz. Terör bizim günlük hayatımızın akışını değiştirmek istiyor, biz onlara 'değiştirmeyeceğiz' diyeceğiz. Terör ülkede kaos çıkarmak istiyor, biz onlara 'kaosa izin vermeyeceğiz' diyeceğiz, hep beraber diyeceğiz. Orada sadece devletin, hükümetin siyasi iradesi değil toplumun güçlü, sağlam direncine ihtiyacımız var." Davutoğlu, Ankara ve İstanbul'da güvenlik tedbilerinin en üst düzeyde olduğunu söyledi. | Başbakan Davutoğlu: 506 fezlekenin hepsini ele almaya hazırız | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Amerikan CNN televizyonuna konuşan Castro, 'ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner'in, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesiyle ilgili olabileceği' yönündeki iddiasını desteklemek için birçok delil olduğunu ve medyada da birçok haberin yer aldığını ileri sürdü. Kushner'in Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'a bir suikast listesi verdiğine ilişkin iddiaları hatırlatan Castro, "Jared Kushner, ABD istihbaratı üzerinden, Suudi Arabistan'da Veliaht Prens Muhammed bin Salman'a bir ölüm listesi, bir düşman listesi vermiş olabilir ve Prens de bunun üzerine hareket etmiş olabilir." ifadesini kullandı. Castro, bu iddiaların araştırılması için Kongre'ye çağrıda bulundu. Twitter hesabından da bir açıklama yapan Castro, sözlerinin yanlış anlaşıldığını savundu. Castro, "Açık olmak gerekirse Jared Kushner'i herhangi bir şey azmettirmekle suçlama gibi bir niyetim yok. Ortaya çıkan haberler üzerinden Kongre'nin, ABD istihbaratının Suudi Arabistan'a Kaşıkçı'nın siyasi infazına yol açan bir bilgi verip vermediğine dair soruşturma açmasını talep ediyorum." paylaşımında bulundu. | ABD Temsilciler Meclisi üyesinden Trump'ın damadına Kaşıkçı suçlaması | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Almanya'da gözler sandıklarda. 61,5 milyon seçmen, yeni meclisi belirlemek üzere oy kullanmaya hazırlanıyor. Mevcut Başbakan Angela Merkel'in yarışı açık ara önde tamamlamasına kesin gözüyle bakılıyor. Hareketli geçen kampanya dönemine Türkiye tartışmaları ve Almanya'nın göçmen politikası damga vurdu. Liderler son günlerini ise kararsız seçmeni ikna çabasıyla geçirdi. Anketlere gelince, Merkel'in liderliğindeki Hristiyan Demokratlar yüzde 34 oy oranıyla önde. Ancak bu oy oranı Merkel'e tek başına iktidar olmak için yetmiyor. Yani Almanya'da ufukta koalisyon var. Hristiyan Demokratları, Martin Schulz liderliğindeki Sosyal Demokrat Parti izliyor. Ancak arada kayda değer bir fark ile. Sosyal Demokratlar yüzde 21 oya sahip. Bu İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en düşük oran. Üstelik Merkel ile koalisyona da sıcak bakmıyorlar. Her halükarda seçim sonucunda ilk ikiye girecek partiler belli. Esas rekabet üçüncülük için olacak gibi duruyor. Bunun için de göçmen karşıtı "Almanya için Alternatif" partisi yüzde 13 bandında. Onu Sol Parti, Liberal Demokratlar ve Yeşiller izliyor. Seçimde 92 Türk kökenli aday da yarışacak. En fazla Türk kökenli aday Sol Parti'den;17 aday var. Sosyal Demokratlar'dan ise 16 Türk kökenli aday yarışıyor. | Almanya'da seçim günü | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Alparslan Türkeş'in oğlu Tuğrul Türkeş'in, parti kararının aksine geçici hükümete girmesi MHP'de deprem etkisi yaratmıştı. Kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilen Türkeş, son olarak da Başbakan Davutoğlu ile birlikte Alparslan Türkeş'in mezarını ziyaret etmişti. Ziyaret fotoğraflarının ardından ilginç bir yanıt geldi. MHP'nin Facebook hesabından partinin kurucusu Alparslan Türkeş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin birlikte yemek yerken çekilmiş fotoğrafı paylaşıldı. Fotoğrafın altına “Dert sofrasından bal yediler, baş verdiler. BAŞ EĞMEDİLER” yazılarak Tuğrul Türkeş'e gönderme yapıldı. | MHP'den Tuğrul Türkeş'e 'fotoğraflı' gönderme | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Pulitzer ödülü sahibi Amerikalı gazeteci Thomas Friedman Türkiye’deydi... Küreselleşme konusunda uzman gazeteci, son yıllarda özellikle, küreselleşmenin dünya üzerindeki etkileri üzerine çalışıyor. Friedman, dünyanın neden yeşil bir devrime ihtiyacı olduğunu değerlendirdi. BP’nin işlettiği petrol platformunda meydana gelen patlamayı dünyanın başına gelebilecek en kötü felaketlerden biri olarak nitelendiren Friedman, yeni ve daha temiz enerji türleri aranmasını savunuyor.. Bugün dünyada çok basit bir gerçek var. Dünya ısınıyor, düzleşiyor ve kalabalıklaşıyor. Bunu hiç kimse inkar edemez. Dünyayı giderek daha büyük ölçekte evler, arabalar, yollar, yemekler kaplıyor. Dünyada 6.7 milyar insan var ve bu sayı giderek artıyor. Bütün bunlara paralel olarak da enerjiye olan talep de artıyor. Bir an önce enerjiyi daha temiz elde etmenin yollarını bulmalıyız. İnsanlar yüksek enerji tüketimi gerektiren bir hayat yaşamak istiyorlar ama bunun bir bedeli var. Eğer gezegenimizi daha fazla hor kullanmaya, kirletmeye, dumana boğmaya devam edersek onu tüketme noktasına geleceğiz. Üstelik bu öngörülenden çok daha hızlı olacak. ET yani Enerji Teknolojisi diye bir kavramı savunuyorum. Bu teknoloji dünyanın geleceğine yön verecek. Yepyeni bir endüstri modeli. Ana amacı da daha temiz, dönüştürülebilir enerji üretim yolları bulmak olacak. Bu yeni teknolojiye hangi ülkenin öncülük edeceğini bilmiyorum. Bu hala çok açık bir pazar. Amerika'da olabilir, Türkiye olabilir, Hindistan ya da Japonya'da olabilir. Brezilya ya da Avrupa da... Bilmiyorum tek bildiğim bu yeni sektör dünyanın geleceğine yön verecek. British Petrol'de meydana gelen sızıntı bizim petrole bağımlılığımızı ve bunun için ne kadar derine inebileceğimizi açık bir şekilde gösterdi. İtiraf edelim biz Amerikalılar tam anlamıyla petrol bağımlısıyız. Bu bağımlılık bizi giderek daha uzak yerlerde petrol bakmaya itiyor. Baksanıza okyanusun 5 bin feet altında bile petrol arıyoruz. Sonunda da başımıza böyle bir kaza geldi ve bu kazanın bedeli çok ağır. Bu felaketin ne kadar büyük olduğunu zaman gösterecek. Hala petrol sızıntısı durdurulamadı ve her gün binlerce varil petrol okyanusa karışıyor. Bence bu karşılaştığımız en büyük ekolojik felaket olacak. Bence Pompei'den bile daha büyük bir felaket olacak. Üstelik Pompei insanlar tarafından yapılmadı ama bu petrol sızıntısının tek sorumlusu insanlar yani bizleriz... Elbette bu kaza dolayısıyla BP, ABD ve Obama yönetimi de çeşitli bedeller ödeyecek. Şu an bilmediğimiz bu bedellerin ne olacağı. Petrole ne kadar bağımlıysan, gözün de o kadar petrolü olan ülkelerin üzerinde olur. İşte tam da bu nedenle gözümüzün üzerinde olduğu bölgelerden biri Ortadoğu. Petrol bağımlılığı Bu da onların politikalarını, istikrar ya da istikrarsızlıklarını izleme ve kontrol etmeye çalışma gerekliliği doğuruyor. Bunun altındaki amaç. Petrolü kontrol etmek... | 'Gezegenimizi tüketme noktasına geleceğiz...' | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: TGC Yönetim Kurulu’nun açıklamasında şu görüşler yer aldı: "Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun toplumun birlik ve dayanışma içinde olması gerektiğini belirttiği bir günde basına yine akreditasyon uygulanması düşündürücüdür. Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın Eyüp Sultan Camisi’ndeki cenaze törenine Hürriyet, Cumhuriyet, Bugün, Milat, Taraf ve Zaman gazeteleri ile CNN Türk, Bugün TV, Kanaltürk, İMC TV; Samanyolu TV, Cihan Haber Ajansı ile Doğan Haber Ajansı muhabir, foto muhabiri ve kameramanları alınmamıştır. Akreditasyon gerekçesini soran gazetecilere ise bu tören için talimatın Ankara’dan Başbakanlık'tan geldiği ifade edilmiştir. Bu durum kamuoyunu bilgilendirme görevi ile orada bulunan gazeteciler arasında eşitlik ilkesine aykırı düşmektedir. Halkın bilgi alma hakkına yönelik yeni bir engellemedir. Bu uygulamayı şiddetle kınıyoruz." | TGC: Cenaze töreninde uygulanan akreditasyonu kınıyoruz | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Yüksek Seçim Kurulu, halkoylaması geçici sonuçlarını açıkladı. YSK'nin internet sitesinde yer alan sonuçlara göre, gümrük ve cezaevleri dahil 52 milyon 51 bin 828 kayıtlı seçmenden 38 milyon 369 bin 253'ü, sandık başına giderek oy kullanırken, katılım oranı yüzde 73,7 olarak hesaplandı. Oy kullanan seçmenlerden 21 milyon 788 bin 911'i (yüzde 57,88) 15 milyon 854 bin 379'u ise (Yüzde 42,12) yönünde oy kullanırken, 725 bin 963'ünün oyu, çeşitli sebeplerden dolayı geçersiz sayıldı. Halk oylamasına en çok katılım yüzde 89,30 ile Burdur'da, en az katılım ise 9,05 ile Hakkari'de gerçekleşti. En çok diyen il, yüzde 95.75 ile Ağrı olurken, en çok yüzde 81,02 ile Tunceli'de çıktı. İllerin 62'sinde 19'unda ise oyları ağırlıklı olarak çıktı. Seçim oranları da YSK'nin gümrük ve cezaevlerinin oylarını dahil etmesiyle yüzde 57,88 ve yüzde 42,12 olarak şekillendi. Gümrük kapılarında ise oy kullanabilecek durumda olan 2 milyon 556 bin 335 kişiden yüzde 7,68'ine gelen 196 bin 299 kişi oy kullandı. yüzde 61.53'ü , yüzde 38,47'si ise dedi. YSK'nin internet sitesinde yer alan bilgilere göre, iller, açılan sandık kayıtlı seçmen, oy kullana seçmen, geçerli oy, geçersiz oy, , ve katılım oranı sayıları şöyle: YSK sonuçlarına http://www.ysk.gov.tr/ysk/index.html sayfasından ulaşılabilir. | YSK'den il il sonuçlar | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu Çocuk Psikiyatrisi üyeliğinden bir süre önce istifa eden Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Erdoğan, çocuklara tacizde bulunanların bir kısmının öğretmenlik, bakıcılık, servisçilik gibi çocuğa yakın olabilecekleri işleri seçebildiğini söyledi. Türkiye'de çocuğu istismar eden bir öğretmenin mesleğini sürdürebildiğini kaydeden Erdoğan şunları kaydetti: ''Hakim ve savcılar da bu konuda rahat değil. Ellerinde olan bir şey değil, çünkü düzenlemedeki eksikler nedeniyle bir sistem oluşuyor. Sadece meslekten men etmek de yetmiyor. Kişinin kamuda çalışması engelleniyor, ama o gidiyor kız yurdu açıyor. Kamu dışında da böyle bir şey yapmasının önüne geçilmesi gerekiyor, mesela diplomasının alınması gibi bir ceza düşünülebilir. ABD ve Avrupa'da, sadece çocuğa cinsel ilgisi olan kişilerin kimyasal yollarla bu dürtülerin kontrolünü sağlama uygulaması ülkemizde de yapılabilir mi konusunda incelemeler sürdürülüyor. Bazı ülkelerde bu tür hastaların çocuğa yeniden taciz etme oranlarında büyük düşme gözlenmiş. Ama Türkiye'de sistemi nasıl oluşturulur, nasıl yapılır, yapılabilir mi çünkü sağlık sistemi ile iç içe olması ve kontrolünün sağlanması gereken bir durum.'' Erdoğan, Türkiye'de 4-5 kentte bulunan çocukları koruma merkezlerinin ülke geneline yaygınlaştırılması amacıyla AK Parti İstanbul milletvekili Alev Dedegil ve Ankara milletvekili Aşkın Asan ile birlikte çalışma yürüttüklerine dikkati çekerek, şöyle konuştu: ''Milletvekilleri ile birlikte bu tür merkezlerin faaliyet gösterdiği ülkelere giderek incelemelerde bulunacak, işleyişini izleyecek, Türkiye'de de yaygınlaştırılması için çalışmalar yapacağız. Bu merkezler, polis, savcı, çocuk ruh sağlığı uzmanı, çocuk doktorları, adli tıp uzmanları ve sosyal hizmetler işbirliğiyle oluşturulmaktadır. Buraya gelen istismara, tecavüze uğramış çocuğun bir kez gerçekten uzman kişiler tarafından muayenesinin değerlendirilmesinin yapılması, bunun kayda alınmasının sağlanması ve ondan sonra da direkt o çocuğu koruyacak, bu travmayı en az şekilde atlatmasını sağlayacak koruma sistemine geçilmesi amaçlanıyor. Ancak, dünyada en önemli konu olayı olmadan önlemektir. Ülkemizde ne yazık ki, çocukların cinsel istismara uğramasını engelleyecek hiçbir tedbir, farkındalık yok.'' ''Küçük yaşta kızları kullanmayı meşrulaştırmaya çalışan kesimin olduğunu'' ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: ''Daha da acısı çocuklarını parayla satan ailelerin olmasıdır. Burada ekonomik olarak daha fakir toplum olmamızın etkisi var. Biz ve Tayland gibi. Tayland'ta aileler seks için çocuklarını parayla satarak geçiniyorlar. Benim en büyük korkum ülkemizdeki bu ekonomik sorunlar nedeniyle ahlaki değerleri iyi gelişmemiş ailelerin çocuklarını seks amaçlı satmalarının artması. Anne babaların çocuklarını para karşılığı seks için vermeleri, buna göz yummaları, teşvik etmeleri çok tehlikeli. Orada Türk Ceza Kanunu'na göre direkt anne-baba da suçlu oluyor. Çocuğunun cinsel istismarına göz yuman, bunu destekleyen, teşvik eden aileler cezalandırılmalı. Küçük yaştaki çocuğunu yaşlı adama veriyor, nikah olmadığından kanuna yansımadığı için direkt çocuğu seks amaçlı satmış oluyor. Bunun adını lütfen öyle koyalım, 'bu, çocuğunuzu sekste kullanılmak üzere satmaktır'. Böyle bir şey çok ahlaksızca. Kız çocuklarını uyarıyorum 'eğer anne-babanız böyle bir şey yapıyorsa, sizi çıkarları uğruna satıyorlarsa buna karşı durun'.'' Erdoğan, cinsel istismar davalarının ortasında baskı ve para ile mağdurların ifadelerinin değiştirildiğini belirterek, şöyle dedi: ''Mesela tecavüz eden kişi geliyor aileye ev alıyor, para veriyor, aile de çocuğu ikna ediyor ifadesi değiştirtiliyor. Çocuklarını para karşılığı satan, onların ifadelerini değiştirten aileler var. Bu çok ahlaksızca ve bizler için tehlikeli gidişat. Onun için toplumun bu konuyu bilmesini ve karşı durmasını istiyorum. Çocukların, seks amaçlı kullanılarak ailenin ve birilerinin para kazanarak çıkar sağlaması, mağduriyetini göze alması çok tehlikeli ve yanlıştır.'' | Cinsel dürtüleri kimyasalla önleme yöntemi | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: ve da dün geceden beri etkili olan yoğun sis hava ulaşımı olumsuz etkiledi. Sis nedeniyle Ordu-Giresun Havalimanı'nda bazı uçak seferleri iptal olurken, bazı seferler de ertelendi. Görüş mesafesinin 200 metrenin altında düşmesi nedeniyle kentten Ankara ve İstanbul'a planlanan bazı uçuşlar gerçekleştirilemedi. Bazı seferler iptal olurken, bazı seferlerin ertelenmesi üzerine, Ordu-Giresun Havalimanı'ndan uçuş yapacak olan yolcular ise Samsun Çarşamba Havalimanı'na yönlendirildi. Trabzon'da da etkili olan sis nedeniyle bu akşam Antalya'dan Trabzon'a yapılması planlanan uçuş ertelendi. Trabzon'dan Antalya'ya ve İzmir'e düzenlenecek olan uçuşlarında ileri bir tarihe ertelendiği belirtildi. | Karadeniz'de uçuşlara sis engeli | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Suriye'nin Türkiye'yi hem karadan hem de havadan taciz etmesiyle ilgili Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinden yapılan açıklamada şöyle denildi: "Hatay üzerinde Hava Muharebe Devriye Görevi icra etmekte olan 4 adet F-16 uçağımıza, Suriye'de konuşlu SA-2, SA-5, SA-11 ve SA-17 füze sistemleri tarafından, 4 dakika 50 saniye süre ile radar kilidini muhafaza etmek suretiyle tacizde bulunulmuştur. Gaziantep- Hatay bölgesinde Hava Muharebe Devriye Görevi icra eden 2 adet F-16 uçağımız; saat 12.12'de Suriye'ye ait 2 adet MI-8 helikopterinin Hatay Karbeyaz güneyinde sınırımıza yaklaşması üzerine bölgeye yönlendirilmiş, ancak Suriye'ye ait söz konusu hava araçları sınırımıza 2.3 ve 2.7 deniz mili kala geri dönerek bölgeden uzaklaşmıştır. Saat 15.53'te de Suriye'ye ait; 1 adet MI-8 helikopterinin, Hatay Karbeyaz güneyinde sınırımıza yaklaşması üzerine 2 adet F-16 uçağımız bölgeye tekrar yönlendirilmiş, ancak Suriye'ye ait söz konusu hava aracı sınırımıza 1.9 deniz mili kala geri dönerek bölgeden uzaklaşmıştır." Açıklamada ayrıca, Hatay Narlıca Hacıpaşa Hudut Karakol Komutanlığı sorumluluk bölgesinde, Asi Nehri üzerinde 2 farklı noktada, içerisinde kaçak mazot dolu olan 60 litrelik 280 adet bidon bulunduğu, bidonlardaki yaklaşık 17 bin litre mazotun Altınözü Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatıyla imha edildiği belirtildi. | Türkiye'ye karadan ve havadan taciz | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Sosyal medyaya düşen bir videoda, minik bir Manchester United taraftarı, Robin Van Persie'nin Fenerbahçe'ye transfer olacağı yönündeki haberleri annesinden öğreniyor ve gözyaşlarına boğuluyor. Video sosyal medyada çok konuşuldu. Fenerbahçeliler, ailesi ile iletişime geçerek Van persie'nin minik hayranını İstanbul'a davet ediyor. | Robin Van Persie'nin arkasında ağlayan çocuk | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Sarı yelekliler, yarın 21 Avrupa Birliği (AB) ülkesinde düzenlenecek Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri öncesinde ülke genelinde gösteriler düzenledi. Gösterilerin 28. haftasında da Macron yönetiminin politikaları protesto edildi. Paris'te Pere Lachaise Mahallesi'nde toplanan eylemciler, Sacre Coeur Mahallesi'ne kadar yürüdü. Republique Meydanı'nda toplanan bir grup göstericiyle polis arasında gerginlik yaşandı. Polis, taş atan eylemcilere biber gazıyla müdahale etti. Polis, eylemcilerin Champs-Elysees Caddesi'nde, Ulusal Meclis ve 15 Nisan'da çıkan yangında büyük zarar gören Notre Dame Katedrali çevresinde gösteri yapmasını yasakladı. Gösteriler nedeniyle birçok metro hattında seferler durduruldu. Diğer bir grup gösterici de yasağa rağmen Champs-Elysees Caddesi'nde eylem yapmaya çalıştı ancak polis tarafından engellendi. Paris Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, başkentteki gösterilerde 64 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Macron'un büyüdüğü Amiens kentinde düzenlenen gösteride de Macron karşıtı sloganlar atıldı. Polis, şehir merkezinde bir banka ve otelin camlarını kırmaya çalışan eylemcilere karşı biber gazı kullandı. Eylemde 18 kişi gözaltına alındı. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, ülke genelindeki gösterilere 12 bin 500 kişi katıldı. Yaklaşık 400 milyon kişinin oy kullanma hakkına sahip olduğu AP seçimleri, 21 AB üyesinde yarın düzenlenecek. AB'nin diğer ülkeleri çarşamba günü sandık başına gitmeye başlamıştı. Dünya genelinde Hindistan'dan sonra en fazla seçmenin katıldığı demokratik seçimler olarak tanımlanan AP seçimlerinde bu yıl 8 siyasi grup yarışacak. Birliğin yasama organı olan AP, AB Konseyi ile beraber birliğin yasalarını kabul ediyor ve bütçesini onaylıyor. İlk kez 1979'da düzenlenen AP seçimleriyle, AB vatandaşları parlamentodaki milletvekillerini belirliyor. Sarı yelekliler de AP seçimlerinde 3 farklı listeyle yarışacak. Akaryakıt zamları ve kötü ekonomik koşullara tepki olarak başlayan, Macron yönetimine karşı gösterilere dönüşen sarı yeleklilerin eylemleri, 17 Kasım 2018'den bu yana devam ediyor. Hükümetin açıkladığı verilere göre, gösterilerde şimdiye kadar 11 kişi hayatını kaybetti, bin 797'si polis 4 bin 245 kişi yaralandı ve 12 bin 107 kişi gözaltına alındı. Ulusal Polis Soruşturma Biriminin, polisin, sarı yeleklilerin eylemlerinde şiddet uyguladığı şüphesiyle başlattığı adli soruşturma sayısının 256'ya yükseldiği açıklanmıştı. | Sarı yelekliler AP seçimleri öncesinde yeniden sokaklarda | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Hatay'ın Antakya ilçesi Güzelburç Mahallesi'nde iki arkadaşıyla serinlemek için nehre giren Suriyeli uyruklu Mahmud Sattuf Almaç (11), bir süre sonra suda çırpınmaya başladı. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar durumu polise bildirdi. Gözden kaybolan çocuğun bulunması için bölgeye sahil güvenlik ve Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri de yönlendirildi. Yapılan aramalarda Almaç'ın suya girdiği bölgenin yakınlarında cesedi bulundu. Çocuğun cesedi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. | Hatay'da nehre giren çocuk boğuldu | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Türkiye ile yeni fasıl açılmaması öngörülen tasarı, bugün Strasbourg'daki Genel Kurul'a gelecek. Oylamanın, Türkiye saatiyle 14.15'ten itibaren başlaması bekleniyor. Hukuki bağlayıcılığı olmayan ancak siyasi ağırlığı bulunan tasarı, oylamanın ardından aralık ayında biraraya gelecek olan AB liderlerine gönderilecek. Bugünkü oylama öncesi, Avrupa Birliği Bakanlığı kaynakları kararın bağlayıcı olmayacağının altını çizdi. Müzakarelerin geçici olarak dondurulması kararının ancak Avrupa Birliği Konseyi tarafından alınabileceğine dikkat çekildi. | Müzakerelerin dondurulmasını içeren tasarı bugün oylanacak | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: ABD Başkanı Donal Trump'ın seçim kampanyasına yönelik yürütülen özel soruşturmada yalan söyleme ve vergi kaçırma gibi suçlardan 3 yıl hapis cezasına mahkum edilen eski avukatı Michael Cohen, cezasını çekmek üzere hapishaneye girdi. New York'taki evinden sabah saatlerinde ayrılan Cohen, Otisville'deki federal hapishaneye geldi. Cohen, hapse girmeden önce gazetecilere yaptığı açıklamada, "Söylenecek daha çok şey var ve gerçeği paylaşabileceğim günü sabırsızlıkla bekliyorum. Aileme ve arkadaşlarıma yeniden kavuştuğumda ülke umarım yabancı düşmanlığı, adaletsizlik ve yalanların olmadığı bir yer olur." dedi. Michael Cohen, Trump ile ilişkileri olduğu iddia edilen 2 kadına konuşmamaları için "yasa dışı para ödemek", seçim kampanyasında finansman kurallarını ihlal etmek, vergi kaçırmak ve Moskova'daki emlak projesi için Trump'a aracılık etmek gibi konularda federal yetkililere yalan söylemekle suçlanmıştı. Hakkındaki federal suçlamaları ağustosta kabul eden ve sonraki aylarda Rusya soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Savcı Robert Mueller'in ekibiyle 7 kez bir araya gelerek yetkililere ifade veren Michael Cohen, aralıkta 3 yıl hapse mahkum edilmişti. | Trump'ın eski avukatı Michael Cohen cezaevine girdi | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump’la 16- 17 Mayıs’ta gerçekleşmesi beklenen ikili görüşmesi öncesi Rıza Sarraf’ın yargılandığı davada önemli bir gelişme yaşandı. Hâkim Richard Berman Beyaz Saray’daki ikili görüşme öncesi “Bu davanın çözüm yerinin mahkeme salonu olduğunu; siyasi/diplomatik pazarlığın etki etmemesi gerektiğini” söyledi. Hâkim Berman’ın sözlerini Cumhuriyet’e yorumlayan CHP’nin ABD Temsilcisi Yurter Özcan, “Önümüzdeki hafta Trump ile görüşmesinde Erdoğan bu konuyu gündeme getirecektir. Ama Hâkim Berman’ın söylediği gibi bu davanın çözüleceği yer mahkeme salonu, diplomatik/ siyasi müzakere değil” dedi. Sarraf’ın tüm duruşmalarını izleyen isimlerden biri olan Özcan, “Sarraf büyük ihtimalle anlaşma yolunu seçecek. Akla gelen soru şu: Anlaşma karşılığı Sarraf neyi anlatacak? Hangi bilgileri verecek? Ve bu bilgilerin Türkiye’ye yansıması nasıl olacak? Bizi ilgilendiren en önemli kısım bu” diye konuştu. ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları delme, bankacılık sahteciliği ve kara para aklama suçlamaları ile bir yılı aşkın süredir tutuklu yargılanan İran asıllı Türk işadamı Rıza Sarraf, önceki gün bir kez daha hâkim karşısına çıktı. Sarrraf’ın savunma ekibine kattığı eski New York Belediye Başkanı Rudolph Giuliani ve eski ABD Adalet Bakanı Michael Mukasey ile ilgili “çıkar çatışması” duruşmasında karar çıkmadı. Ancak duruşmaya davanın hâkimi Richard Berman’ın sözleri damga vurdu. Berman, Giuliani ve Mukasey’in, davada adı geçen bazı bankaların avukatlığını da üstlenmesi ve iki ismin ortağı olduğu hukuk firması Greenberg Trauri’nin ABD’de Türkiye adına lobicilik faaliyeti yapmak için Türk hükümetine ücret karşılığı hizmet vermesinin çıkar çatışması yaratıp yaratmadığını bir kez daha sorguladı. Sık sık Türkiye’nin adının geçtiği duruşmada, Giuliani ve Mukasey’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ankara’da gerçekleştirdikleri gizli görüşme duruşmada bir kez daha gündeme geldi. Duruşmayı takip eden CHP’nin ABD Temsilcisi Yurter Özcan’la Berman’ın açıklamalarını, bu açıklamaların Trump-Erdoğan görüşmesi öncesi verdiği mesajı, Sarraf’ın ruh halini ve dava sürecini konuştuk. Yurter Özcan’ın açıklamalarının satırbaşları özetle şöyle: Bugünkü (önceki gün) duruşma çıkar çatışmasını görüşmek amaçlı idi... Hâkim Berman, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen Amerika’da lobi yapan Greenberg Trauri isimli hukuk firmasının aynı zamanda Sarraf’ı temsil etmesinin nasıl çıkar çatışması olamayacağına ikna olmadığı söyledi. Sarraf’ın avukatlarından ek bilgi ve açıklama talep etti. Önümüzdeki hafta bu çıkar çatışması ile ilgili tekrar bir duruşma olacak. Hâkim Berman bu davanın çözüm yerinin mahkeme salonu olduğunu; siyasi/diplomatik pazarlığın etki etmemesi gerektiğini söyledi. Ve kariyerinde ilk defa böyle bir durum ile karşı karşıya kaldığını söyledi. Son bir senede, Sarraf oldukca zayıfladı. Bu duruşmada da bitkin gözüküyordu... Önümüzdeki hafta Trump ile görüşmesinde Erdoğan bu konuyu gündeme getirecektir. Ama Hâkim Berman’ın söylediği gibi bu davanın çözüleceği yer mahkeme salonu, diplomatik/ siyasi müzakere değil. Geçmişte bu tür Federal suç kapsamındaki davaların yüzde 90’ından fazlasında sanıklar, savcılık makamı ile anlaşma yoluna gitmiş. Yani suçunu itiraf etme karşılığı, ceza indirimi almışlar. Sarraf da büyük ihtimalle bu yolu seçecek. Akla gelen soru şu: Anlaşma karşılığı Sarraf neyi anlatacak? Hangi bilgileri verecek? Ve bu bilgilerin Türkiye’ye yansıması nasıl olacak? Bizi ilgilendiren en önemli kısım bu... Cumhuriyet Halk Partisi’ni temsilen Rıza Sarraf’ın yakalandığı Mart 2016’dan bu yana tüm duruşmalara katıldım. CHP olarak bizim amacımız bu davaya müdahil olmadan, özellikle Türkiye ile ilgili gelişmeleri birinci elden takip etmek ve kamuoyunu doğru bir şekilde bilgilendirmek... Türkiye’de Erdoğan’la yaptıkları görüşmelerin ortaya çıkmasının ardından “ABD ulusal çıkarları için anlaşma yapmaya çalışıyorum” diyen Giuliani ve Mukasey’in rolü konusunda 18 Mayıs’ta yeni bir duruşma yapılacak. | Yargı pazarlığa karşı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: AK Parti Kütahya İl Başkanı Ali Çetinbaş'ın sahibi olduğu beyaz eşya mağazasına pompalı tüfekle ateş açılmasıyla ilgili gözaltına alınan 4 kişiden 1'i tutuklandı. Çetinbaş'ın Hürriyet Caddesi üzerinde bulunan beyaz eşya mağazasına önceki gün gece saatlerinde pompalı tüfekle ateş açılmasıyla ilgili gözaltına alınan 4 kişinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Mustafa Üçpınar, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Diğer şüpheliler, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Öte yandan, tutuklanan Üçpınar'ın daha önce de benzer şekilde silahla ateş açma suçundan kaydı olduğu öğrenildi. Önceki gün gece saatlerinde Çetinbaş'ın beyaz eşya mağazasına gelen bazı şahıslar, pompalı tüfekle 4 el ateş ederek otomobille kaçmıştı. Olayı soruşturan İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri olaya karıştıkları iddiasıyla 4 kişiyi gözaltına almıştı. | AK Parti Kütahya İl Başkanı'nın iş yerine yapılan saldırıda tutuklama | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Kulübünde, olağan mali genel kurul toplantısı gerçekleştirildi. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, sarı-lacivertli kulübün olağan mali genel kurulda açıklamalar yaptı. Ali Koç'un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: "Geçen sene tarihimizin en yüksek katılımlı genel kurulunu yaptık. 20 sene sonra yönetim değişikliği oldu. Bizim bakış açımız önceki yönetimden farklı olabilir. 2018 ibrası nasıl olacak diye düşündük, Vefa Bey ile konuştuk. Eski yönetimin 4 ayının ibra edilmediği konusu gündeme geldi. Bizim acaba bu senenin tümünü mü oylamamız gerekiyor, bir bölümünü mü? 2 ayrı yönetim olduğu için 2 ayrı döneme bölünecek. İlk 4 ay eski yönetim, 1 ay bir ara dönem ve bizim yönetimimiz. 2 ayrı gündem maddesi koyduk. Sonra eski yönetimin ibra edilmeyeceği yönünde polemikler oldu. Geçen sene yapılan ibranın yeterli olduğuna kanaat getirdik. Aziz Yıldırım da ibra edilmeyeceğine dair düşünceye sahipmiş. O da neden ibra edilmesi gerektiğini ifade eden bir mektup gönderdi" "Oylama yapıldı, yapılmadı... 3 ay içinde itiraz edilmediği takdirde kesinleşmiş bir karardır. Geçen senenin ibrası kabul görmüştür. Bu maddeleri bugünkü gündemden çıkaracağız. Onu ifade etmek istedim. İlerleyen saatlerde biz de sizlere genel faaliyetler, düşüncelerimizi aktaracağız. Bizim ibra ile ilgili düşüncemiz belli. A.Ş'de ve derneklerde tamamen ayrıdır" "Herhangi bir usulsüzlük olmadığı hallerde ibra teamüllere tabidir. Derneklerde 15 asil, 7 yedek üye var. Üyelerin bir kısmı çok faaldir, bir kısmı yoktur. İbra edilmeyecek bir husus olduğu takdirde bu iyi düşünülmelidir. Geçen senenin ibrası bizim açımızdan da yeterlidir. 2018'in tümünün ibra edilip, zabıtlara geçilip resmi hale getirmek istedik. Geçen senenin ibrasını kabul ediyoruz. Önemli olan gönüllerde ibra edilmektir. O da sizlerin vicdanlarına kalmıştır. Babalar gününde katılım gösterdiğiniz için hepinize teşekkür ederim. Umarım kulübümüz için faydalı bir toplantı olur. Sağ olun, var olun" Ali Koç genel kurulun devamında bir kez daha kürsüye çıkarak şunları söyledi: "Haydi biz kötüyüz, vasatız tamam. Peki basketbolda? Final Four'a 2 rekor kırarak gittik. Ardından sakatlıklar yaşadık, adeta üstümüze kara bulutlar çöktü. Final Four'da yaşanan talihsizlikleri de biliyorsunuz. İnşallah bütün uğursuzlukları üstümüzden atarız. Ali Asker Aksu'nun 'Yönetim kişi başı 1 milyon TL verirse ben 10 milyon TL vereceğim' sözleri hakkında Koç: "Yönetimdeki arkadaşlarla konuştuk, o 10 milyon TL koymaya razıysa salı günü 22 kişi 22 milyon TL vereceğiz. Haber verin kendisine, FB TV'den izlesin. " "Ligin ilk yarısı ile ikinci yarısı arasında acı çekmek açısından bir fark yoktu. Bu kadar talihsizliğin, hatanın olduğu sezondan ders almaya bakacağız. Biri Comollizede lafını kullandı. Hata yapmış olabilir ama geçmişine bakarsanız futboldan anlamadığını söyleyemezsiniz." "Bir babayiğit '300 milyon euro versin ama 30 yıl istemesin' diyorsunuz. Böyle biri çıkarsa biz hemen görevi bırakıp, gece gündüz onun emrinde oluruz" "Göreceksiniz bizden ayrılacak futbolcular neler yapacaklar başka takımlarda. Bize bir şeyler oldu. Suçlusu benim, Comolli Momolli değildir." "140 milyona yakın bir parayı içeri soktuk. 'Fener Ol' kampanyasıyla 20-25 milyon dolar kaynak girdi ama buna rağmen bitti. Futbolcuların ödemelerinde hala 2 ay geriden geliyoruz. Basketbolcularda 1 ay geriden geliyoruz. Deniz artık bitti." "Keşke seçim bu sene olsaydı. Seçim günü, 'Bazen kazanarak kaybedersiniz' dedim. Onlar kaybederek çok şey kazandılar. Siz neler olduğunun farkında değilsiniz." "Biz 30 milyon dolar olan basketbol takımımızın bütçesinde küçülmeye gitmeyeceğiz. Bunu da söyleyeyim." | SON DAKİKA! Fenerbahçe Başkanı Ali Koç açıklamalar yaptı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Çanakkale Bayramiç Belediyesi’ne saat 12.05 sularında gelen kimliği belirsiz bir kişi, binaya pompalı tüfekle ateş açtı. Saldırgan daha sonra yaya olarak olay yerinden uzaklaştı. Saçmalar, belediye hizmet binasında Zabıta Amirliği girişi ile belediye önündeki Fen İşleri Müdürlüğü'ne aitı hizmet aracına isabet etti. Saldırıda, ölen ya da yaralanan olmadı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Belediye Başkanı CHP'li İsmail Sakin Tuncer, olay sırasında binada olmadığını belirterek, saldırının nedeni konusunda bir fikri bulunmadığını söyledi. | CHP’li belediyeye pompalı saldırı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Alınan bilgiye göre, bir seramik fabrikasında işçi olarak çalışan Kemal Şıhanlı'nın tek çocuğu 2 yaşındaki Uğur Samet, 5 gün önce Bağlarbaşı Mahallesi'ndeki evlerine misafirliğe gelen komşularının çocuklarıyla oynamak için kapının önüne çıktı. Bir süre sonra çocuğunun evin önünde olmadığını fark eden anne, eşine haber verdi. Uğur Samet'i bulmak için mahallede ve çevrede araştırma yapan ailesi ve komşular, akşama kadar sonuç alamayınca durumu polise bildirdi. Aradan geçen sürede çocuklarına ulaşamayan ve kaçırılmış olabileceği endişesini taşıyan aile, Uğur Samet'in bir an önce bulunmasını istiyor. Kemal Şıhanlı, yaptığı açıklamada, kimseyle husumetinin bulunmadığını ancak oğlunun kaçırılmış olabileceğinden endişe ettiğini söyledi. Oğlunu bulmak amacıyla 5 gündür yoğun çaba gösterdiklerini, neredeyse mahalledeki bütün evlerin kapısını tek tek çaldıklarını ifade eden Şıhanlı, şöyle konuştu: ''Karşılaştığımız herkese Uğur Samet'in fotoğrafını gösterip, yardım istiyoruz. Fakat şu ana kadar sonuca ulaşamadık. Artık oğlumun hayatından endişe ediyoruz. Oğlumu gören veya duyan birileri varsa lütfen bizimle irtibata geçsin.'' | 2 yaşındaki Samet 5 gündür kayıp | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: İSTANBUL - Hazar kaplanı, Gökçe balığı ve Anadolu parsı… 50 yıl öncesine kadar Anadolu’da yaşayan bu türler artık yeryüzünde yok. Bugün dünyada var olan yüzlerce tür ise onlarla aynı kaderi paylaşmak üzere. Bu türlerin nesillerini sürdürebilmesi yaşam alanlarının korunmasıyla mümkün. Ama nasıl? National Geographic Türkiye, Temmuz sayısında küresel ölçekte tehlike altındaki türlere dikkat çekiyor. Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) 2008 yılı Kırmızı Listesi’ne göre, dünyada incelenen 44 bin 838 türden 869’u tamamen yok olmuş durumda ya da artık doğada görülmüyor. Bilinen türlerin 16 bin 928’i ise yok olmak üzere, tehlike altında ya da hassas türler arasında yer alıyor. Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) 2008 Kırmızı Listesi’ne göre Türkiye’de küresel ölçekte tehlike altında 134 tür ve alttür var. Yine aynı listeye göre, Türkiye’de nesli tükenen hayvan türü sayısı 7. Türkiye'de yok olan türler arasında 19. yüzyılın son yarısına kadar görülen aslan, 40 yıl öncesine kadar Anadolu’da yaşayan Anadolu parsı ve Hazar kaplanı da bulunuyor. Bu arada yakalı toy, İran alageyiği ve yabani eşek gibi bazı türler ise dünyanın diğer bazı bölgelerinde nesillerini sürdürmeye çalışsalar da artık Türkiye topraklarında yaşamıyorlar. NG Türkiye, IUCN 2008 küresel kırmızı listesine göre, Türkiye’de tehlike altındaki hayvan türlerini bir haritada topladı. Her biri yaban hayatı konusunda uzman olan 9 doğa bilimci, Prof. Dr. İbrahim Baran (sürüngenler ve çift yaşamlılar), Prof. Dr. Sancar Barış (kuşlar), Prof. Dr. Ali Demirsoy (kınkanatlılar), Prof. Dr. Güler Ekmekçi (iç su balıkları ve kabuklular), Doç. Dr. Ali Cemal Gücü (denizel türler), Doç. Dr. Çetin Ilgaz (sürüngenler ve çift yaşamlılar), Dr. Evrim Karaçetin (kelebekler), Doç. Dr. Ahmet Karataş (memeliler) ve Yıldıray Lise (kırmızı listeler) Türkiye’de daha önce hiç yapılmamış ayrıntıda bilimsel bir çalışma yaptılar. Dokuz doğa bilimcinin bir yıl boyunca, NG editor ve tasarımcılarıyla birlikte titiz bir çalışma sonucu ortaya çıkardığı haritada, tehlike altındaki 105 tür ve alttür yer alıyor. Türkiye’de ilk kez yapılan bu büyük araştırma ile üçü bitki, 131’i hayvan olan tehlike altındaki tür ketegorik olarak listelendirildi. Bu listeden tehlike altındaki 105 türü Prof.Dr. Sancar Barış tek tek çizdi. Bu çizimler 60x100 boyutlarındaki Türkiye haritasında henüz yaşadıkları bölgelere göre yerleştirildi. Barış’ın renkli illüstrasyonlarının ve türler hakkında detaylı bilgilerin yer adlığı harita ile NG Türkiye, ülkemizde nesli tehlike altındaki hayvan türlerinin yaşadığı alanlara dikkat çekiyor. Harita, NG Temmuz 2009 sayısıyla birlikte okurlara ulaşıyor. NG Türkiye’nin Temmuz 2009 sayısında yayımlanan “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” makalesinin yazarı uzman biyolog Yıldıray Lise “Türkiye doğası ve tehlike altındaki türler için en büyük tehdit, bu türlerin yaşam alanlarını kaybetmeleri. Bu nedenle NG Türkiye’nin haritasında dikkat çekilen tehlike altındaki türlerin yaşam alanlarının kaybının bir an once önüne geçmek gerekiyor. Yoksa birkaç yıl sonra onların da sonu gelebilir” diyor. ''Elimdeki Hazar kaplanı resmini bütün sınıfın göreceği yüksekliğe kaldırıp soruyorum: Sizce bu hayvan bir zamanlar Türkiye'de yaşamış olabilir mi? Öğrencilerin hep bir ağızdan verdiği yanıt, pek çok okulda Türkiye doğası ile ilgili yaptığım sunumlarda aldığım yanıttan farklı değil: Haaayır örtmenim! Hazar kaplanını sadece belgesellerde gören öğrenciler, onun, 40 yıl gibi kısa bir süre önce Anadolu'da var olduğunu öğrendiğinde gözbebekleri büyüyor.'' (Makalenin girişinden) National Geographic Türkiye bu çalışma ile Türkiye'de tehlike altındaki türlerin durumuna dikkat çekmek istiyor: “Haritamızın, tehlike altındaki türler için koruma çalışmalarına katkı yapması ve bitki türlerinde hazırlanmış olan ancak hayvan türleri konusunda eksikliği hissedilen ulusal kırmızı listenin hazırlanması için en azından bir ilk adım olmasını diliyoruz”. ABD’de Tehlike Altındaki Türler Yasası ile koruma altına alınan 1050 tür bulunuyor. Ancak ABD, bugün bu yasanın gerçekten işe yarayıp yaramadığını tartışırken, böyle bir yasanın bulunmadığı Türkiye’de yaşam alanları giderek daralan çok sayıda tür tehdit altında neslini sürdürmeye çalışıyor. Benekli yabankedileri, Teksas hariç tüm ABD eyaletlerinde insanların doğaya müdahalesi sonucu kayboldu... Kaliforniye Kondoru Buzul Çağı'nı atlattılar ama Homo sapiens karşısında güçlükle direniyor. 1985'te bu yaban kuşundan geriye yalnızca dokuz adet kalmıştı. Esaret altında yetiştirme ve mermi kullanımının azaltılması sonucu tür geri döndü' Amerikan turnası esaret altında yetiştirme, göç eğitimi ve Tehlike Altındaki Türler Yasası sayesinde kurtarıldı. Meksika gri kurdu adlı tehlike altındaki altürün sayısı, esaret altında yetiştirme sayesinde Arizona ve New Mexico'da artıyor. Sayıları giderek azalan St. Andrew kıyı fareleri, Florida'nın kumul yaşam alanında gerek kamu gerekse özel grupların elinde yaşamını sürdürüyor. | Anadolu'da tehlike altındaki tüm türler | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal, sarı-lacivertli takımın Antalyaspor karşısında aldığı galibiyetin ardından açıklamalarda bulundu. Sezon başından bu yana iyi bir takım olduğumuzu söylüyordum, bugün biz sadece 11 kişi değil, 24 kişilik bir takımız. Bu mesajı her zaman verdim, bugün de doğru çıktı. Webo, Alper, Kadlec, Salih, Mehmet Topuz'un performansı ortadaydı. Sezon başından bu yana bunları planladık, arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Matematiksel olarak şampiyonluğu garantilemedik ama çok ciddi bir fark var. Fenerbahçe her zaman kazanmak için maça çıkar, bugün de bunu gördük. Taraftarımızla her zaman bütünleşiyoruz ve bundan da sonra da büyüyerek bütünleşmeye devam edeceğiz. 5 maçımız kaldı ve bunlardan 1'i de derbi. Futbolun içerisinde kalarak Beşiktaş ile oynamak istiyoruz. Beşiktaş'ı yenerek, Rize maçıyla birlikte taraftarımızın önünde şampiyonluk kutlamak istiyoruz. | Yanal Beşiktaş'a meydan okudu | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: İtalya'nın L'Aquila kentindeki G-8 zirvesinde liderler tüm dünyayı etkileyen ekonomik krizi aşmaya yönelik adımları olumlu karşılamakla birlikte, riskin halen sürdüğü uyarısında bulundular. Nihai deklarasyonun taslak metinde, ''finans sektörünü istikrara kavuşturmak için güveni yeniden tesis etme ve de büyümeyi ve istihdam yaratmayı teşvik amacıyla şu ana dek kaydedilen ilerlemeler'' övgüyle karşılanmakla beraber, ''durum belirsizliğini korumakta, ekonomik ve finansal istikrar için ciddi riskler halen sürmektedir'' uyarısı da yer aldı. Belgede krizden ''çıkış stratejisi'' için Uluslararası Para Fonunun (IMF) yardımcı olmasının önemine de işaret edildi. G-8'ler vergi kaçakçılığıyla uluslararası düzeyde mücadelenin gereğine de işaret ederek, konuya ilişkin yaklaşımlarını, ''Vergi kaçırma amacıyla yüksek miktarlardaki sermayenin gizlenmesini hoşgörüyle karşılamamız olanaksızdır'' cümlesiyle özetlediler. Taslak metinde, sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma için ''banka faaliyetlerine ilişkin düzenlemeler ve finans piyasalarını istikrara kavuşturma suretiyle finans sektörününde iyileştirmenin gerekliliği''ne de işaret edildi. Metinde, ekonomik krize üretilecek çözümlerde toplumsal boyutun gözden uzak tutulmaması gerektiği de belirtildi. G-8'ler bu konudaki yaklaşımlarını ise ''İnsanı ilk sıraya yerleştirme suretiyle krizin sosyal boyutunun gözden uzak tutulmaması gerektiği konusunda hemfikiriz'' cümlesiyle özetlediler. | G-8'den 'risk sürüyor' uyarısı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Efsanevi teknoloji ve kültür dergisi Wired’ın yayın yönetmeni Chris Anderson, geçen yıl yayımladığı Free (Bedava) başlıklı kitapta, internet ortamında üretilen içeriğin niteliğini ve vazgeçilmez olarak ücretsiz sağlanması gereken bu içerikten hangi yollarla para kazanılabileceğini tartışıyordu. Kitabın çıkışından kısa süre sonra kendisini ziyaret eden Alman Der Spiegel muhabiri Frank Hornig’e yeni medyayı, haberciliği ve internet ekonomisini değerlendirdi. Söyleşinin geniş özetini aşağıda okuyabilirsiniz. Anderson, Doğuş Yayın Grubu tarafından 26 Ekim 2010'da İstanbul Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek Yeni Medya Düzeni başlıklı konferansta da konuşmacı olarak yer alacak. Konferans programı için : Gazeteciliğin geleceğini konuşarak başlayalım... Rahatsız edici bir söyleşi olacak sanırım. Ben ‘gazetecilik’ sözcüğünü kullanmıyorum. Peki, gazeteler diyelim o zaman. Hem ABD’de hem tüm dünyada ciddi sıkıntı yaşıyorlar. Üzgünüm, medya ve haber sözcüklerini de kullanmıyorum. Bu sözcüklerin bir anlamının kaldığını da düşünmüyorum. Bunlar, 20. yüzyıldaki yayıncılığı tanımlayan sözcükler. Bugünse birer engelden başka şey değil. (Otomobilin ilk icat edildiği yıllarda) ilk üretilen otomobillere ‘atsız araba’ denilmesi gibi. Peki siz hangi sözcükleri önerirsiniz? Alternatif sözcük de öneremem. Çünkü geçmiş yüzyıldaki sözcüklerin anlamını yitirdiği o tuhaf zamanlardan birini yaşıyoruz. Haberlerin büyük bölümü amatörlerce üretiliyorken, ‘haber’ sözcüğü sizce ne anlama gelir? Haber gazeteden alınan bir şey mi, yoksa bir haber grubundan veya arkadaşlardan mı alınır? Bu sözcükler için tanım bulmakta zorlanıyorum. Wired’da biz bu sözcükleri kullanmayı bıraktık. Bir dakika... Yurttaş gazeteciliği ve blogcular ’medya’ sözcüğünün anlamını değişikliğe uğratmış olabilir. Ancak geleneksel haber medyası yoksa, onların da ileteceği pek bir şey kalmıyor. Amatörlerin çoğunluğu, nitelikli haber organlarında çıkan haberler hakkında yorum yapıyor ve yayıyor. Mesela siz bu sabah gazete okudunuz mu? Hayır Evinizin olduğu yerdeki yerel gazete San Fransisco Times can çekişiyor. Yarın öbür gün kapanırsa... ...Fark etmem bile. Ne kaybetmiş olacağımı bile bilmiyorum. O zaman haberleri nasıl öğreniyorsunuz? Bana farklı yollarla geliyor zaten; Twitter’a, e-posta kutuma, RSS okuyucuya, sohbet yoluyla... Haberlere ulaşmak için uğraşmıyorum. Umrunuzda değil yani. Hayır, umurumda tabi ki. Sadece kaynaklarımı seçiyorum, kaynaklarıma güveniyorum. Önceleri milyarlarca insan klasik medyaya güvenirdi habere erişim açısından. Dünyada önemli bir şey olmuşsa, bunu mutlaka duyarım. İran’daki protesto gösterilerini, daha gazetelere konu olmazdan önce öğrenmiştik, çünkü Twitter hesabını izlemeye aldığım kişiler bu tip olayları önemser. The New York Times, CNN, Reuters ve diğer büyük yayınlar en iyi habercilik ürünlerini internette yayımlıyor ve siz bunları okumuyor musunuz? Anaakım medyadan çok sayıda yazı ve makaleyi elbette okuyorum ama yazı bulmak için doğrudan onların sitelerine gitmiyorum. Onların linkleri direkt bana geliyor, bugünlerde genel eğilim bu. Her gün daha çok sayıda insan, izleyecekleri haberler için profesyonel filtreler yerine sosyal filtreleri kullanıyor. Televizyon ve gazete haber bültenlerini kendimize göre ayarlıyoruz artık. Bu şekilde de önemli haberleri izlemiş oluyoruz. Bu kötü bir şey değil. Güvendiğim kaynakları filtre olarak kullanıyorum, dolayısıyla aptalca haberler bana ulaşmıyor. Ancak Twitter’dan gelen 140 karaktere sığdırılmış bilgi, kapsamlı, ayrıntılı, iyi araştırılmış haber, röportaj ve analizlerin yerini tutmaz. Siz de haber medyasının bir üyesisiniz, söyleşiler yapıyor, haber yaratıyorsunuz... Doğru. Ancak buradaki sorun, geleneksel medyadaki haber yazım şeklinin değersiz hale gelmesi değil. Sorun şimdi bunun 'azınlık' haline gelmesi. Bunlar daha önce tekeldi, haber dağıtımının tek mecrasıydı. Çünkü medya şirketleri baskı sürecini, dağıtımı, televizyon yayın frekanslarını kontrol ediyordu... Kesinlikle. Şimdiyse haber ve bilgiye erişim için ticari kanallara gitmenize gerek yok, bunu herkes sağlayabiliyor. Bizim yaptığımız habercilik yararlı, ama diğer insanların yaptıkları da eşit derecede yararlı. Bilgi derleme konusunda en önemli veya tek kanal biziz diyemeyiz artık. Bu yüzden tuhaf bir süreç yaşıyoruz işte. Ne yaptığımızı tam olarak anlayabilmek için 10 belki de 20 yılın geçmesi gerekecek. Yeni formatlara ve internet tabanlı yeni medyaya ilgimiz bu kadar hızlı tırmanıyor olsa bile, nitelikli haberciliğe olan talep daralmıyor, tersine artıyor. Çevrimiçi medya çok büyük bir izleyici kitlesine ulaştı; basılı medyanın neslinin tükeneceği iddia ediliyor; ama tüm bunlara rağmen satışa ve sirkülasyona baktığınızda bir düşüş görülmüyor. Sorun, aslında reklam gelirlerinin düşmesi. Gazeteler önemli değil. Fiziksel, basılı formun artık işe yaramadığı söylenebilir; Ancak bilgi toplama, analiz etme, ona değer katma ve yayma süreci hala önemli. Buna ilişkin web-tabanlı iş modeli nerede peki? Bunu hala arıyoruz. ‘Banner’ şeklindeki ilanlar ilk kez bu ofiste 1995’te icat edildi. Sorunuza ilişkin ilk cevap buydu. Aslında tek bir iş modeli yok; binlercesi var. Her birimiz farklı bir model uygulayabiliriz. Hepimiz para kazanıyoruz ama bu para henüz yetersiz düzeyde; en azından basılı medyada yaratılan gelir kadar değil. Facebook da, Twitter da bunu çözmeye çalışıyor. Bir gün o çözüm noktasına geleceğiz, ama henüz çok erken... Çevrimiçi dünyadan para kazanılmaz değil, sadece maliyetlerimiz çok yüksek. Ya da belki gelirler az. Reklam verenler çevrimiçi yayınlara, basılı olanlara kıyasla daha az ücret ödüyor. Örneğin wired.com’un izleyici kitlesi, Wired dergisininki kadar çekici gelmiyor mu reklam verene? Verimlilik meselesi bu. Çevrimiçi okuyucular banner illanlara istendiği kadar ilgi göstermiyor. Basılı edisyondaysa ilanlara bakıyorlar çünkü bu reklamlar yayına daha entegre edilmiş oluyor, daha güzel görünüyor, kocaman, tam sayfa ve muhteşem çekilmiş fotoğraflarla geliyorlar. Bir anlamda derginin içeriğinin bir parçası halindeler. Bu nedenle de wired.com’da her 1000 kişiye ulaşmak için 22 dolar ödeyen reklam veren, dergiyi okuyan 1000 kişi karşılığında 100 dolar ödüyor. Henüz mükemmel çevrimiçi reklam aracını kimse keşfedemedi. Google hariç... Google’ın düşüncesi muhteşem. Ama bunu sadece metin ilanlarla yapabiliyor; duyuru veya işlemler için ideal, marka ilanları için değil. Bir kampanyaya hızlıca okuyucu çekmeye yarayabilir ama uzun zaman diliminde insanların aklına kavram, alışkanlık veya marka imgesi yerleştirmek için işe yaramaz. Parlak baskılı medyadaki kadar güzel, etkili ve işe yarar bir reklam formunu çevrimiçi medya için de keşfetmeliyiz. Bu henüz olamadı, olması için de erken. Gütenberg’in matbaayı keşfinden sonraki 20 yıllık süreci yaşar gibiyiz; henüz ne keşfettiğimizi anlamaya çalışıyoruz. Er geç de anlayacağız. Okuyucu çevrimiçi medyaya daha çok gittikçe gelirler de artar mı? Evet. Herşey ‘ilgi’ye bağlı. Bu en kıymetli meta. Yeterince ilgi görüyorsanız, bunu paraya çevirmenin yollarını bulursunuz. Ayrıca para 1 numaralı faktör de değil. İlgi ve itibar, parasal olmayan iki ana kriter. Pek çok site sadece ilgi ve itibar için, para beklentisi olmadan yayımlanıyor. Üretimi çok daha pahalı olan klasik habercilik böylesi bir mecrayla rekabet edebilir mi? Eskiden medyada olmak, tam zamanlı bir işti. Belki şimdi yarı-zamanlı bir işe dönüşüyor; hatta pek yakında bir ‘iş’ olmaktan çıkıp ‘hobi’ haline gelebilir. ‘Bu endüstirinin hacmi şu kadar olacak’ diyen bir yasa yok. Asıl soru gazeteciliğin bir ‘iş’ olup olmaması değil, insanların istedikleri enformasyonu istedikleri zamanda nasıl elde edecekleridir. Pazar dinamikleri bu meseleyi zamanla çözer. Ancak yaptığımız her işin de para kazandırması gerekmez. | Habercilik iş değil 'hobi' olacak! | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Hükümetin "Kürt açılımı" tartışılırken aralarında gazeteci, yazar, sanatçı, akademisyen ve meslek örgütü temsilcilerin de bulunduğu 162 aydın Kürt sorununun adil, demokratik, barışçı çözümü için atılan adımları sonuna kadar desteklediklerini belirten bir bildiri yayınladılar. Yayımlanan metinde "Bizler, on yıllardan beri devam eden, binlerce insanımızın yaşamına, onarılmaz acılara, maddi ve manevi kayıplara malolan, toplumsal dokumuzu bozan, ülkeyi etnik çatışmaların eşiğine getiren Kürt sorununun adil, demokratik, barışçı çözümü için atılan adımları sonuna kadar destekliyoruz. Kanın durması, barış, dostluk ve karşılıklı güvenin yeniden kurulması ve onarılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne hayati ve ertelenmez bir sorumluluk düştüğüne inanıyoruz. Bu inançla, soruna cesaretle eğilen ve çözüm arayan her girişimi, barış ve çözüm yolunda adım atan bütün kişi ve kurumları destekliyor; barış çabalarını kendi dar çıkarları ve savaşçı emelleri uğruna engellemeye çalışanları tarih ve toplum önünde kınadığımızı bildiriyoruz" denildi. Metne imza atan isimlerden Yazar Adalet Ağaoğlu, Araştırmacı-yazar Tanıl Bora, Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy ve Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fuat Keyman Kürt sorununa barışcıl çözüm önerilerini, hükümet girişimini ve muhalefetin tutumunu ntvmsnbc'ye anlattı.
Bu bildiriyi bilerek ve severek imzaladım. Hem aklımla hem yüreğimle kaçamaksız kabul etmiş bulunuyorum. Çünkü bu sorunun bir an önce çözülmesini istiyorum. Çözümü önleyecek herşeye karşıyım. Şimdi bu noktaya gelindiğini, bir ilerleme olduğunu görmek benim için bir umut. Şimdiden birşey söylemek de zor. Çünkü Türkiye’de şartlar günü birlik değişiyor ama şimdiye kadarki yaklaşımları umut verici buluyorum. Yani ilerisi için erken konuşmamak lazım ama şu anda atılan adımlar doğru. Açılımla ilgili nelerin hayata geçirilip geçirilmeyeceğini zamanla göreceğiz. Benimki toptan bir umut da değil. Adımları yıpratıcı engellere karşı halkın uyanık olması lazım. Oy için, makam için bu sorunu engellemeye çalışıyorlar. Bu sorun meclis çatısı altında çözülmeli. Ben bağımsız bir insanım ama bu konuda kim iyi bir iş yapıyorsa onu desteklerim. Bu sorun çözülmeli çünkü... Şu anda jest düzeyinde gelişmeler var. Jestler onarıcı ve umut vericidir. Bunları küçümsemenin, başlı başına tahripkar olduğunu ve umudu öldüreceğini, herhangi bir çözüm iradesini baltalamaya yarayacağını düşünüyorum. Bununla beraber, somut adımlarla tamamlanmazsa, jestlerin arkalarında büyük hayal kırıklıkları yaratarak buhar olmasından elbette korkmalıyız. Birinci öncelikli adımın, Kürt sorununun tamamen yasaksızca, kırmızı çizgisiz konuşulabileceği özgür tartışma ortamının sağlanması, buna yönelik hukuksal engellerin tasfiyesi olduğunu düşünüyorum. Zira sağ salim bir çözüme ulaşmanın zeminini oluşturmak, sağlıklı bir çözümün olmazsa olmaz koşuludur. Buna, DTP'nin kriminal örgüt muamelesi görmekten çıkarak 'eşit' bir siyasal parti olarak tanınması, DTP'li belediyelerine dönük kronik kovuşturmaya son verilmesi eşlik etmelidir. Bu da hukuki bir problem değil, tutarlı demokratik siyasal uygulama ve yine jestlerle çözülecek bir meseledir. Yasal düzeyde ise ilk anlamlı adım, dünyanın her yerindeki benzer deneyimlerde olduğu gibi ve sözünü ettiğim ortamı hazırlamak üzere, bir siyasal af ve geçmişle hesaplaşmaya dönük bir kamusal süreç başlatılmalı.
Kürt sorunun özgürce tartışılabileceği demokratik ortam oluşturulmalı. Konuyla ilgili önerileri olan herkesin kendini sansürlemeden, tartışmaya katılabileceği ortamın hazırlanması lazım. Bu, büyük çapta hükümetin, siyasi partilerin sağduyulu davranışlarıyla ortaya çıkabilecek bir tablo. Bunun arkasından bir tür eve dönüş sürecini başlatacak yasal zemini hazırlamak lazım. Bunlar için çeşitli formüller ileri sürülebilir, tartışılabilir. Buna af adının kullanılmasının çok doğru olmadığı kanısındayım. Bu bir tür geçmişte de uygulanan, eve dönüş sürecinin gerçekleşmesini sağlayacak bir yasal düzenleme olmalıdır. Bütün bu yaklaşım içinde iki travmaya uğramış toplum sözkonusu; hem Türk toplumu hem de Kürt toplumu. Bir taraftan Kürt toplumunun onurunu kırmamaya özen gösterirken bir taraftan da binlerce şehidin acısını çeken annelerin rencide olamamalarını sağlayacak bir formül bulunabilir. Bunların arkasından saymakla bitmeyecek yapılacak iş var. Bunları bazıları kolay yapılacak şeyler. Mesela; kültürel adımlar, Kürdoloji enstitüleri kurulması, dil kullanımı konusundaki yasakların kaldırılması, başlangıçta seçmeli ders ile okullarda Kürtçe öğrenimine izin vermek daha sonra bunu daha da genişletme yollarını aramak, özel televizyonlarda Kürtçe yayını teşvik etmek... Bu süreçten sonra Kürt toplumu için daha temel sorunlara el atmak lazım. Bunların başında kimlik sorunu geliyor. Anayasal vatandaşlık olarak ifade edebileceğimiz etnik ve dinsel tanımlardan soyutlanmış bir vatandaşlık tanımı gerekiyor. Bunun için anayasada ille de Kürt sözcüğünün geçmesi gerekmiyor. Zaten böyle bir talepleri de yok. Etnik kimliğe gönderme yapmayan bir vatandaşlık tanımı talep ediliyor bu karşılanabilecek bir şey. Yerel yönetimlere tanınabilecek haklarla ilgili olarak bölgesel anlam taşımayan bütün Türkiye’yi ilgilendiren adımlar atılabilir. Bütün bunlar yapılabilir mi diye soracak olursanız... Çok zor. Ama bu konuda 80-100 yıllık geçmişi olan Türkiye’de her iki halka da çok büyük bedeller ödetti. Dolayısıyla inatla, ısrarla bu sorunu çözmek için siyasal iradenin ortaya çıkması lazım. Hükümet daha somutlaşmış bir programla kamuoyuna açılsaydı belki daha iyi olurdu. Ama bu yöntemi de yadırgamıyorum. Tartışmalarla bir proje geliştirme çizgisi güdüyor bu da kabul edilmeyecek bir tablo değil. Gösterilen bu kadar reaksiyonu çok haklı bulmuyorum. Başbakanın dünkü konuşmasında belki de bugüne kadar siyasi yönetici konumunda olanlar içinde en olumlu, en yapıcı sözcükleri, bizim çok çok ihtiyacımız olan duygusal özdeşlik duygusunu uyandıran ifadeleri görüyoruz. Bu olumlu bir tablo ama arkası gelir mi bundan emin değilim neticede bu iktidarın zaman zaman bir adım atıp sonra vazgeçtiği örnekleri yaşadık o yüzden ihtiyatla söylüyorum ama şu ana kadar ki gelişme bana ümit verici gözüküyor. MHP’nin tavrını son derece tehlikeli, provakatif buluyorum. Türkiye zaten geçiş süreçlerinde, gerginliklerin tırmandığı dönemler yaşıyor, bunu daha da körüklemek bir devlet adamına ve sorumluluk taşıyan, bunca şehitin acısını taşıyan bir siyasi partiye yakıştıramıyorum. CHP’nin tavrını da çok yapıcı görmüyorum. CHP yıllar önce sorunun çözümü konusunda program sahibi olan bir partidir. Bu programı kabul ettiğini ifade etmesi bile büyük bir adım olur.
Hükümetin ortaya koyduğu Kürt açılımı süreci desteklenmeli ve açılım içinde çözüme dönük iradeye ilgili aktörler başta hükümet olmak üzere CHP, DTP, MHP ve sivil toplum aktörleri destek olmalı. İkinci olarak bu destek içinde çözümün olması için olmazsa olmaz koşul olan toplumsal güvenin, desteğin sağlanması için ortak bir dil yaratılmalı. Bu ortak dil vatandaşlık temelinde olmalı. Yani; DTP “Asli unsur”, CHP de “Milli kimlik Türk’tür“ söyleminden vazgeçmeli. AKP de hükümet olarak iradesini göstererek Türkiye’nin bu ortak dili anayasal vatandaşlık, vatandaşlık hakları ve özgürlükleridir noktasında buluşmalı. Bu süreç olurken silahsızlanma temelinde başta PKK ve Kürt aktörleri silahsızlanmayı inandırıcı bir biçimde ortaya koymalı. Sürekli barışın ve güveninin sağlanacağı ortam oluşturulmalı. AKP’nin bu süreçte başarılı olması DTP ile CHP’nin oynayacağı kilit role bağlı. DTP’yi bu süreçte şu ana kadar başarılı görüyorum. Sorunun çözümünde DTP kilit rolünü “asli unsur” ve Abdullah Öcalan’ı direk referans veren söylemlerden vazgeçerek yapmalı, böyle bir rolü var. CHP de şu ana kadar zikzaklı bir yol çizdi. Bir taraftan desteklemedi bir taraftan Baykal “iki kırmızı çizgimiz var” dedi. Bence doğrudur çözüm sürecinde bunlar olamayacaktır. Çözüm ne fedaratif bir ne de etnik bir yapıya götürecektir. Aslında tam da etnik yapıdan çıkacaktır. | 'Çözüm adımlarına engel konulmamalı' | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Başkan Donald Trump'ın Meksika sınırına duvar örmek için istediği, Kongdre'deki Demokratların ise karşı çıktığı ödeneğin bütçe tasarısına eklenmemesi sonrası, ABD'de federal hizmetler kısmen durdu ABD Başkanı Trump bütçeye Meksika sınırına örmek istediği duvar için en az 5 milyar dolarlık ek ödenek istiyor. Kongre'deki Demokratlar ise ek ödeneğe karşı çıkıyor. Beyaz Saray ve Kongre'nin yeni bütçe üzerinde anlaşamaması nedeniyle kamu kuruluşlarının yaklaşık dörtte biri gece yarısından itibaren ödeneksiz kaldı. Bu İç Güvenlik, Ulaştırma, Tarım ve Adalet bakanlıklarının faaliyetlerinin durmaya başlayacağı, ulusal park ve ormanların da kapanacağı, yüzbinlerce kamu çalışanının ücret almadan çalışmak ya da zorunlu izne çıkmak zorunda kalacağı anlamına geliyor. Trump, hükümet kapanmadan kısa süre önce Twitter hesabından yayınladığı görüntülü mesajda soruna çözüm bulmanın Demokratlar'ın sorumluluğu olduğunu ifade etti ve büyük harflerle "Güzel ülkemizin sınır güvenliği olmalı" yazdı. https://twitter.com/realDonaldTrump/status/1076308614372048897 Önde gelen Demoktat Kongre üyeleri ise Trump'ı "öfke nöbeti" geçirerek ateşi körüklemekle suçladı. Çarşamba günü, federel kurumların 8 Şubat'a kadar açık kalmasını sağlayacak geçici bir bütçe Kongre'den geçmişti ancak bu bütçede Trump'ın istediği "duvar ödeneği" bulunmuyordu. Trump ise ödeneğin yer almadığı bir bütçeyi imzalamayacağını açıkladı. Cumhuriyetçilerin şu an için çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi, salt çoğunlukla 5,7 milyar dolarlık duvar ödeneğine destek verdi ancak bütçe tasarısının ABD Kongresi'nin üst kanadı olan Senato'da da en az 60 oy alması gerekiyor. Cumhuriyetçilerin Senato'daki sandalye sayısı ise 51. Temsilciler Meclisi'ndeki sandalye dağılımı da Ocak ayından itibaren değişecek. Kasım ayında yapılan ara seçimlerle birlikte Temsilciler Meclisi'nde çoğunluk Demokratlara geçti. Ocak ayında yeni Kongre üyelerinin göreve başlamasıyla Temsilciler Meclisi'nde Demokratlar daha fazla söz sahibi olacak. ABD federal hükümeti benzer bütçe anlaşmazlıkları nedeniyle bu yıl 2 kez daha kapanmak zorunda kalmıştı. Bazı federal kamu kuruluşları 20-23 Ocak arası kapalı kalmış, aynı durum 9 Şubat'ta da birkaç saatliğine yeniden yaşanmıştı. ABD'nin Meksika sınırına duvar örmek, Trump'ın 2016'daki başkanlık seçimi kampanyasının ana vaatlerindendi. | ABD'de bütçe krizi: Hükümet kısmen kapandı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: sınav sorunlarının tarafından sızdırılması davasında 51 sanığa, 1 yıl 10 ay 15 günden 9 yıl 7 aya kadar hapis cezası verildi. | Polis Akademisi sınav soruları davasında karar | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: BKM Açıkhava’da 2017 etkinlikleri kapsamında gerçekleşen Funda Arar konseri, İstanbul’daki yağmurlu havaya rağmen hayli ilgi gördü. HT Magazin'den Serkan Öztürk'ün Konserden hemen önce basınla bir araya gelen Arar “Harbiye’de yıllardır konser veriyorum ama her seferinde büyük bir heyecan duyuyorum. Bugün de çok keyifli bir konser olacak. Çok hoş bir repertuvar hazırladık. Biletlerimiz merdivenlere kadar satıldı. Bunu duymak ve burada olmak harika bir şey” dedi. | Funda Arar yağmur dinlemedi | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Demirtaş ve beraberindeki HDP Heyeti Mesut Barzani ile bir araya geldi. 24 Eylül’e kadar farklı siyasi kesimlerle temaslarda bulunacak olan HDP heyeti, bugün ilk olarak Erbil’e bağlı Pirmam’da, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ile bir araya geldi. Görüşmede bölgenin içinde bulunduğu durum ve Kürtlerin yaşadığı bölgelerde yaşanan gelişmelerin konuşulacağı ve iki taraf arasındaki ilişkilerin ele alınacağı öğrenildi. Mesut Barzani tarafından kapıda karşılanan Demirtaş ve beraberindeki heyetin göreşmesinin sıcak bir ortamda geçtiği ve HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir'in Kürtçe tercümanlık yaptığı öğrenildi. HDP Genel merkezinden yapılan açıklamada, Demirtaş başkanlığındaki heyetin, Kürdistan Federal Hükümeti Başkanı Mesud Barzani ile yaklaşık üç saat süren bir görüşme yaptığı belirtilerek, "Dostane bir ortamda gerçekleşen görüşmede bölgemizdeki gelişmeler ele alınarak bölgenin barışa olan ihtiyacı, ortak paydalarda buluşma, Kürt sorununa demokratik ve barışçıl çözüm ile Kürtler arası dayanışma konularında görüş alışverişinde bulunulmuştur. Görüşmenin ardından Sayın Demirtaş, Sayın Barzani'ye, değerli sanatçılar Aram Tigran ile Ayşe Şan'ı anlatan iki ayrı kitap ile Diyarbakır'ın dünya kültür mirası listesinde olan kadim eserlerini sembolize eden bir minyatür çalışması hediye etmiştir" denildi. Dün gece İstanbul'dan uçak ile Irak'ın Erbil kentine giden HDP heyetinin başkanı, Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş, havalimanında gazetecilere kısa bir açıklama yaptı. HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, bugün Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ile görüşeceklerini ifade ederek, "Tabi ki bütün Kürtler'in ve Kürt hareketlerinin dünyaya ortak mesajı barıştır. Biz zulüm altında olan bir halkız ve kendi topraklarımızda özgür yaşam dışında bir talebi olmayan bir halkız. Bu çerçevede bütün siyasi hareketlerimizin birbiriyle kardeşlik hukukuna bağlı kalması ve bütün dünyaya birlik mesajı vermesi, barış mesajını vermeye devam etmesi eminim ki hepimize güç verecektir. Bu çerçevede Sayın Mesut Barzani'yle hem bölgedeki gelişmeler, hem dünyadaki gelişmelerle ilgili karşılıklı fikir alışverişinde bulunmamızın diğer partilerle bu konuda fikir alışverişinde bulunmamızın önemli olacağına biz inanıyoruz. İnşallah bu ziyaretimiz hayırlara vesile olur. Kürtlerin, Kürt halkının dört parçada en büyük özlemi Kürtlerin yan yana, Kürt liderlerinin, partilerinin yan yanda durabilmesidir" dedi. Havalanında açıklama yapan Demirtaş'ın sözlerini Kürtçe'ye Osman Baydemir çevirdi. Demirtaş'a tercümanlık yapan Baydemir'in akıcı Kürtçesi dikkat çekti. Kuzey Irak'ta 24 Eylül'e kadar temaslarda bulunacak olan HDP heyeti, Mesut Barzani'nin yanı sıra Irak 6'ncı Cumhurbaşkanı ve KYB lideri Celal Talabani, Bölgesel yönetimin Başbakanı Neçirvan Barzani, Gorran Hareketi Genel Başkanı Noşirwan Mustafa, Kürdistan Demokratik Partisi ile KYB polit büro temsilcileri ile Yekgirtu, Komala, Tevgera Azadi liderleri ve çeşitli sivil toplum örgütleri ve kurumlarla bir araya gelecek. HDP heyetinde Eş Genel Başkan Demirtaş'ın yanı sıra, Milletvekilleri Besime Konca, Nadir Yıldırım, Celal Doğan, İmam Taşçıer, Mithat Sancar, Nimetullah Erdoğmuş, Osman Baydemir ve partinin eş genel başkan yardımcısı Fatma Kurtulan da yer alıyor. | Demirtaş ve beraberindeki heyet, Barzani ile bir araya geldi | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Afganistan'da devlet başkanını belirlemek için 13 milyon seçmen, ülkenin yeni başkanını seçmek için bugün sandık başında. 13 yıldır devlet başkanlığı görevini yürüten Hamid Karzai, ilk kez bu seçimlerde aday olmadı. Afganistan'da devlet başkanlığı koltuğu için 8 aday yarışıyor. Seçimler, geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştiriliyor. 250 binden fazla Afgan güvenlik görevlisi seçim sandıklarını ve seçmenleri olası saldırılardan korumak için görev yapıyor. Taliban'ın seçimleri baltalamak için ülke geneline militanlarını konuşlandırdığı belirtiliyor. Dün seçim çalışmalarını takip eden iki yabancı kadın gazeteci vurulmuştu. | Afganistan'da silahların gölgesinde seçim | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Olay, 22 Ağustos günü merkez Karatay ilçesi'nde meydana geldi. Belediyenin çöp toplama araçlarında şoförlük yapan Bekir Erkol ile eşi Tuba Erkol arasında, şiddetli geçimsizlik yaşanmaya başladı. Tuba Erkol, olay tarihinden 4 gün önce kendisine şiddet uygulayan eşi hakkında şikayetçi olup, evden uzaklaştırma kararı aldırdı. Bekir Erkol, çıkarılan bu karara rağmen, olay günü mesai bitiminde eşinin çocuklarıyla kaldığı daireye gitti. Çift arasında yeniden tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Bekir Erkol, yanında getirdiği bıçakla çocuklarının yanında eşine saldırdı. Aldığı bıçak darbeleri ile yaralanan Tuba Erkol, can havliyle kapıyı açıp, dışarı kaçmak istedi. Vahşete tanık olan çiftin, yaşları 9 ile 13 arasında değişen 3 çocuğu da, babalarını engellemeye çalıştı. Çocukların tüm çabalarına rağmen eşinin peşinden giden Bekir Erkol, Tuba Erkol'u koridorda defalarca bıçakladı. Bekir Erkol, ardından 2 erkek çocuğunu yanına alıp, olay yerinden uzaklaştı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekipleri, Tuba Erkol'un hayatını kaybettiğini belirledi. Cinayetten sonra 2 oğluyla annesinin evine giden Bekir Erkol, polisi arayarak teslim olmak istediğini söyledi. Erkol, suç aleti bıçakla birlikte, gelen polislere teslim oldu. Gözaltına alınan Erkol, Emniyet Müdürlüğü'ne götürülürken, basın mensuplarının "Neden öldürdün? Pişman mısın" sorusuna, "Namus için pişman mı olunur?" yanıtı verdi. Bekir Erkol, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olayın ardından Cumhuriyet Savcısı Ayşe Gül Akyüz tarafından, şüpheli Bekir Erkol hakkında iddianame hazırladı. Savcılık, Erkol hakkında 'canavarca hisle eşi kasten öldürmek' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle düzenlenen iddianameyi Konya Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Hazırlanan iddianame, Konya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede Bekir Erkol'un eşinin karnının üzerine oturarak defalarca bıçakladığı vurgulandı. Bekir Erkol'un sabah iş çıkışı eşinin 3 çocuğuyla birlikte yaşadığı eve geldiği ve çift arasında henüz tam tespit edilemeyen bir nedenden dolayı tartışma çıktığı belirtilen iddianamede, Tuba'nın 'Burak, Talha' diye bağırarak yardım istediği, bunun üzerine çocukların salona koştuğu anlatıldı. İddianamede, çocukların salona girdiğinde Tuba Erkol'un salonda sırt üstü yerde yattığı, eşi Bekir Erkol'un Tuba Erkol'un karnının üzerine oturarak Tuba'yı göğüs kısmından birçok kez bıçakladığı belirtildi. Çocukların babalarını annelerin üzerinden çekerek uzaklaştırmaya çalıştığı, ancak Bekir Erkol'un bıçaklamaya devam ettiği yer aldı. Çocukların bir ara babalarını annelerinin üzerinden çektiği sırada Tuba Erkol'un giriş kapısına doğru koştuğu, çocukların babalarının annelerinin peşinden gitmesini engellemek için salon kapısını kapatmaya çalıştığı ancak Bekir Erkol'un kapılara açarak Tuba Erkol'un peşinden gittiği anlatıldı. Tuba Erkol'un kapıdan çıktıktan sonra sırt üstü yere düştüğü, Bekir Erkol'un yere düşen eşini bıçaklamaya devam ettiği, Tuba Erkol'un olay yerinde can çekişerek hayatını kaybettiği ve eşinin de can çekişmesini izlediği belirtildi. Cumhuriyet savcısı, cinayetin 'canavarca hisle' gerçekleştirildiğini belirterek, sanık Bekir Erkol hakkında takdir indiriminin uygulanmamasını talep etti. Otopside, Tuba Erkol'un vücudunda 14'ü öldürücü, toplam 46 bıçak darbesinin olduğu belirtilen iddianamede, şüphelinin 'canavarca hisle adam öldürme' suçunu işlediği yer aldı. İddianamede, şüphelinin daha önce de maktulü darp etmesi, hakkında aleyhine tedbir kararı bulunması ve şüphelinin suç işlemekten çekincesinin olmaması nedeniyle takdiri indirim sebeplerinin uygulanmaması gerektiği belirtildi. Şüphelinin suç işleme kararlılığında tereddüde düşmeyerek, çocuklarının tüm engellemelerine rağmen, gözlerinin önünde maktulün hayati bölgelerini birden çok kez bıçaklamak suretiyle canavarca hisle hareket ettiğinin gözetilmesi ve yerleşik Yargıtay içtihatları da nazara alınarak eylemin 'canavarca hisle' gerçekleştirildiği takdirde haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı hususu da nazara alınarak, 'canavarca hisle eşi kasten öldürmek' suçundan cezalandırılmasını talep edildi. | Eşini 46 yerinden bıçaklayıp, can çekişmesini izlemiş | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Yaklaşık üç hafta önce nişanlısı Chloe Loughnan ile dünyaevine giren Serdar Ortaç, evlendikten hemen sonra gelen kötü haberle zor günler geçiriyor. Önceki gün Serdar Ortaç, Instagram’dan eşi Chloe ile paylaştığı fotoğrafına notunu düştü. Ünlü popçu Serdar Ortaç, bugün de 'Son tedavi' notuyla hastanedeki fotoğrafını paylaştı. Yaklaşık üç hafta önce dünya evine giren Serdar Ortaç, evlendikten hemen sonra gelen kötü haberle zor günler geçiriyor. MS hastası olduğunu öğrendiğinden beri paylaştığı videolarla konuşulan şarkıcının moralinin iyiye gittiği gözlendi. | Serdar Ortaç'tan hastane odasında selfie | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Zonguldak'ın Kilimli ilçesinde özel bir maden ocağında meydana gelen göçükte 2 işçi mahsur kaldı. İlçeye bağlı Gelik beldesi Ayiçi mevkisinde bulunan özel bir maden ocağında tavanın çökmesi sonucu göçük meydana geldi. Göçükte maden işçileri Tayfun Keskin ile Volkan Köroğlu mahsur kaldı. Mahsur kalan işçileri kurtarmak için mesai arkadaşlarının yanı sıra çevredeki maden ocaklarından gelen işçiler de kurtarma çalışmalarına katılıyor. İşçileri kurtarma çalışmaları devam ediyor. | Zonguldak'ta maden ocağında göçük: 2 işçi mahsur | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Tekirdağ Çorlu'da bir imalathaneye düzenlenen baskında, bin litre sahte içki ele geçirildi. Edinilen bilgiye göre, Çorlu Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliği (KOM) ekipleri, Reşadiye Mahallesi'nde bir apartman dairesinin sahte içki imalathanesi olarak kullanıldığını tespit etti. Bin litre sahte içki ile imalatta kullanılan damıtma makinesi ele geçirilen operasyonda polis, sahte içkiyle ilgili B.Y.'yi polis merkezine götürdü. B.Y. ifadesinde, ele geçirilen bin litre içkiyi kendisi için ürettiğini söyledi. Dün aynı sokakta yapılan operasyonda da sahte içki ile içki imalatında kullanılan damıtma makinesi yakalanmıştı. | Tekirdağ'da bin litre sahte içki ele geçirildi | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı örgütlü suçlardan sorumlu Başsavcı Vekili Okan Bato'nun yürüttüğü adliye soruşturmasında, Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube ekipleri operasyon yaptı. İzmir Adliyesi çalışanlarına yönelik düzenlenen operasyonda, FETÖ-PDY üyesi oldukları iddiasıyla mahkeme kadın yazı işleri müdürleri Y.K., H.S.K., katipler M.S. T.A., B.D., Y.Y. ile bilgi işlem servisi UYAP görevlisi M.F.S., gözaltına alındı. Şüphelilerden 6'sının İzmir'de, H.S.K.'nin ise Manisa'daki evlerinde gözaltına alındığı belirtildi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan adliye çalışanlarının, meslektaşlarını siyasi görüşlerine, cemaate yakınlık durumlarına göre fişledikleri, ileri sürüldü. Polisin operasyonda 200 kişiye ait fişleme kayıtları bulduğu ifade edildi. Şüphelilerin 'Himmet' adı altında cemaate yardım topladıkları bazılarının, 'cemaatçi katipler' olarak adliye içerisinde isimlendirildikleri kaydedildi. Gözaltına alınıp Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürülen şüpheliler arasında yer alan UYAP görevlisi M.F.S.'nin, 'Adliye ağabeyi' olarak tanındığı kaydedildi. Bazı adliye çalışanlarının ifadelerinde bu durumu anlattıkları, ifade edildi. | Adliye çalışanlarına 'paralel yapı' operasyonu | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Diyarbakır'ın Lice ve Hazro ilçeleri kırsalında terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonda 8 sığınak kullanılamaz hale getirildi, 2 uzun namlulu silah, çok miktarda mühimmat ile yaşam malzemesi ele geçirildi. Valilikten yapılan açıklamada, İl Jandarma Komutanlığınca, Lice ve Hazro ilçelerindeki dağlık ve kırsal alanda 23 Ocak saat 23.00 itibarıyla jandarma komando timleriyle başlatılan "Şehit Jandarma Uzman Çavuş Polat Özbek Operasyonu"nun dün saat 22.00'de başarıyla tamamlandığı bildirildi. Operasyonda teröristlerce kış üslenmesi amacıyla kullanılan biri 25, biri 16 metrekare genişliğinde toplam 8 sığınağın imha edildiği belirtilen açıklamada, sığınaklarda ve toprağa gömülü bidonlarda ele geçirilenlere ilişkin şunlar kaydedildi: "G-3 piyade tüfeği, 7 şarjör, 7,62 milimetre çapında 254 fişek, 2 saatli mayın el yapımı patlayıcı devresi, patlayıcı düzeneğinde kullanılan tol düzeneği, 2 el telsizi, 5 pil bloku, 29 büyük ve 29 kalem pil, dizüstü bilgisayar bataryası, 250 metre elektrik kablosu, led ışığa bağlı kablo, 5 metre bakır kablo, bir kilogram gübre, 3 büyük ve 2 küçük tüp, çok sayıda giysi ve örgütsel doküman ile çok miktarda yaşam malzemesi. Operasyonda teröristlerin doğal mağaraya su temini amacıyla naylon poşetle kurdukları düzenek tespit edildi." Delil niteliği taşıyan silah, mühimmat ve malzemelerin Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla muhafaza altına alındığı bilgisine yer verilen açıklamada, diğer malzemelerin ise yerinde imha edildiği bildirildi. Açıklamada bir konut ve eklentisinde alınan karar uyarınca adli arama yapıldığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "38 şahıs ve 11 aracın Jandarma Asayiş Bilgi Sistemi (JABS) marifetiyle KİHBİ, UYAP ve ASAL sorgulamaları yapıldı. Arama faaliyeti esnasında evinde G-3 piyade tüfeği, 7 şarjör ve 7,62 milimetre çapında 254 fişek ele geçirilen E.E. gözaltına alındı. Bölgede yaşayan vatandaşların huzur ve güvenliğinin sağlanması amacıyla teröristle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlara artan azim ve kararlılıkla devam edilmektedir." | Diyarbakır'da PKK'ya ait 8 sığınak bulundu | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: IPA (Uluslararası Yayıncılar Birliği) yayıncı Ragıp Zarakolu’nun acilen serbest bırakılmasını talep eden bir bildiri yayınladı: ''2008 IPA Yayınlama Özgürlüğü Ödülü’nün sahibi, yayıncı Ragıp Zarakolu 28 Ekim 2011’de İstanbul’da gözaltına alınmıştır. Beşiktaş’taki 14. Ağır Ceza Mahkemesi 28 saatlik uzun bir duruşmanın ardından, bugün erken saatlerde birçoklarınca Türkiye’nin en ünlü ifade özgürlüğü ve azınlık hakları aktivisti kabul ettiği Zarakolu’yu tutuklamaya karar verdi. Üstelik kendisi, Terörle Mücadele Yasası kapsamında, yasadışı bir örgütün üyesi olmakla suçlanıyor. IPA Zarakolu’nun tutuklanmasını Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmelerin ihlali olarak değerlendirmektedir. IPA bu nedenle kendisinin dava başlayana kadar acilen serbest bırakılmasını talep eder. Ragıp Zarakolu geniş bir kesimce bir yayınlama özgürlüğü kahramanı olarak değerlendirilir. Ragıp Zarakolu’nun oğullarından Deniz Zarakolu da 2 Ekim 2011’de, (yasal bir parti olan) BDP’nin siyaset bilimi akademisinde siyaset felsefesi dersi vermesinin ardından gözaltına alınmış ve tutuklanarak Edirne F Tipi (yüksek güvenlikli) hapishanesine göndermişti. Bu tutuklamalar Kürtlerin siyasi örgütlenmelerine karşı 2009’da başlatılan ve halen süren sıkı önlemlerin parçası. IPA, diğer birçok yazar ve Büşra Ersanlı gibi entelektüellerin yanı sıra, Ragıp ve Deniz Zarakolu’nun da hapis kararını Türkiye’de Medeni ve Siyasi Haklara Yönelik Uluslararası Sözleşme’nin 19. Maddesinin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 maddesinin ihlali olduğuna dikkat çekiyor.'' IPA Yayınlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı Bjørn Smith-Simonsen’ın açıklaması şöyle: “Ekim Türkiye ve dünyada yayınlama özgürlüğü adına çok üzücü bir ay oldu. Ragıp Zarakolu yayıncılığın gururudur, Türkiye’de yayınlama özgürlüğünün ışığıdır. O yorulmak bilmeyen bir insan ve azınlık hakları aktivistidir. Bugüne kadar, hakikat, uzlaşma ve adalet arayışı hiç durmadı. Bu adam hapishaneye ait değil, o Nobel Ödülü’nü hak ediyor. IPA Yayınlama Özgürlüğü ödülünün sahibi Ragıp Zarakolu’nun acilen salıverilmesini talep ediyoruz. Dava bir yıllık süreçte başlayacak gibi görünüyor. Ragıp Zarakolu’nun sağlık durumu iyi değil. Korkunç F tipi hapishanesinin tutukluluk koşullarına dayanamayacağından korkuyoruz. Bu da Türk makamlarının duyarlılık gösterip onu acilen salıvermeleri için bir başka nedendir. IPA Genel Sekreteri Jens Bammel ekledi: “AB Komisyonu’nun 2011 Türkiye İlerleme Raporu’nda altı çizildiği gibi, Türk terörle mücadele mevzuatında yasal değişiklikler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin çeşitli hükümlerine uyumlu hale getirilmesi büyük bir ihtiyaçtır. Son iki yılda terörle mücadele mevzuatının Türkiye’de yayınlama özgürlüğünü bastırmak için artan düzeyde kullanılmaya başlandığına şahit olduk. Uluslararası Yayıncılık camiası adına, Birleşmiş Milletler Cenevre ofisindeki Türkiye Daimi Temsilcisi ile, ciddi endişelerimizi Türk makamlarına iletmesi ve hükümetinin Zarakolu’nun en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlaması için en kısa sürede buluşmak isterim. Bu makamlar daha mart ayında yine terörle mücadele mevzuatına dayanarak Zarakolu’nu terör örgütü propagandası yapmakla suçlamışlardı. Şimdi ise bir adım daha ileri gidip onu bir yasadışı örgütün üyesi olmakla suçluyorlar. Hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü ilkeleri öncelik olmalıdır.” | 'Yayınlama özgürlüğü kahramanı hapsedildi' | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Danimarka'da yapılan ve 8 yıl süren araştırmaya 15-49 yaş aralığında 49 bin kadın katıldı. Araştırma süresince, nadiren balık yiyen ya da hiç balık tüketmeyen kadınların kalp-damar sorunları riskinin düzenli olarak balık yiyenlerinkinden yüzde 50 fazla olduğu görüldü. Bilim adamları, genel olarak, az balık yiyen ya da hiç balık yemeyen kadınlarda kalp-damar hastalıkları riskinin her hafta balık tüketenlerinkinden yüzde 90 fazla olduğu sonucuna ulaştı. Araştırmaya imza atan bilim adamlarından Marin Strom, ''bu tür mesajların gençlere iletilmesindeki en büyük zorluğun, genel olarak tavsiyelerin yararlarının 30 ya da 40'lı yaşlardan önce görülmemesi olduğunu ancak araştırmanın balık tüketmenin yararlarının daha kısa zamanda görülebileceğini kanıtladığını'' ifade etti. Strom, haftada en az iki kez balık yenmesi tavsiyesinde de bulundu. | Balık, kadının kalbini koruyor | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: haberi! Bostancı Gösteri Merkezi'nde yapılan kongreye çok sayıda partili katıldı. 643 delegenin oy kullandığı kongrede, Canan Kaftancıoğlu'nun yer aldığı mavi liste 325, mevcut il başkanı Cemal Canpolat'ın beyaz listesi ise 318 oy aldı. Böylece Canan Kaftancıoğlu, CHP'nin yeni İstanbul İl Başkanı seçildi. | CHP İstanbul İl Başkanlığı'na Canan Kaftancıoğlu seçildi | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Alvaro Negredo, siyah-beyazlı kulübün resmi dergisine açıklamalarda bulundu. Negredo'nun röportajından satır başları şu şekilde: "Neyse ki benim sakatlığım bir maske ile kolaylıkla atlatılabilecek bir sıkıntı. Ancak kimi zaman altı ya da yedi ay sahalardan uzak kalabilecek sakatlıklar da bir futbolcunun başına gelebiliyor. Bu durumda sadece o sakatlanan futbolcu değil, tüm takım arkadaşları çok üzülüyor. Bununla birlikte bu zorunlu ara vermeler, bir futbolcunun moralini çok etkiler ve bozar. Sonuçta bu bir takım oyunudur ve bu moral bozukluğu herkese yansıyabiliyor." "Kaliteli bir takımız, karakterli futbolcularımız var. Son haftaya kadar şampiyonluğu kovalayacağız ve inşallah sezon sonunda kupayı kaldıracağız." "Mahallemizde bir top sahası yoktu. Taşlardan kale yapardık ya da tişörtlerimizi büzüştürüp kale olarak kullanırdık. Bazen de bankları çekip, alt kısımlarını kale olarak kullanırdık. Top bulabildiğimiz her yerde oynardık. Güzel günlerdi. Bugün, otuz iki yaşında bir futbolcu olarak, o günleri gülümseyerek hatırlıyorum. Sadece bir spor profesyoneli olarak değil, bir insan olarak da nereden gelip nereye gittiğime dair beni bilinçlendiriyor, güzel aşamalar bunlar." "Annem Atletico Madrid taraftarıydı, babam ise Real Madrid'i tutardı. Bununla birlikte biz üç kardeş de semtimizin takımı Rayo Vallecano'yu tutardık. Yıllar geçtikçe Real Madrid'e kaymalar olduysa da semtimizin takımını asla unutmam." "Almeria, birinci lige yeni çıkmıştı ve orada en üst seviyede futbol oynama olanağı bulmuştum. Transfer olduktan sonra çıktığım ilk maçta attığım golü ve yaşadığım heyecanı anlatamam. Sevilla'da geçirdiğim dört senenin her anı çok kıymetliydi. Tabii ki Manchester City'de Premier Lig Şampiyonluğu yaşamam da paha biçilemezdi." "Her zaman kendimi bir takım oyuncusu olarak görmüşümdür. Önemli olan takımın başarısı ve bütünlüğüdür. Bireysel başarıdan daha çok takımın başarısını önemsiyorum. Bundan sonraki kalan maçlarda da her zaman bu takımın bir parçası olarak oynamaya devam edeceğim. Attığım gollerden çok Beşiktaş'ın şampiyonluğunu kutlamak daha çok önemli." "Evcimen bir insanım. Türkiye'de sokakta herkesin sizi tanıması çok ilginç geldi bana. Bu güzel bir şey elbette ki ama ben gene de evde ailemle ve kendimle vakit geçirmeyi daha fazla seviyorum." | Negredo: Son haftaya kadar şampiyonluğu kovalayacağız | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: ABD Başkanı Barack Obama'nın eşi Michelle Obama, New Hampshire eyaletinde Demokrat Parti başkan adayı Hillary Clinton'ın seçim kampanyasında duygusal bir konuşma yaptı. Trump'ın 2005'te kaydedilen bir videoda, kadınlar hakkında yaptığı müstehcen ve kaba yorumlara değinen Obama, bu sözler karşısında derinden sarsıldığını söyledi. Obama, "Bu seçimlerde hayatı boyunca ve seçim kampanyası sırasında kadınlar hakkında şoke edici ve aşağılayıcı şeyler söyleyen bir başkan adayımız var. Geçen hafta bu adayın kadınlara yönelik cinsel saldırısı hakkında böbürlendiğini gördük. Bir ABD başkan adayının kadınlara yönelik cinsel saldırısı hakkında böbürlendiğini söylediğime inanamıyorum." dedi. Trump'ın kullandığı dilin "acı verici ve iğrenç" olduğunu vurgulayan Michelle Obama, "Sadece kadın olduğumuz için değil, aynı zamanda çocuklarını düşünceli ve saygılı bireyler olarak yetiştirmek isteyen ebeveynler olduğumuz için de acı verici. Ayrıca, ülkemizin liderinin temel insani terbiyeye sahip olması gerektiğini düşünen vatandaşlar olduğumuz için de acı verici." diye konuştu. Michelle Obama, Trump'ın kadın bedeni hakkındaki "utanç verici" sözlerinin, kadınların zekasına da saygısızlık olduğunu belirterek, "Bir kadına her şeyi yapabileceğine olan inanç çok zalimce ve çok korkutucu. İşin aslı bu aynı zamanda acı veriyor." ifadesini kullandı. Cumhuriyetçi Parti başkan adayı Donald Trump, 2005'te katıldığı bir televizyon programı için çekilen bir videoda, kameraların kayıtta olduğundan habersiz şekilde sunucusu ile konuşurken, kadınlar hakkında müstehcen ve edebe aykırı sözler sarf etmişti. Trump, bunun üzerine özür dilemişti. Videonun ortaya çıkmasından birkaç gün sonra da iki kadın, milyarder iş adamının kendilerini yıllar önce taciz ettiğini ileri sürmüş, Trump ise iddiaların yalan olduğunu savunmuştu. | Michelle Obama: İğrenç, zalim, acı verici ve korkutucu | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: ABD'li bilgisayar şirketi Apple'ın ikinci çeyrekte kârı yüzde 90 artışla 3,1 milyar dolar oldu. Apple, iPhone ve Macintosh bilgisayarlardaki güçlü satışlarla 27 Mart'ta sona eren ikinci çeyrekte kârının geçen yıl aynı döneme göre yüzde 90 artarak 3,1 milyar dolar (hisse başına 3,33 dolar) olduğunu açıkladı. Şirket geçen yıl aynı dönemde 1,6 milyar dolar (hisse başına 1,79 dolar) kar etmişti. Apple'ın geçen yıl aynı çeyrekte 9,1 milyar dolar olan geliri ise bu yıl aynı çeyrekte yüzde 49 artarak, 13,5 milyar dolara çıktı. Geçen yıl Ekim-Kasım döneminde 8,7 milyon adet iPhone satan Apple, 27 Mart'ta sona eren çeyrekte ise 8,8 milyon adet iPhone sattı. İPhone satışlarından elde edilen gelir, şirketin toplam gelirinin yüzde 40'ını oluşturuyor. Şirketin Macintosh bilgisayar satışları da yüzde 33'lük artışla 2,9 milyon adet olurken, iPod satışları 10,9 milyon adeti buldu. Apple'ın tablet bilgisayarı iPad ile ilgili veriler ikinci çeyrekte yer almadı. ABD'de piyasaya çıktığı gün 300 binden fazla satan iPad, Avrupa'da gelecek ay satışa sunulacak. Bu arada Yahoo, bu yıl ilk çeyrekte kârını geçen yılın aynı dönemine göre iki kattan fazla artırdı. Yahoo, geçen yıl ilk çeyrekte 117,6 milyon dolar (hisse başına 8 sent) olan kârının, bu yıl aynı çeyrekte 310,2 milyon dolara (hisse başına 22 sent) çıktığını açıkladı. Şirketin aynı çeyrekte geliri ise 1,6 milyar dolar oldu. Yahoo'nun kârının artmasında Microsoft ile arama motoru ve internet üzerinden reklam alanlarında işbirliği konusunda anlaşması etkili oldu. Microsoft, ilk çeyrekte Yahoo'ya toplam 78 milyon dolar ödeme yaptı. Bu yılın geri kalan döneminde her çeyrekte Microsoft'un Yahoo'ya 75 ila 85 milyon dolar ödeme yapması bekleniyor. | Apple ve Yahoo kârını katladı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Spor Toto Süper Lig'de gözler önümüzdeki pazartesi günü oynanacak Fenerbahçe - Beşiktaş derbisine çevrildi. Şampiyonluk yolunda, kader karşılaşmalarından biri olacak derbi öncesinde 'hakem' krizi yaşandığı iddia ediliyor. , MHK'nin Cüneyt Çakır isminde karar kıldığı ancak Çakır'ın bu görevi 'yorgun olduğu' gerekçesiyle geri çevirdiği öne sürüldü. Habere göre, Cüneyt Çakır'dan gelen şok talep üzerine yeni bir isim arayışına giren MHK yönetiminin, ilk etapta Bülent Yıldırım ismi üzerinde durduğu öğrenildi. | Derbi öncesi deprem... 'Çakır görevi reddetti' iddiası | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: İstanbul merkezli 8 ilde başlatılan soruşturmada, içki şişelerindeki TAPDK bandrollerini, kaçak üretilen içki şişelerinde de kullanmak suretiyle devleti zarara uğrattıkları iddia edilen şüphelilerin yakalanması için 46 adrese operasyon düzenlendi. İstanbul Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, içki şişelerindeki bandrollerin usulsüz kullanıldığı ihbarı üzerine çalışma başlattı. Polis ekiplerinin araştırmasında, TAPDK'ya ait bandrollerin içki şişelerinin üzerine gevşek şekilde yapıştırıldığı, satılan içkiler vatandaşlar tarafından tüketildikten sonra zarar görmemiş olan bandrollerin kaçak üretilen içki şişelerinde yeniden kullanıldığı, bu suretle devletin zarar uğratıldığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında, İstanbul merkezli 8 ilde bulunan 20'si imalathane olmak üzere 46 adrese operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında adreslerdeki aramaların sürdüğü, bazı kişilerin gözaltına alındığı bildirildi. | İstanbul'da usulsüz bandrol kullanımına yönelik operasyon | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Pentagon Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı (EUCOM) masasında görevli sözcü Johnny Michael, Amerikan Wall Street Journal gazetesinin "Ankara ile Washington arasındaki gerginlikten dolayı ABD'nin İncirlik Üssü'nden muharip operasyonlarını durdurduğu" iddiasını yalanladı. Bir soru üzerine konuyla ilgili konuşan Michael, "ABD İncirlik'ten yürütülen operasyonlarını durdurmadı." ifadesini kullandı. Sözcü, söz konusu gazetenin haberini ise "Spekülatif bir haber" olarak değerlendirdi. AA'ya konuyla ilgili açıklama yapan Türk diplomatik kaynaklar da Pentagon'un İncirlik Üssü konusundaki açıklamasını doğruladı. Wall Street Journal, adları belirtilmeyen Amerikalı yetililere dayandırdığı haberinde, ABD'nin İncirlik Üssü'ndeki muharip operasyonlarını ani bir şekilde durdurduğunu ve Ankara ile Washington arasındaki gergin ilişkilerden dolayı kalıcı olarak Adana'da bulunan üsteki askeri varlığında azalmaya gideceğini iddia etmişti. İncirlik Üssü'nün DEAŞ ile mücadelede önemli rol oynadığı belirtilen haberde, ocak ayında bir filo A-10 savaş uçağının üsten ayrılıp Afganistan'a gittiği, üste sadece yakıt ikmal tanker uçakları kaldığı öne sürülmüştü. Haberde ayrıca Amerikan ordusunun üste bulunan aile üyelerinin sayılarının da tedrici bir şekilde düşürdüğü iddia edilmişti. Diğer taraftan, DEAŞ ile mücadelenin hava saldırıları ayağı neredeyse bitme noktasına gelmesinden dolayı ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Irak ve Suriye'de faaliyet gösteren savaş uçaklarının büyük bir kısmını son dönemde operasyonlara hız verilmiş olan Afganistan'a göndereceği konuşuluyordu. Türkiye uzun bir zamandır ABD'nin terör örgütü PKK'nın Suriye kolu YPG'ye destek vermesine itiraz ediyor. ABD'nin YPG/PKK konusunda Türkiye'ye verdiği birçok sözü tutmaması, Ankara ile Washington arasındaki ipleri daha da germişti. Türkiye ile ABD arasında, FETÖ ile mücadele, Irak ve Suriye başta olmak üzere bir dizi konuda çözüm geliştirilmesi amacıyla kurulan üç teknik komiteden Suriye komitesinin ilk toplantısı geçen hafta cuma günü sona ermişti. Toplantının "pozitif geçtiğini" ve iki ülke dışişleri bakanlarının gelecek haftalarda bir araya geleceği konuşulurken bu iddiaların ortaya atılması dikkati çekti. Öte taraftan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Alman Zeit Online'a verdiği mülakatta "Amerikalılarla, Menbiç ve Fırat'ın doğusundaki kentlerin istikrara kavuşturulması yönünde mutabık kaldık." ifadesini kullanmıştı. | ABD'den İncirlik iddialarına yanıt | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: haberi! Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, bu akşam gerçekleşen telefon görüşmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak’ta DAEŞ’in mağlup edilmesinin ardından 12 Mayıs’ta yapılan seçimlerin sonuçlarının tüm Iraklılar için hayırlı uğurlu olması temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Irak’ın birlik ve beraberliğine büyük önem verdiğini belirttiği telefon görüşmesinde, Irak’ta seçimleri müteakiben hükümetin kurulmasında da Mukteda es-Sadr’a başarılar diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Iraklı Türkmenlerin Kerkük’teki seçimlerde bazı usulsüzlüklerin meydana geldiğini ve bunun da kendilerini mağdur ettiğinden bahsettiklerine değinerek, Mukteda es-Sadr’dan söz konusu usulsüzlüklerin tespiti ve düzeltilmesi için gerekli desteği vermesini istedi. Mukteda es Sadr da, Irak’ta Türkmenler dahil tüm kesimlerin haklarının korunacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve "Sairun" İttifakı’nın lideri Mukteda Es-Sadr, görüşme vesilesiyle, Türkiye-Irak arasındaki ilişkileri daha da geliştirme konusundaki kararlılıklarını da vurguladı. | SON DAKİKA: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mukteda Es-Sadr'ı telefonla kutladı | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Mehmet Şenay Baygın tarafından Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) akademik yapılanmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan örgütün Marmara Üniversitesi'ndeki yapılanmasına yönelik iddianame üzerindeki mahkemenin incelemesi tamamlandı. Mahkeme, iddianamenin kabulünü kararlaştırdı. İddianamede, Marmara Üniversitesi Rektörlüğünce, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürütülen çalışmalar neticesinde, örgütle bağı, iltisakı veya irtibatı mevcut ya da anılan örgüte destek veya müzahereti olduğu şüphesi bulunan personellere ait liste tanzim edilerek Başsavcılığa gönderildiği ve sanıklar hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan soruşturma başlatıldığı anımsatıldı. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarına ulaşabilmek için üniversitelerde en katı şekilde örgütlendiği vurgulanan iddianamede, Türkiye'de 17 üniversitenin bizzat örgüt tarafından kurulup faaliyete geçirildiği, bunların 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldığı hatırlatıldı. Örgütün yurt dışında kurduğu üniversitelerinin adlarının da sıralandığı iddianamede, FETÖ'nün kapatılan üniversiteler dışında liderinin talimatı ile tüm kamu üniversitelerini ele geçirmek için örgütlendiği kaydedildi. ''Yükseköğretim Kurumu örgütlenmesine paralel bir yapı olarak kendi örgütlenmelerini her üniversitede oluşturmuşlardır'' tespiti yapılan iddianamede, örgütün, üniversitelerde; üniversite, fakülte, yüksekokul ve enstitü imamları olarak yapılandığı, bu bünyeler içerisindeki örgüt üyelerinin bu imamlara bağlı örgütsel faaliyet yürüttükleri anlatıldı. Üniversitelerde okuyan öğrencilerin, kendilerine tahsis edilen evler ve yurtlarda "öğrenci abileri" ve "öğrenci ablaları" tarafından örgütsel eğitim verilerek denetime tabi tutuldukları vurgulanan iddianamede, ''Işık evlerinden, dershanelerden yetiştirilen öğrenciler örgütün istediği bölümler için üniversiteye hazırlanmış, üniversite sınavlarında bu bölümlere girebilmeleri için her türlü sınav yolsuzluğu yapılmıştır. Üniversiteye giren bu öğrenciler örgütün üniversite imamları tarafından korunmuş ve örgüt hiyerarşisi içerisinde ileride tayin edilecek görevler için özel olarak yetiştirilmiştir'' denildi. İddianamede, üniversite sonrası yüksek lisans, doktora, yurt dışı eğitimleri almak için her türlü hukuk dışı yollar kullanıldığı, örgütün akademik kadrolara kendi üyelerini yerleştirmek için Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) sorularını ele geçirerek örgüt üyelerine sızdırdığı belirtildi. Yüksek lisans, doktora ve ALES sınavlarında çaldığı sorular sayesinde üniversitelere 2002-2013 yılları arasında 8 bin 500 civarında akademisyen yerleştirildiğinin tahmin edildiği aktarılan iddianamede, ÖSYM verilerine göre 2005'te ALES sınavına 226 bine yakın adayın girdiği, bu adayların yüzde 0,1'inin soruları tam ya da 2 eksik ile tamamladığı, 2005'te ALES'te tam yapanların sayısı 100 iken, bu rakamın 2009 yılında tam 200 kat arttığı anlatıldı. İddianamede, 2009'da sınava giren 226 bine yakın adayın yüzde 9'unun tam puan aldığı kaydedilerek, FETÖ/PDY silahlı örgütünün neredeyse bütün sınavlarda hırsızlık yaptığı, 2009 yılında ALES'te yalnızca 2 yanlışı olan aday sayısının 20 bin 290 olduğunun belirlendiği aktarıldı. Örgütün hakimiyetinin etkin olduğu taşra üniversitelerinde akademik kadrolara yerleştirilen örgüt üyelerinin daha sonra büyük üniversitelere geçişinin sağlandığı, böylece bütün kamu üniversiteleri adeta örgütçe kuşatıldığı anlatılan iddianamede, şu ifadelere yer verildi: ''Üniversite rektörlük seçimlerinde örgüt her üniversitede ya örgüt üyesi rektör adayını ya da örgüte yakın olan rektör adayını desteklemiş, seçimlerde her türlü yöntemi kullanarak kazanmayı amaçlamıştır. Örgüt için üniversite yönetimi çok önemlidir. Üniversitenin akademik kadrosunun yanında idari kadrolarını da elinde tutmak istemiştir. Üniversiteler yüksek bütçeli kurumlar olup, bu bütçelerin örgüt mensuplarınca örgütün amaçları doğrultusunda kullanılması hedeflenmiştir. Üniversitelerde mal ve hizmet alımlarında yapılan ihalelerle örgüt üyesi kişilerin ihalelerin kazanması sağlanmıştır. Üniversiteler bir eğitim, araştırma ve bilim yuvası olarak değil, örgüte yetişmiş elaman kazandıran hücre evi, ekonomik girdi sağlayan ticarethane, ülke siyasetinde rol alan, yönetime baskı kuran, siyasi partiler gibi kullanılmıştır. Bu nedenledir ki üniversitelerdeki örgüt üyeleri yasalar çerçevesinde eğitim ve öğretim hizmeti vermekten öte örgüt talimatlarını yerine getiren örgütün amaçlarına hizmet eden birer militan gibi hareket etmişlerdir." Sanıkların eylemlerinin tek tek sıralandığı iddianamede, sanıklar hakkındaki "ByLock, Bank Asya hesap hareketleri ve Digiturk'ten ayrılma (örgüt talimatı üzerine)'' ve sosyal medya paylaşımları ile elde edilen diğer delillere yer verildi. İddianamede, tutuklu sanıklar araştırma görevlileri Yavuz Selim Söylemez, Emir Şahin, İbrahim Çam, Abdullah Sayın, Abdullah Başer, Ahmet Bostan, Ahmet Berk Kurtuluş, Doç. Dr. Ali Delice, Doç. Dr. Aşkın Şeker, Beyza Gürcü, Yrd. Doç. Dr. Gerçek Şahin Yücel, Doç. Dr Hakan Kaptan, İbrahim Gür, okutman İbrahim Selçuk Ardıç ve Doç. Dr Yusuf Kılınç'ın örgütün haberleşme programı olan ByLock kullanıcısı olduğu belirtildi. Sanıklardan 10'nun Kanun Hükmünde Kararname ile meslekten ihraç edildiği, 5'inin ise açığa alındığı vurgulanan iddianamede, sanıklardan ele geçirilen dijital malzemelerin inceleme işlemlerinin sürdüğü ve işlemlerin bitmesi durumunda gerekli evrakların da mahkemeye sunulacağı kaydedildi. İddianamede, ByLock isimli programı kullanmaları, örgütün çağrısı üzerine Bank Asya'da ya yeni hesap açıp ya da açılmış hesaplara para yatırmaları, Digiturk platformundan çıkmaları ile tüm deliller ışığında sanıkların "FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi" olduğuna ilişkin yeterli şüphenin ve delilin bulunduğu belirtilerek, sanıkların "silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. | FETÖ'nün Marmara Üniversitesi'ndeki yapılanmasına ilişkin iddianame | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: İzmir'in Bergama ilçesinde yaşayan 33 yaşındaki Sedat B'nin ailesi, yaklaşık 1 ay önce polise başvurarak, oğullarının kaybolduğunu bildirdi. Olayla ilgili araştırma başlatan polis, dün gece, kaybolduğu bildirilen şahsın evinde inceleme yaptı. Evin bir odasındaki tümseği fark ederek, burayı kazan ekipler, Sedat B'nin beze sarılı cesedini buldu. İlk belirlemeye göre, başına sert cisimle vurularak öldürüldüğü tespit edilen Sedat B'nin cesedi, otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Polis, öldürülen kişinin ağabeyi O.E'yi gözaltına aldı. | Öldürüp evine gömmüşler | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: 11. Cumhurbaşkanı 'ün Cumhurbaşkanlığı Tarabya Yerleşkesi'nde yeni ikametgahının inşasıyla ilgili mücbir sebeplerden kaynaklanan gecikme nedeniyle yerleşkeyi kullanmak durumunda kaldığı ve bu zorunlu konaklamaya bağlı olarak Tarabya Yerleşkesi'nde kendileriyle ilgili yapılan tüm masrafların tarafından bizzat karşılandığı belirtildi. 'ün internet sitesinde yer alan açıklamada, 'ün Tarabya Yerleşkesi'nde kalmasına ilişkin basında yer alan spekülatif haberlere istinaden kamuoyunun doğru şekilde bilgilendirilmesine ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. 'ün yeni ikametgahının inşasıyla ilgili mücbir sebeplerden kaynaklanan gecikme nedeniyle ve Cumhurbaşkanı 'ın teklifi üzerine geçici olarak Cumhurbaşkanlığı Tarabya Yerleşkesi'ni kullanmak durumunda kaldığı kaydedildi. Gül'ün siyasi hayatı boyunca ve devletin çeşitli kademelerinde üstlendiği görevler sırasında sergilediği kamu malına yönelik doğruluk, dürüstlük anlayışı ve etik tavrının kamuoyu tarafından yakinen bilindiğine işaret edilen açıklamada, şöyle denildi: "Cumhurbaşkanı , yeni ikametgahının bitme aşamasına gelen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte kısa bir süre içerisinde Tarabya Yerleşkesi'nden ayrılacaktır. Bu zorunlu konaklamaya bağlı olarak Tarabya Yerleşkesi'nde kendileriyle ilgili yapılan tüm masraflar 11. Cumhurbaşkanı tarafından bizzat karşılanmaktadır." | Bütün masraflar Gül'den | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine yönelik tasarı TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek, yasalaştı. Yasaya göre, ''elektronik biletle'' maça girilecek. Şike ve teşvik primine ağır cezalar verilecek. Maçtan önce şike ve teşvik pirimini ihbar edene ceza verilmeyecek. Hakaret eden taraftarlara, şikayet şartı aranmaksızın adli para cezası verilecek. Alkol, uyuşturucu ya da uyarıcı madde etkisi altında olduğu açıkça anlaşılan kişi spor alanlarına alınmayacak. Maç günü görevde olmayan kolluk görevlileri, ücret karşılığı maçlarda görevlendirilebilecek. — Kanuna göre, ev sahibi spor kulüpleri, spor alanlarında sağlık ve güvenliğe kadar ilgili spor federasyonları ve uluslararası spor federasyonlarınca belirlenen önlemleri almakla yükümlü olacak. — Çocuklar ve engellilerin müsabakaları izleyebilmeleri için yer tahsis edilecek. Seyircilerin oturma yerleri numaralandırılacak, kapasitenin üzerinde ve biletsiz seyirci alınamayacak. — ''Elektronik biletle'' maça girilebilecek. Bu amaçla elektronik kart oluşturulacak. Elektronik kartta, kişinin adı, soyadı, kimlik numarası ve fotoğrafı olacak. Seyircinin, izlemek istediği maçın bileti bu karta yüklenecek. Stadyuma bu kart gösterilerek girilecek. — Bilet organizasyonu ve seyircilerin spor alanlarına giriş ve çıkışlarına ilişkin denetim yetkisi federasyonlara ait olacak. Federasyonlar bu amaçla merkezi kontrol sistemi oluşturacak. Elektronik kart için alınan kişisel bilgiler federasyon bünyesindeki bir merkezi veri tabanında tutulacak. Veri tabanı Maliye ve İçişleri bakanlıklarının erişimine açık olacak. Elektronik kart ve biletlerin satış ve dağıtımına ilişkin yerel uygulamalar kulüpler tarafından, sistem üzerinden merkezi satışlar ise ilgili federasyonlarca yapılacak. Elektronik kart bilgilerinin kulüpler adına reklam ve pazarlamasında ilgili federasyonlar yetkili olacak. Federasyonlar bu yetkilerini kısmen veya tamamen üçüncü kişilere devredebilecek. — Merkezi bilet pazarlamadan elde edilecek gelirler kulüplere ait olacak, bu gelirler, kamu kuruluşlarına ait alacaklar hariç, haczedilemeyecek. — Spor alanlarında; güvenliğin sağlanması ve bu düzenlemelere aykırı davrananların tespiti amacıyla gerekli teknik donanımlar kurulacak. Basketbol, voleybol ve hentbol dalları elektronik kart kapsamı dışında olacak. — Spor kulüpleri, genel kollukla birlikte görev yapmak üzere, yetecek sayıdaki özel güvenlik görevlisini, seyirci ve sporcuların sahadan ayrılacağı zamana kadar müsabakanın yapılacağı yerde bulunduracak ve spor alanının iç güvenliğini sağlayacak. — Maç günü görevde olmayan kolluk görevlileri, günlük harcırahın iki katı kadar ödenekle maçlarda görevlendirilebilecek. Bu harcırah, günlük 50-60 TL arasında değişecek. — Özel güvenlik görevlileri ateşli silah taşıyamayacak. Spor kulüpleri, yönetim kurulu üyeleri arasından bir veya birkaç kişiyi, taraftardan sorumlu kulüp temsilcisi olarak belirleyecek. — Spor müsabakalarında, müsabaka alanının çevresinde bulunan ve insan hayatı açısından tehlike oluşturabilecek yerlerde müsabakaların seyredilmemesi için il veya ilçe spor güvenlik kurulları gerekli önlemleri alacak. Şike ve teşvik primine ağır cezalar getiriliyor. Bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla, bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden kişi 5 yıldan 12 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılacak. Kendisine menfaat temin edilen kişi de bu suçtan dolayı müşterek fail olarak cezalandırılacak. Şikeye katkıda bulunan kişiler de aynı cezaya mahkum edilecek. Maçtan önce şike ve teşvik primini ihbar edene ceza verilmeyecek. Suçun; kamu görevinin sağladığı güven veya nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle, spor kulübünün yönetim kurulu başkan veya üyelerince, örgüt faaliyeti çerçevesinde, bahis oyunlarının sonuçlarını etkilemek amacıyla işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılacak. Milli takımların veya milli sporcuların başarılı olmasını sağlamak amacıyla, spor kulüplerince kendi takım oyuncularına veya teknik heyetine müsabakada başarılı olabilmelerini sağlamak amacıyla prim verilmesi veya vaadinde bulunulması halinde bu cezalar uygulanmayacak. Spor alanlarına ruhsatlı dahi olsa silah, bulundurulması yasak olmayan kesici, ezici, bereleyici veya delici aletler, patlayıcı, parlayıcı, yanıcı veya yakıcı maddeler ile uyuşturucu veya uyarıcı maddeler ile alkollü içecekler sokulamayacak. Genel kolluk görevlileri ile özel güvenlik görevlileri, izleyicilerin üstünü ve eşyasını teknik cihazlarla ve gerektiğinde el ile kontrol edebilecek ve arayabilecek. Spor müsabakası öncesinde, esnasında, sonrasında, spor alanının çevresinde ve müsabakanın yapılacağı yere geliş ve gidiş güzergahlarında taraftarların üzeri ve eşyası aranabilecek. Kesici, ezici, bereleyici veya delici aletler ile patlayıcı, parlayıcı, yanıcı veya yakıcı maddeleri spor alanlarına sokan kişi, 3 aydan 1 yıla kadar hapis; müsabaka düzenini bozabilecek veya çevreyi kirletebilecek nitelikte her türlü maddeyi sokan kişi ise 20 günden az olmamak üzere adli para cezasına mahkum edilecek. Bu alet veya maddeleri seyircilere vermek amacıyla spor alanına sokan veya spor alanında seyircilere temin eden kişi, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Bu alet veya maddeleri spor alanında kullanan kişi, bu nedenle maç düzeninin bozulması halinde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına mahkum edilecek. Spor alanlarına müsabaka sırasında uyuşturucu ve uyarıcı maddeler ile alkollü içecek sokan kişi, adli para cezasına çarptırılacak. Spor alanlarına sokulması yasak olmayan maddeleri kullanarak müsabaka düzeninin bozulmasına sebebiyet veren kişi, adli para cezasına mahkum edilecek.
Hakaret olarak algılanacak tarzda aleni olarak söz ve davranışlarda bulunan taraftarlara, şikayet şartı aranmaksızın, 15 günden az olmamak üzere adli para cezası verilecek. Spor alanlarında veya çevresinde toplum kesimlerini din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet veya mezhep farkı gözeterek hakaret edici söz ve davranışlarda bulunan kişi 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Bu suçların, yazılı pankart taşınarak ve asılarak ya da duvarlara yazı yazılarak işlenmesi halinde ceza yarı oranında arttırılacak. Bileti olmadan spor alanlarına giren kişi adli para cezasına mahkum edilecek. Maçlara girmesi yasaklanan kişi, maça biletsiz girerse 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasına mahkum edilecek. Spor alanlarına söz konusu düzenlemelere aykırı olarak seyirci kabul eden veya kabul edilmesini sağlayan kişiye 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilecek. Elektronik kartı yetkisiz olarak üreten, satan, satışa arz eden, devreden, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi 1 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak. Maç için seyirci kabulüne başlanmasından tahliyesine kadarki zaman içinde yetkisiz olarak müsabaka alanına, soyunma odalarına, odaların koridorlarına, sporcu çıkış tünellerine giren kişiye, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilecek. Müsabakalarda meydana gelen zararların tazmini konusunda zarar veren kişiler ve onların taraftarı olduğu spor kulübü müteselsilen sorumlu olacak. Şiddet olaylarına karışan kişinin müsabakaları ve antrenmanları izlemek amacıyla spor alanlarına girişinin yasaklanmasını öngören ''seyirden yasaklanma'' uygulaması da getiriliyor. Kişinin, düzenlemede tanımlanan veya yollamada bulunulan ilgili kanunlardaki suçlardan dolayı hakkında güvenlik tedbiri olarak spor müsabakalarını seyirden yasaklanmasına karar verilecek. Hükmün kesinleşmesiyle infazına başlanan seyirden yasaklanma yaptırımının süresi, cezanın infazı tamamlandıktan itibaren bir yıl geçmesiyle sona erecek. Bu güvenlik tedbirine ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi halinde, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl geçmesiyle bu güvenlik tedbirinin uygulanmasına son verilecek. Bu suçlardan dolayı hakkında soruşturma başlatılan kişi, mahkeme tarafından karar verilinceye kadar tedbiren maçlara alınmayacak. Alkol, uyuşturucu ya da uyarıcı madde etkisi altında olduğu açıkça anlaşılan kişi, spor alanlarına giremeyecek. Bu şekilde giren kişi dışarı çıkmamakta ısrar ederse zor kullanılarak dışarı çıkartılacak. Seyirden yasaklanan kişi, taraftarı olduğu kulübün maçının yapılacağı gün, maçın başlangıç saatinde ve bundan bir saat sonra bulunduğu yere en yakın genel kolluk birimine başvurmak zorunda olacak. Müsabakalarda özel güvenlik görevlisi bulundurma yükümlülüğüne aykırı hareket eden spor kulüplerine, eksik özel güvenlik görevlisi sayısı itibarıyla 100 TL idari para cezası verilecek. Elektronik bilet uygulamasına geçilmemiş spor alanlarına biletsiz ya da kapasitenin üstünde seyirci alan spor kulübüne verilecek cezanın alt limiti 5 bin TL, üst limiti ise 50 bin TL olacak. Bu hüküm, profesyonel futbol ligi maçlarında uygulanacak. Spor müsabakalarının güvenlik veya düzenini bozabilecek ya da sporda şiddeti teşvik edecek şekilde basın ve yayın yoluyla açıklamada bulunan kişilere 5 bin TL'den 50 bin TL'ye kadar idari para cezası verilecek. Şiddeti teşvik edecek açıklamaları yayımlayan basın ve yayın organı işleticisine 100 bin TL'den 500 bin TL'ye kadar idari para cezası verilecek. HSYK'nın görevlendireceği asliye ve ağır ceza mahkemeleri bu suçlara bakacak. En üst futbol liginde bulunan kulüpler bir yıl, diğer kulüp veya kuruluşlar ise 3 yıl içinde maç biletlerini elektronik sistemde oluşturacak, kamera sistemini kuracak, ev sahibi ve misafir takımların bekletme odalarını oluşturacak. | Şiddetin olmadığı statlar için! | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: 7 milyon 650 bin Euro (27.8 milyon TL) bonservis bedeliyle Fenerbahçe tarihinin en pahalı savunmacısı olan Simon Kjaer, birçok takımı peşine taktı. Chelsea, Roma, İnter gibi devlerle adı anılan Danimarkalı, Fenerbahçe’de çok mutlu olduğnu söyledi. Kjaer, “Ben ve ailem İstanbul’da olmaktan dolayı memnunuz. Fenerbahçe’de büyük başarılar kazanıp, Şampiyonlar Ligi’nde oynamak istiyorum. Ayrılmaya niyetim yok” ifadelerini kullandı. | Kjaer'den transfer iddialarına yanıt geldi | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: İran'a yedinci resmi ziyaretinde bulunan Esad, Tahran'daki Mehrabad hava alanında Dışişleri Bakanı Menuçehr Mutteki tarafından karşılandı. Üst düzey heyetin eşlik ettiği Esad için, Cumhurbaşkanlığı sarayında İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad tarafından resmi karşılama töreni düzenlenecek. Esad'ın ziyaretiyle, 12 Hazirandaki seçimlerde yeniden cumhurbaşkanı seçilen Mahmud Ahmedinejad'ı tebrik etmeyi ve iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmeyi hedeflediği belirtildi. Ahmedinejad ve diğer yetkililerle de görüşecek olan Esad'ın, bölgesel gelişmeler konusunda İran tarafıyla fikir alışverişinde bulunacağı kaydedildi. Esad'ın ziyaretinin, ayrıca Ahmedinejad'ın 5 Mayıstaki resmi Şam ziyaretine cevap niteliği taşıdığı ifade edildi. İran Cumhurbaşkanı, göreve geldiği 2005'ten bu yana Suriye'ye üç ziyarette bulunurken, Esad göreve geldiği 2000'den beri sonuncusu 2 Ağustos 2008'de olmak üzere İran'ı altı kez ziyaret etmişti. Ahmedinejad'ın ikinci cumhurbaşkanlığı döneminde İran'ı ziyaret eden ilk yabancı cumhurbaşkanı olan Esad, Ahmedinejad'ın ilk döneminde de Tahran'a üç resmi ziyarette bulunmuştu. | Suriye Cumhurbaşkanı Esad İran'da | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: 1915 olaylarının “soykırım” olarak tanınması için İsrail Parlamentosu’nda görüşme yapılacağı yönündeki haberler, İsrail tarafından resmi olarak doğrulanmadı. Haberin, Rus kökenli Yahudilerin internet gazetesi olarak bilinen ve yayıncı ortakları arasında Emenistanlıların da bulunduğu IzRus isimli site tarafından duyurulması, bu konuda bir manüplasyon yapıldığı kuşkusunu gündeme getirdi. İsrail Parlamentosu Knesset’in böyle bir konu üzerinde görüşme hazırlığı içerisinde olmadığı bilinirken, muhalefetteki sol eğilimli Meretz partisinin önerge hazırladığını duyuran IzRus’a İsrail basını yerine Türk basını daha fazla itibar gösterdi. Site, muhalefetteki sol eğilimli Meretz partisi lideri Haim Oron’un, Ermeni soykırım tasarısını önümüzdeki ay Knesset’e taşımaya hazırlandığını belirtirken, İsrail basınında konuya ilişkin tek cümlelik bir haber dahi yer almadı. Ancak Meretz lideri Oron, geçen yıl Mayıs ayında Knesset’e, Ermeni iddialarının tartışılması için önerge sunmuş, bu önerge oy çokluğuyla rededilmişti. IzRus sitesi, Ermeni tasarısının bu yıl hem İsrail içinde hem de dışarıda her zamankinden daha fazla gündemde olduğunu belirterek, jeopolitik nedenlerle önergenin artık Türkiye-İsrail ilişkileri kapsamında görülmediğini öne sürdü. Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanan gerginliğin önergenin önündeki en büyük engellerden birinin kalkması anlamına geldiğini savunan IzRus haber sitesi, Ankara’nın dış politikasında yaşanan Batı’dan İslam dünyasına kayma sürecinin de “soykırım” iddialarını içeren tartışma önergesi için Meretz’in elini güçlendireceğini ileri sürdü. | Haber mi, manüplasyon mu? | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Irak'ın kuzeyinden Habur Sınır Kapısı'na gelen, terör örgütü PKK üyesi olduğu belirtilen 7 kişi burada güvenlik güçlerine teslim oldu. Teslim olanlardan birinin 2 çocuğunu da yanında getirdiği bildirildi. 7 kişinin sorgusu sürüyor. | 7 PKK’lı teslim oldu | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Bu yıl 69'uncusu düzenlenecek dünyanın prestijli film festivallerinin başında gelen Venedik Film Festivali'nin bu yılki programı belli oldu. Venedik Bienali kapsamında düzenlenen etkinliklerden en önemlilerinden olan Venedik Film Festivali, 29 Ağustos-8 Eylül tarihlerinde, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da Venedik'teki Lido yarımadasında düzenlenecek. Hintli yönetmen Mira Nair'in, başrollerinde Riz Ahmed, Kate Hudson, Kiefer Sutherland ve Liev Schreiber'ın yer aldığı ''The Reluctant Fundamentalist'' isimli filmiyle açılış yapacak festivalde, bu yıl jüri başkanlığını ABD'li yönetmen Michael Mann yapacak. Sinema dünyasının merakla beklediği festivalde gösterilecek filmler bugün kamuoyuna açıklanırken, en iyi film dalı olan ''Altın Aslan'' için yarışacak 17 film şöyle oluştu: ''Yönetmen Olivier Assayas'dan; 'Apres Mai', yönetmen Ramin Bahrani'den 'At any price', yönetmen Marco Bellocchio'dan, 'Bella Addormentata', yönetmenler Peter Brosens ve Jessica Woodworth'tan 'Le Cinquieme Saison', yönetmen Rama Burshtein'dan 'Lemale Et Ha'Chlal (Fill the Void)', yönetmen Daniele Ciprì'den, 'E' stato il figlio', yönetmen Francesca Comencini'den, 'Un giorno speciale', yönetmen Brian de Palma'dan, 'Passion', yönetmen Xavier Giannoli'den, 'Superstar', yönetmen Kim Ki-Duk'tan, 'Fieta', yönetmen Takeshi Kitano'dan, 'Outrage Beyond', yönetmen Harmony Korine'den 'Spring Breakers', yönetmen Terrence Malick'ten 'To the Wonder', yönetmen Brillante Mendoza'dan, 'Sinapupunan (Thy Womb)', yönetmen Valeria Sarmiento'dan, 'Linhas de Wellington', yönetmen Ulrich Seidl'dan, 'Paradies: Glaube (Paradise: Faith)' ve yönetmen Kirill Serebrennikov'dan 'Izmena' (Betrayal).'' Festivalin 'Dünya sinemasında yeni akımlar' başlığıyla düzenlenen 'Orrizonti' yani 'Ufuklar' kategorisinde de bir Türk filmi bulunuyor. Yeşim Ustaoğlu'nun yazıp, yönettiği, başrollerinde Neslihan Atagül, ve Barış Hacıhan'ın yer aldığı Türkiye-Almanya-Fransa ortak yapımı ''Araf'' filmi, ''Somewhere in Between'' ismiyle ödül arayacak. 69. Venedik Film Festivali'nde gösterilecek bir diğer Türk filmi ise yönetmenliğini Ali Aydın'ın üstlendiği ''Küf'' oldu. Türkiye-Almanya ortak yapımı Küf, festivalin ''Uluslararası Film Eleştirmenleri Haftası'' kapsamında gösterilecek. Aydın'ın ilk uzun metraj filmi olan Küf'ün başrollerini, Ercan Kesal, Muhammet Uzuner, Tansu Biçer paylaşıyor. Venedik'te gösterilecek Küf, aynı zamanda dünya prömiyerini de yapmış olacak. Bu arada, festivalin yarışma dışı kategorisinde de 24 film gösterilecek. | 'Araf' ve 'Küf' Venedik'te | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Reidin.com Ağustos 2012 verileri yayınlandı. Rapora göre; Türkiye'de taşınmaz mülk sahibi yabancı uyruklu kişi sayısı 125 bin 449. Bu kişilere ait taşınmaz mülk sayısı ise 116 bin 455 adet. En fazla mülk sahibi yabancı kişi barındıran iller sıralamasında Antalya, 42 bin 173 mülk sahibi yabancı kişi sayısı ile ilk sırada yer alıyor. Sıralamada Antalya'nın ardından sırasıyla Muğla ve Aydın illeri geliyor. İstanbul, 13 bin kişi ile dördüncü sırada yer alıyor. Türkiye'de en fazla mülk edinen yabancıların Avrupa ülkelerinden olduğu göze çarpıyor. En çok mülk edinen ülkelerin sıralamasında 35 bin 825 kişi ile İngiltere geliyor. İngiltere'yi Almanya ve Yunanistan takip ediyor. Türkiye'de 77 ili kapsayan veri tabanına göre hazırlanan raporda; taşınmaz sayısı itibariyle Türkiye'nin yabancılar tarafından en çok tercih edilen ili Antalya olurken, en az tercih edilen illeri ise Gümüşhane, Siirt ve Van olarak sıralanıyor. Ağustos 2012 verileri, Türkiye'de yabancı uyruklulara ait toplam taşınmaz alanın 89.358.949 m2 olduğunu gösteriyor. Yabancılara ait en fazla alanı barındıran iller ise Konya, Antalya ve Muğla. | Yabancı yatırımcının tercihi Antalya | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, mülkiyetle ilgili kapsamlı önerilerini 3 Eylülde sunacak, 7 ve 10 Eylül de ise önerilere ilişkin tam gün görüşme yapacak. Liderlerin Lefkoşa ara bölgede yaptığı görüşme sona erdi. KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu, görüşmenin ardından Cumhurbaşkanlığına dönüşünde yaptığı açıklama, bugünkü görüşmede, genelde Eylül ayının görüşme programı üzerinde durduklarını belirtti. 3 Eylül Cuma günü bir araya geleceklerini ve mülkiyet başlığına ilişkin kapsamlı önerilerini karşılıklı sunacaklarını açıklayan Eroğlu, 7 ve 10 Eylül tarihlerinde ise saat 10.00'dan 17.00'ye kadar tam gün, önerilerle ilgili görüşme yapacaklarını bildirdi. Eylül ayında kendisinin ve Hristofyas'ın yurt dışı ziyaretleri olacağına işaret eden Eroğlu, o nedenle Eylül ayında 3 görüşme belirlediklerini kaydetti. Eroğlu, ''7 ve 10'undaki toplantı gündeminde tam gün müzakere edeceğiz. Tahmin ederim yakınlaşma olabilir. Birbirimizin önerilerini enine boyuna tartışma, bir uzlaşı noktasına gelme mümkün hale gelebilir. Bunları 7'sinde ve 10'unda yapacağımız toplantılarda göreceğiz'' dedi. Eroğlu, bir soru üzerine, tam gün görüşmelerde, sadece mülkiyet konusunun ele alınacağını belirtti. Bu arada liderler bu akşam, Hristofyas'ın Limasol'daki evinde yemekte buluşacak. | Kıbrıs'ta 'yakınlaşma' olabilir | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: İstanbul'da uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyon düzenlendi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Beyoğlu Dolapdere başta olmak üzere birçok mahallede tespit edilen adreslere özel harekat polisleri ve polis helikopteri desteğinde eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi. Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı timler ile özel harekat polisleri, şüphelilerin direnmesi üzerine tespit edilen adreslere zor kullanarak ve kapılarını kırarak girdi. Şüphelilerin evlerinde ve bahçelerinde yapılan arama çalışmaları sonucu bir evin arka bahçesinde iki tabanca ele geçirildi. Polis ekiplerinin operasyon düzenlenen adreslerdeki çalışmaları sürerken, gözaltına alınan şüphelilerin sağlık kontrolünden geçirildikten sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğünün Vatan Caddesi'ndeki yerleşkesine götürüleceği öğrenildi. | İstanbul'da uyuşturucu operasyonu | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Doğumun 37. gebelik haftasından önce olması durumu, tıpta “ ” olarak tanımlanıyor ve bebek organ sistemleri tam olarak olgunlaşmadan dünyaya geldiği için bazı sorunlarla karşılaşılma riski artıyor. Bebeğin gebelik haftası ve doğum ağırlığı ne kadar küçükse, riskler o kadar fazla. Özellikle 32 haftadan önce ve 1500 gramdan düşük ağırlıkta doğum gerçekleşmişse bu risk daha da yüksek. 17 Kasım Dünya Prematüre Günü öncesinde erken doğan bebekler hakkında bilgi veren Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı , dünyada ve Türkiye’de tüm gebeliklerin ortalama yüzde 10'unun erken doğumla sonuçlandığını belirtti. Günümüzde obstetrik bakımdaki (gebelik takibi) gelişmeler sonucunda riskli hamileliklerin erken saptanarak, uygun tedavi ile anne ve bebeğin sağlığının korunmaya çalışıldığını belirten Prof. Akman, şöyle konuştu: “Buna rağmen, bazı durumlarda ‘prematüre doğum’ kaçınılmaz olmaktadır. Neonatolojideki (Yenidoğan Bilim Dalı) ilerlemelerle çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerin sağ kalımları giderek artmaktadır. Ülkemizde de doğum ağırlığı 750-1000 gram olan bebeklerde sağ kalım yüzde 70 oranında, doğum ağırlığı 1000 gramın üzerindeyse yüzde 90’nın üzerinde mümkün olmaya başlamıştır.” Prematüre bebek riski pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilirken, bunlar arasında yüzdesel olarak en yüksek olanları şöyle sıralamak mümkün: • Annenin yaşının 18 yaş altı ve 40 yaş üstünde olması, • Annenin geçirdiği enfeksiyonlar, • Rahimdeki anatomik problemler (perdeli rahim, rahim ağzı gevşekliği vs.) • Plasenta (bebeğin eşi) problemleri (plasentanın önde gelmesi veya yerinden kopup ayrılması), • Annenin kronik hastalıkları olması (hipertansiyon, romatizma vs.) • Çoğul gebelikler, • Sigara kullanımı. Dr. Akman’ın verdiği bilgilere göre, bağışıklık sistemi, antikor geçişi ve organ gelişimi tam olmayan prematüre bebeklerde en sık görülenler problemler ise şunlar: • Solunum sıkıntısı, • Beslenme problemleri, • Enfeksiyonlara yatkınlık, • Beyinde kanamalar ve oksijen düşüklüğüne bağlı hasar oluşumu, • Kemik erimesi. Prematürelere uygulanan bütün tedavi ve müdahalelere rağmen, kimi zaman doğumdan önce ve doğumdan hemen sonra ortaya çıkan sağlık sorunlarının kalıcı olabildiğini belirten Uzman, “Bunlar arasında bebeğin hastanede kaldığı erken dönemde solunum sıkıntısı (RDS), beslenme problemleri, enfeksiyonlara yatkınlık, beyinde kanamalar ve oksijen düşüklüğüne bağlı hasar oluşumu ve kemik erimesi gibi sorunlar başta geliyor. Taburculuk sonrasındaki dönemde ise prematüre bebeklerin yüzde 10’unda yeterli kilo alamama ve göz sorunları görülürken, yüzde 5-10’unda nörolojik sorunlara, sadece yüzde 1’inde ise işitme sorunlarına rastlanmaktadır” dedi. Gebelikte düzenli takibin önemine vurgu yapan Prof. Akman, bebekleri erken dünyaya gelen ailelere şu önerilerde bulundu: • Prematüre bebek yoğun bakımdan taburcu olduktan sonra bebeğin kontrollerini yenidoğan uzmanı veya bu konuda deneyimli bir çocuk doktoru yapmalıdır. • Bebeğin nörolojik gelişimi yakinen takip edilmeli ve yüksek riskli bebekler erken müdahale programına alınarak fizyoterapileri başlatılmalıdır. • Bebeğin göz ve işitme taramaları zamanında ve eksiksiz yapılmalıdır. • Bağışıklık sistemi tam gelişmediği için enfeksiyonlara yatkınlık olabilir, kalabalık ortamlara girilmemeli, genel hijyen kurallarına uyulmalıdır. • Bebeğin tüm aşıları kronolojik yaşa göre ve doz azaltılması yapılmadan uygulanmalıdır. Bebeğin beslenmesi, aylık kilo, boy ve baş çevresi artışı takip edilmelidir. Fotoğraflar: Getty Images Turkey | Doğru tedaviyle prematüre doğum önlenebilir | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: SPD Genel Başkanı Sigmar Gabriel ve , partinin genel merkezi Willy Brandt Haus'ta ortak basın toplantısı düzenledi. Gabriel, Schulz'un seçimlerde daha fazla şansı olduğunu belirterek, ''Partimiz ve kendimiz için doğru karar bu. Ben başbakan adayı olmayacağım.'' dedi. SPD'nin genel başkanlığını da bırakacağını bildiren Gabriel, seçimlere kadar dışişleri bakanlığını üstlenmek istediğini dile getirdi. Sigmar Gabriel, 7 yıldan fazladır SPD'nin genel başkanlığını yaptığını hatırlatarak, 'daki lara teşekkür etti. Martin Schulz'u, "Büyük bir sosyal demokrat" olarak niteleyen Gabriel, ''Schulz uzun yıllar siyasi tecrübesi olan, siyasette her konumda görev almış birisi. Önümüzdeki seçim hiçbir zaman olmadığı kadar önemli. Başarılı bir aday ve lider olacağına inancım tamdır. Kolay bir karar değildi ancak doğru olan karar buydu. Bugün size bir sürpriz yaptım. Bu sefer partimiz seçimlerde bir sürpriz yapacak" dedi. 'nin genel başkanlığını devralacak Schulz ise, kendisi için tarihi bir gün olduğunu ifade ederek, ''Büyük bir şeref ve gururla görevi kabul ettim. Bu zor zamanda ülkemizin yeni bir yönetime ihtiyacı var'' diye konuştu. Schulz, geçen cumartesi Gabriel ile bir araya geldiklerini ve bu kararı orada aldıklarını vurguladı. SPD'de pazar günü yapılacak yönetim toplantısında, alınan kararlara resmiyet kazandırılacak. Mart ayında toplanacak kongrede de parti yönetiminde değişiklik yapılacak. | Merkel'in rakibi Martin Schulz olacak | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: söylemleri bir yana Twitter'ın kapatılması Dünya basınında da geniş yer aldı. Twitter'ın kapatılmasını Rüşvet ve Yolsuzluk tapelerine bağlayan yurttaşlar yasağın başlaması ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Mısır için attığı Tweeti paylaşmaya başladı. Cumhurbaşkanı Gül Mısır'daki baskıcı rejime karşı çıkan Mısırlıların Twitter ve Facebook gibi sosyal ağlardan örgütlenerek sokağa çıkması karşısında Mısır yönetiminin internetin fişini çekmesine attığı tweetle tepki göstermişti. Ancak Abdullah Gül İnternet Sansürüne onay verdiğini yine internetten duyurarak tepki çekmişti. İŞTE ABDULLAH GÜL'ÜN ATTIĞI O TWEET | Artık Abdullah Gül'ün o uyarısı paylaşılıyor | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Obezite cerrahisinin güvenlik ve etkinliği ile ilgili güncel kanıtların değerlendirildiği Royal College Kadın Hastalıkları ve Doğum Akademisi’nin incelemesinde, ameliyatın doğurganlıkla ilgili bazı önemli verileri iyileştirdiği gözlemlendi. sonrası hamilelik ve doğum sürecinin, ameliyat olmamış obez anne adaylarına kıyasla daha olumlu geçtiği, hatta toplum geneli ile benzer sonuçlar elde edildiği belirtildi. İncelemede; "Obezite girişimlerinden sonra dünyaya gelen çocuklar ile ilgili uzun süreli sonuçlarda da olumlu gelişmeler görülmektedir" şeklinde bir görüş bildirildi. Raporda; obezite için cerrahi girişim düşünülürken; hastaların, doğum uzmanlarının ve cerrahların; uzun vadeli sağlık ve iyilik hali karşılığında, cerrahi girişimin risklerini de dengelemelerinin şart olduğuna vurgu yapıldı. Bu açılardan klinisyenlerin, her girişim için anne ve bebek yönünden risk ve faydaları değerlendirmeleri gerekiyor. Bu amaçla; emilimi bozan ameliyatların, kilo kontrolü ve diyabet üzerine olan etkileri ile demir, vitamin, mineral ve kalsiyum eksikliği yapıcı etkilerinin tartılması ve te daha çok arzu edilen beslenme profilinin sağlanması büyük önem taşıyor. Rapora göre, obez kadınlarda doğurganlığın artırılması için obezite cerrahisi net faydalar sağlayabiliyor. Ancak obezite cerrahisi ile ilgili çalışmayı değerlendiren kurul tarafından bazı endişeler dile getirildi. En önemli endişelerden biri; cerrahi sonrası, anne ve bebekte meydana gelen faydaların, tüm alanları kapsayıp kapsamadığı. İncelemelere göre; bebekteki bazı bulgular, cerrahi öncesindeki obezite ve metabolik sonuçlar ile karışmış durumda ve bazı veriler, cerrahi sonrasında doğan bebeklerde daha kötü sonuçlar görüldüğü izlenimini veriyor. Açıklanan belirsizlikler nedeniyle; gelecekte yapılacak çalışmalarda, bebeklere ait daha uzun dönemli sonuçların derinlemesine araştırılması gerekiyor. Bu kapsamda; cerrahi sonrası doğurganlık, anne ve bebekte meydana gelen iyileşmenin uzun süreli kilo kaybına bağlı olup olmadığı, farklı cerrahi tiplerinin etkinliği ve istenmeyen durumları nasıl ve ne düzeyde etkilediğinin detaylı araştırılması lazım. Raporda, popülerliği artan, besin ve vitamin eğilimini bozma potansiyeli daha düşük ameliyatların fayda oranları ve risklerinin de aynı şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Kurul sözcüsü , "Elimizdeki verilerle obezite cerrahisinin, obez kadınlarda doğurganlık ve üreme ile ilgili sonuçlarda çok etkili olduğunu söyleyebiliriz; ancak cerrahinin obezlerde ilk tedavi olarak önerilmemesi gerekiyor" şeklinde konuştu. Dr. Balen, tüm büyük ameliyatlarda görülme riski bulunan sorunlara ek olarak, obezite cerrahisi sonrasında belirgin bir yaşam tarzı değişikliğinin de gerekli olduğunu belirtti. Ameliyat sonrası iyileşmek için ihtiyaç duyulan sürenin yanı sıra, başlangıçtaki kilo kaybı döneminin de hamile kalmayı 12-18 aya kadar geciktirebileceğini vurguladı. Obezite cerrahisi sonrasında hamile kalan kadınların, hamilelikleri süresince bir uzman tarafından takip edilmesi büyük önem taşıyor. Besinsel desteğin yanında; kilo takibi, anne karnındaki bebeğin gelişiminin izlenmesi ve hamilelik diyabetinin takibinin yapılması gerekiyor. Bazı çalışmalarda bildirildiği üzere; yeni doğan bebeğin beklenenden küçük doğması ya da erken doğum durumunda da, bebeğin yakından takip edilmesi son derece önemli. | “Obezite cerrahisi doğurganlığı artırıyor” | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Son yıllarda kök hücre ve hücresel tedaviler konusunda yapılan çalışmalar, hastaların umudunu artırıyor. Türkiye bu çalışmaların gerisinde değil, tam aksine gelişmiş tedavi uygulamalarına sahip. Üstelik bunu dünyanın ileri ülkeleriyle aynı zamanda ve tamamını yerli üretimle yapıyor. Kayseri Erciyes Üniversitesi Betül Ziya Eren Genom ve Kök Hücre Merkezi (GENKÖK),2012’den beri genetik ve kök hücre alanlarında Türkiye’nin en büyük araştırma merkezi olarak önemli çalışmalara imza atıyor. | GENKÖK Türkiye'de önemli çalışmalara imza atıyor | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Sana bir haber metni vereceğim ve senden bu metne uygun bir başlık üretmeni istiyorum. Başlığı üretirken olabildiğince metne sadık kal. Cevap olarak sadece başlığı yaz.
| Haber metni: Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve basına kapalı yapılan duruşmaya, tutuksuz yargılanan 33 sanıktan 8'i, Sosyal Hizmetler avukatları, mağdur N.Ç'nin avukatları hazır bulundu. Kararını açıklayan mahkeme 33 sanıktan 28'i hakkında 1 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezası, 4 sanık hakkında da beraat kararı verdi. Bir sanığın da dava dosyası ayrıldı. Adliye çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan N.Ç'nin avukatı Reyhan Yalçındağ Baydemir, verilen kararın kendilerini memnun etmediğini söyledi. Baydemir, 7.5 yıldır takip ettikleri davanın toplumsal dava olduğunu kaydederek, şöyle devam etti: ''Karardan çok da memnun olduğumu söyleyemem. Çünkü alıkoymak suçundan dosya zaman aşımına uğratıldı. Tecavüzün bir insanlık suçu olduğunu bir kez daha vurgulamak ve hatırlatmak istiyorum. Daha adil bir karar çıkmasını bekliyorduk. Maalesef olmadı. Biz temyiz edeceğimize dair bir dilekçe sunduk. Ayrıntılı temyiz dilekçesini bir hafta içerisinde basına duyuracağız. Ciddi indirimlere uğrayanlar da oldu, beraat alanlar da var. 1 yıl 8 ay ceza alanlar var, 4 yıl 6 ay var, 5 yıl var. Değişik cezalar var.'' Mardin'de 12 yaşındaki N.Ç., 2003 yılında, aralarında çok sayıda kamu görevlilerinin de bulunduğu 33 kişinin cinsel istismarına uğramıştı. | 7 yıllık cinsel istismar davasında ödül gibi ceza | 0 | Sen yardımsever bir yapay zeka asistanısın ve sana verilen talimatları dikkatlice takip edip en iyi cevabı üretmeye çalışacaksın. |
Subsets and Splits